Şehid Abdulkadir Molla’nın kızı Amatullah Parvin, Maaile’ye konuştu!

“Türkiye’deki kardeşlere çok teşekkürlerimi sunuyorum. Onlar her zaman yanımızda oldular. Biz ümit ediyoruz ki, Türkiye daha güçlü bir şekilde yanımızda olacak. Biz inanıyoruz ki, birlik olamadığımız müddetçe rahat olamayız. Saadet ve huzur gelmesi için bir an önce İslam Birliği’ni kurmamız lazım. Bu konuda da Türkiye’nin öncülük yapması lazım. Çünkü Türkiye her açıdan önemli bir yerde ve tarih Türkiye’ye bu görevi yüklüyor…”

Bu cümleler, Bang-ladeş’te şehadet şerbetini içen Abdulkadir Molla’nın kızı Amatullah Parvin’e ait…

Parvin, Millî Gazete’nin aylık kadın ve aile dergisi Maaile’nin aralık sayısına özel bir röportaj verdi ve birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

Derginin editörü Elif Örs ve Burhan Uddin Azad tarafından hazırlanan, “Şehadet sayfaları”nda yer alan röportajı mutlaka ama mutlaka okumalısınız…

Sadece bu söyleşi mi?

Maaile’nin aralık sayısında birbirinden ilginç dosyalar var… 

Mesela, Merve Aydın Küçük’ün, “Müslüman genç kız yolda yürürken bile Hakk’ı temsil eder” başlıklı yazısı “manifesto” niteliğinde… 

Diğer makaleler ve görseller de öyle…

Henüz 2. sayısı okurun eline geçen dergi, daha şimdiden dalga dalga heyecan meydana getirmiş durumda. 

En iyisi bir Maaile alın bakın derim. 

Şunu da ifade edeyim; yalnızca Maaile’ye abonelik de mümkün. İlgili iletişim kanallarından dergiye abone olabilirsiniz…

***

Maaile’nin şubat sayısı bir de kutlu bir sürprizle taçlanacak. Hemen “nedir?” diye sormayın, tüyo yok. 

Başta Elif Örs olmak üzere tüm Maaile ekibini içtenlikle kutluyorum.

ŞUURLU ÖĞRETMEN NASIL OLUR?

ÖĞ-DER, Şuurlu Öğretmenler Derneği Genel Başkanı Hamdi Sürücü, Hayırda Yarışanlar Derneği (HAY-DER) cuma sohbetine katıldı. 

Hamdi Bey, burada şuurlu bir öğretmenin nasıl olması gerektiğini anlattı. İşte ÖĞ-DER’in penceresinden şuurlu öğretmende olması gereken özellikler: 

* Sevgi ve kardeşlikten yola çıkan eğitimciler, aynı çatı altında bir araya geldikleri zaman bir “eylem ve şuurlandırma” çalışması yaparlar.

* “Ben muallim olarak gönderildim.” diyen Sevgili Peygamberimiz’in (S.A.V.) günümüzdeki kurumsal vârisi olduğunu bilirler.

* Hicret öncesi Peygamberimiz’in (S.A.V.) Medine´ye öğretmen olarak gönderdiği birer Mus´ab b. Umeyr olduğu şuurundadırlar.

* Asrı Saadet’te Peygamberimiz’in (S.A.V.) görevlendirdiği Maune Kuyusu yanında hunharca şehit edilen İslam´ın ilk öğretmen grubu 70 sahabenin cihadı, şecaati ve şehadetini bilirler.

* İstanbul´u fetheden Fatih´in hocası Akşemseddin’dirler.

* “En hayırlınız Kur´an-ı Kerim´i öğrenen ve öğretendir” inancına sahiptirler.

* İnsanlığın saadeti için öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin ve bütün olmayı ve “Bünyan-ı mersus…” olmanın şart olduğuna inanırlar.

* Hakkın hâkim olduğu, “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya” hedeflerine sahiptirler”

ÖĞRENCİLER KARANLIKTA DERSE BAŞLIYOR

“Sabahları hem soğuk hem karanlık… Otobüsleri bile göremiyoruz…”

Son dönemde en fazla duyduğum şikâyetlerden biri bu. 

Malum, bu yıl saat düzenlemesi yapılmadı. 

Dolayısıyla öğrenciler, karanlıkta yola düşüyorlar, karanlıkta derse başlıyorlar. 

***

Bakanlar Kurulu’na buradan seslenmek istiyorum; 

“En azından belli bir dönem ve geçici de olsa saatleri düzenleme imkânı olamaz mı?”

BİZ DİLENCİ DEĞİLİZ! ÇALIŞMAK VE ÜRETMEK İSTİYORUZ!

Engelliler yıllardır farklı kişiler ve kurumlar tarafından sömürülmektedir.

Bu sömürülmenin duygusal bir altyapısı var. Engelli birini aciz olarak görmek ve eline birkaç kuruş vererek rahatlama isteği. 

Yolda giderim, “hafız bir çay iç, hafız gel bir yemek ye!” Niye bedava yiyeyim ki? Niye bedava içeyim ki? Paramı verir huzur ve güvenli bir şekilde hayatıma devam ederim. 

Geçenlerde engellilerle ilgili programdayız. Çalınan türkü, “Alnıma yazılmış bu kara yazı, aklıma gelince ağlarım bazı”. Niye hep engellilik konusu geçince duygusal bir hava eser? 

Engellilik bir gerçekliktir. Ben görmüyorum, sizler benim önüme engeller koyuyorsunuz. Sizler beni engelli hale getiriyorsunuz.

Okullar çok önemli burada. Fidanlarımız büyümeye, gelişmeye çalışıyor. Burada onların hayata, topluma bakışları çok önemli.

Okullarımızda engelli algısını olumluya çevirmek zorundayız. Fakültedeyim. “Okul deneyimi” diye bir ders var. Bir nevi staj. Okula gittim, hocamız bana dedi ki “nereden geliyorsun, dernekten mi?” Ben de dedim ki, “Eğitim fakültesinden. Okul deneyimi dersi için geldim” deyince, hoca özür diledi. 

Engellilerle dayanışma kulüpleri etkinleştirilebilir. 

Okul kitapları taranır ve olumlu algıları güçlendirilen hikâyeler ve konular belirlenir. 

Öğrencilerimizi istismarcı olmayan derneklerle tanıştırabiliriz.

Engelli öğrenciler ve diğer öğrencilerimizin birlikte yaşama kültürlerini artırıcı sanat, kültür, spor etkinlikleri düzenleyebiliriz. 

Öğrencilerimizin gezilerine, her türlü etkinliklerine engelli öğrencileri de davet edebiliriz.

Bence önemli meselelerden biri de okullarda engelliler adına eşya, kırtasiye malzeme satışını engellemek zorundayız.

Engelli dilenci mantığını geliştirici faaliyetlere okullarda fırsat verilmemesi gerekir. (SALİH ARIKAN)

“SUİKAST SURİYE İLE İLGİLİ!”

CRI TÜRK’e konuşan eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’in Büyükelçi suikastı hakkındaki ifadeleri ilginç. Bakalım mı;

* Moskova’da Suriye meselesi için üçlü görüşme yapılması ve failin El Nusra referanslı sözler söylemesi bize meselenin Suriye, özellikle de Halep’le ilgili olduğu izlenimini veriyor.

* FETÖ ile bağlantı ortaya çıkarsa, 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra bir de suikast boyutuyla karşı karşıya kalıyoruz. Böyle kripto kişilerin polisin, güvenlik güçlerinin içinde bulunması endişe verici. 

* Profesyonel bakış açısıyla failin canlı yakalanması önemli olurdu, öncelikli olmalıydı. 

* Şahsın polis olduğu biliniyor, Çevik Kuvvet’te görev almış, hatta Cumhurbaşkanı’nın korumasında bile bulunmuş; diğer bilgiler net değil. Eğitimli bir şahıs. Yaptığı konuşmalar, ideolojik bir tavır içinde olduğunu gösteriyor.

ANLAMLI KAMPANYA

Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanlığı, çok anlamlı bir kampanya başlattı. 

İstanbul genelinde organize edilen ve ihtiyaç sahibi çocuklara giyecek bağışı yapmayı hedefleyen “Çocuklar Üşümesin” kampanyasının Üsküdar ayağındaki çalışmalarına devam ediyor.

Parti, aralık ayı sonuna kadar 15 yaşta dâhil olmak üzere çocukların giyebileceği kullanılmamış bot, atkı, bere, eldiven, mont, kazak ve pantolon bağışlarını kabul ediyor. 

Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı Muhammet Gürlü, “1 Ocak’tan itibaren ihtiyaç sahiplerine giyecekleri ulaştıracağımız kampanya için hayırseverler vatandaşlarımızı destek vermeye çağırıyorum. Bağış yapmak isteyen vatandaşlarımız, 0216 343 17 90 numaralı telefondan ya da www.facebook.com/SaadetPartisiUskudar adresli sayfamızdan mesaj yoluyla Üsküdar İlçe Başkanlığımız’a ulaşabilirler.” dedi.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


Anket

Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?


YÜKLENİYOR