İmanın bağı bizi oraya bağlar!

Bugünlerde nedense dilimde “Afgan dağlarında kar kucak kucak” marşı pelesenk oldu. 

Afgan kardeşlerimizin Rus tankları altında şehadet şerbetini içtiği o yıllara gittim, nedense…

1980’li yıllarda, su gibi içerek okuduğum ve takip ettiğim dergilerden biriydi, “Mavera”.  Afganistan’ın işgal edildiği dönemde bizi orada yaşananlardan haberdar eden Meral Maruf’un dergide yer alan mektupları geldi aklıma, nedense… Siz de o marşı bir kez daha okumak ve o dehşet sahneleri yeniden hatırlamak ister misiniz? Bence siz de okuyun; 

Afgan dağlarında kar kucak kucak.

Ne ev, ne bark kalmış ne de bir ocak.

Bizim evimizse, yaz gibi sıcak.

Kalmak istesen de, kalamazsın ki!

***

Ey Moskof kâfiri, ey yüzü kara

İnşallah bulursun, belanı ara

Afganlı kardeşin her yanı yara

Sarmak istesen de, saramazsın ki!

***

Beyaz kar üstünde kırmızı kanlar

İslâm’ın yoluna verilen canlar

Var mı bir Müslüman cihaddan yana

Sormak istesen de, soramazsın ki!

***

Afgan’da olanlar yürekler dağlar

Cihad eden değil, etmeyen ağlar

Îmanın bağı, bizi oraya bağlar

Kırmak istesen de kıramazsın ki!

(Tahir GÖRENLİ)

Çin de girdi bizim medya piyasasına! 

CRI TÜRK, Türkiye medya pazarına ‘merhaba’ dedi.

CRI TÜRK kimin peki? Dünyanın en büyük medya gruplarından biri olan CRI, Çin Uluslararası Radyosu’nun Türkiye’deki mecrası.  

CRI, Türk medyasında “CRI TÜRK” markası ile geleneksel ve yeni medyada faaliyet gösterecek. Türkiye ve Çin’de yer alan elli kişilik bir geniş ekiple içerik sunmaya başladı. Özellikle radyo ve dijital medyada genişlemeyi hedefliyor. 

Dijital medyaya da özel bir önem veriyor, CRI Türk. Türkiye’de www.criturk.com adlı haber portalını bu arada faaliyete geçirdi.

Video haberciliğinin ön planda olduğu haber portalında, tematik web radyoları ve bir tane de belgesel web TV yer alıyor. 

***

Benden duymayın ama Moskova merkezli uluslararası medya kuruluşu olan Sputnik haber sitesi, Çin merkezli haber sitesi criturk.com’a içerik, görsellik ve diğer alanlarda da beş basar. Tabii, şimdilik…

Pırıl pırıl bir gelecek…

Sabah gazeteye geldiğimde masamda bir ajanda…

Pırıl pırıl bir Anadolu Gençlik Derneği (AGD) 2017 ajandası… Bir başka deyişle pırıl pırıl bir gelecek…

Nefis bir baskı, coşkulu bir dizayn ve de içinde bir de broşür; adeta geleceğimize ışık tutan bir hizmetin ayrıntıları…

Tanıtım kataloğunda Anadolu Gençlik Eğitim Merkezi’nin ayrıntılarına yer veriliyor. Mescid, modern teknoloji ile donatılan toplam 192 kişilik derslikler, 1000 kişilik konferans salonu, toplantı salonları, üniversiteye hazırlık öğrencilerine hizmet verecek 200 kişilik yurdun yanı sıra 20 kişilik misafirhane, aynı anda 100 kişinin spor yapabileceği spor merkezi, yarı olimpik yüzme havuzu, yemekhane…

Tanıtım kataloğunun sonunda şu ibare dikkatimi çekti: “Bir kişi ile ne olur demeyin; birler çoğalır binler olur, büyük hizmetler olur. Bu hayır kervanına siz de katılın…”

Böylesi bir hizmet kervanında siz de olmak istemez misiniz?

***

Dün sabah saatlerinde tüm bu güzel duyguları yaşattığı için Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi Maliye Komisyonu Üyesi Ömer Gölgeci’ye teşekkürler…

Mahmut Celalettin Ökten ödülleri

Türkiye’nin ilk İmam Hatip Lisesi Müdürü Mahmut Celalettin Ökten, düzenlenen ödül töreniyle anıldı.

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği, hayatı boyunca imam hatip okullarının açılması ve yaygınlaşması için mücadele eden ve Türkiye’nin ilk imam hatip lisesi müdürü unvanını alan Mahmut Celalettin Ökten’i hem andı hem de adına düzenlenen ödülleri sundu.  

Kimdir peki, Mahmut Celalettin Ökten? Merhum Mahmut Celalettin Ökten, Trabzon’da 1882 yılında dünyaya geldi. Babaannesinin himayesinde hafızlığını yapan Ökten, bu şekilde ilk eğitimini de tamamlamış oldu.

Darülfünun Edebiyat Şubesi’nden 1911’de mezun oldu, İstanbul’da öğretmen olarak göreve başladı. Kısa zamanda “Celal Hoca” unvanıyla anılmaya başlandı. 

Farklı okullarda edebiyat, felsefe ve mantık dersleri verdi.

1949’da maarif vekaletince İstanbul’da açılan imam hatip kursuna müdür ve öğretmen olarak atandı. Ancak bu kursların yeterli olmayacağına kanaat getirdi. 

Ökten’in bu mücadelesinin sonucunda, onun idealleri doğrultusunda imam hatip okullarının açılması kararı alındı.

Bu kapsamda “Celal Hoca” unvanıyla anılan Ökten de eğitim ve öğretim hayatına başlayan ilk imam hatip okulu olma özelliği taşıyan İstanbul İmam Hatip Okulu’na kurucu müdür olarak atandı.

Ökten, okula atanmasının ardından kimi zaman elinde süpürgeyle temizlik, kimi zaman tamirat yaptı, çoğu zaman da tahta karşısına geçip öğrencilerine ders anlattı.

Arapça, Farsça ve Fransızcayı iyi derecede bilmesinin yanı sıra İslami ilimlerle beraber Batı bilim ve düşüncesine de hâkim olan “Celal Hoca”, resmi derslerinin yanında Beyazıt’taki Soğanağa Camii’nde de 6 yıl süreyle cumartesi günleri, İmam Gazali’nin “İhya-u Ulumid-din” adlı kitabını okuttu. 

Ökten, 21 Kasım 1961’de vefat etti.

***

Mahmut Celalettin Ökten Ödülleri kapsamında, “Yılın gençlik dergisi” ödülüne layık görülen Anadolu Gençlik Dergisi’ni kutluyorum.

Bazen “her şeyi duymamak” iyidir!

Bir gün kurbağalar arasında bir yarışma yapılacakmış. Yarışın amacı çok yüksek bir kulenin tepesine tırmanmakmış. Bir sürü kurbağa da yarışı seyretmek için toplanmış ve yarışma başlamış. Kule o kadar yüksekmiş ki seyircilerin hiçbiri yarışmacıların başarabileceğine inanmıyormuş. Destek vermek yerine başlamışlar bağırmaya:

– Zavallılar! Hiçbiriniz başaramayacaksınız!

Yarışmaya başlayan kurbağalar ümitsizliğe kapılmış, kulenin tepesine ulaşamayacaklarını düşünüp teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar… 

İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya devam etmiş.

Seyirciler bağırıyorlarmış:

– Zavallılar! Hiçbiriniz başaramayacaksınız!

Sonunda, geriye kalan son bir kurbağa yarışı bırakmamış ve büyük bir gayret ile kulenin tepesine çıkmayı başarmış.

Seyirciler ve diğer yarışmacılar hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş:

– Sahi, bu işi nasıl başardın?

Ama bu soruya kuleye çıkan kurbağa cevap vermemiş! 

O an farkına varmışlar ki, kurbağa “sağır”mış!

Kurbağa, olumsuz tüm haykırışları duymayıp ümitsizliğe düşmemiş ve yoluna devam etmiş ve başarmış.

***

Çok olumlu çalışmalar yapıyorsunuz... Elinizden geldiği kadar Hak yolunda çaba sarf ediyorsunuz... İyiye, güzele, doğruya dair faaliyetlerde bulunuyorsunuz... Amacınız Allah’ın (C.C.) rızasını kazanma yolunda bir adım daha atmak. 

Fakat uzak-yakın çevrenizden parazitler var, çelmeler atılıyor, engellemelerde bulunuluyor… Moraliniz, çalışma temponuz düşürülmek isteniyor… Ben derim ki, bunları hiç duymayın, işitmeyin. Hak yolda yürümeye devam… 

Bazen “sağır” olmak da iyidir… Aynen yukardaki kurbağada olduğu gibi…

Siz ne dersiniz bilmem!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR