İmam Hatip müfredatı değişse ne olur, hayatın müfredatı değişmedikten sonra?

Mustafa İslamoğlu’nun yaptığı bir konuşmanın bağlamından kopuk bir cümlesi sosyal medyada kendisini linçe dönüştü.

İmam Hatipler üzerinden müfredatı eleştiren bu cümleye gösterilen tepkiler memleketin içerisinde bulunduğu durum konusunda oldukça dikkat çekiciydi. 

Bırakınız mezhep farklılıklarını meşrep farklılıklarına bile tahammülümüz yok.

Kulaklarımız hep hoşumuza gidecek şeyleri duymak istiyor. 

Şunu bir kez daha anladık ki davranışlarımızı şekillendirmede ne Kur’an’la irtibatımız ne de sünnetle. 

Ya hu siz ne biçim insansınız, sizin gibi düşünmeyen insanların yanılma ya da saçmalama hakları yok mudur ki hiç düşünmeden örgütlü saldırıya geçiyorsunuz. 

Pekâlâ, siz de yanılmış olabilirsiniz.

Kendi yanlışınızı kutsayıp, başkalarının yanlışlarını neden darağacına çekiyorsunuz? Müslümanlar eskiden böyle değillerdi. 

Birbirini tatlı dille iyi olana davet eder, kötü olandan usulüne uygun biçimde vazgeçirmeye çalışırlardı. 

Şimdi ne oldu bize böyle ki “yanlış”ın ve “hata”nın üzerine daha büyük yanlış ve hatalarla gidiyoruz. 

Her cemaat kendi mensuplarının hatalarını büyük bir cehtle koruyup müdafaa ediyor. 

Bir insanın yaptığı hareketin yanlış ya da doğru olmasının ölçütü cemaat inisiyatifi ya da lider kanaati ile ilgilidir. 

Aşiret ve kabile asabiyetini andıran bu yaklaşım hakikat, ilke ve düsturların özelleştirilip cemaatlerin uhdesine verildiği gibi bir garip durumu çağrıştırmaktadır. 

Bize böyle ne oldu ki bir anlaşmazlıkta hak, haklı ve adaletten yana tavır kurmak gerekirken ait olduğumuz birlikteliğin menfaatine kararlar verip şahitlikler yapar hale geldik. 

Korkarım eğer bu böyle sürüp giderse bir sofranın çevresini ya da camilerde tek bir safı doldurabilecek inanmış insanı bir arada görmek hayal olacaktır. 

Cemaat yüz tane oluşumun değişik yerlerde odaklanmasından meydana gelen bir oluşumun adı değil, birbirinden habersiz, dünyanın dört bir yanına dağılmış inanmışların tek kuvvet, ortak ses ve müşterek hedef içerisinde olmalarının adıdır. 

Bir araya gelerek bir bütünden kopma biçiminde cemaat değil olsa olsa bir araya gelerek parçalanma, yani tefrika denir. 

İslam dünyasının devletler ve milletler bazında ortak bir güç olup ittifak etmelerini beklemeden evvel bireyler olarak inanmış insanların neden ortak bir cümleyi teşkil eden anlamlı kelimelere dönüşmediğini sorgulamak lazımdır.

Toplumsal iyilik hareketlerinde bir araya gelen kişilerin birbirinin ayağını kaydırmakla işe başlamaları acınası bir durumdur. 

Bize düşen şey gözlemleyebilmektir kişilerin hareketleri ile samimiyetleri arasındaki iç tutarlığı hakkıyla. 

İslam sadece entelektüellere gelen bir din olmadığına göre bütün sözün emanetini almış olan kişiler bu mesajı geniş kitlelere ulaştırmakla yükümlüdür.

İslam’ın ve Kur’an’ın anlaşılmasına dair mevzular soğukkanlılıkla tartışılması ve ele alınması gereken mevzulardır.

Halkın içerisinde uluorta konuşulmasının faydadan ziyade zararı vardır. 

Zira din konusunda inisiyatif sahibi kişilerin ortak bir noktada buluşamamaları özellikle genç kuşaklar arasında dine dair güvensizlik ve emniyet halini ortadan kaldıracak ve derin bir boşluk oluşturacaktır. 

Kurumlar ve durumları kutsamak ya da kuramlara takılıp kalmak insanı ıskalamaktır. 

İmam Hatipler ya da İmam Hatip kuşağı eleştiriden münezzeh değildir. 

Elbette uzun yılların Türk insanını coğrafyası ile barıştırıp toprağı ile bütünleştiren İmam Hatip Liseleri bu memleketin morali ve mukavemet gücü olmuştur. 

Fakat bunun yanı sıra bazı noktalarda gerek dönemin siyasi yapısı ya da geriye bakmanın toplumsal boyun tutulması yapacağına dair anlayış İmam Hatip gerçeğini hissi yaklaşımın ötesinde bütüncül görmemizi engellemiştir.

Türkiye’de müfredat değişmez bir sorundur. 

Bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Kitapların gerek içerik, gerek dil bilgisel ve gerekse teknik açısından nesillerin ruhuna intikal edebilecek seviyede olması şarttır.

Sayın çiçeği burnunda Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımız Alparslan Durmuş’un bu konuda acil çalışmalar yapmaya yönelik irade ortaya koyduğunu biliyorum. 

Dilerim Allah’tan bilmediği ve ulaşamadığı şeylerle bizleri imtihan etmesin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR