İzden Giden Öne Geçemez

MAKALEYİ DİNLE

Miladi 622 yılından 26 Aralık 1925 yılına kadar 1303 yıl kullandığımız Hicri takvimi batıya uymak için değiştirmişiz.

Batılı bir Cumhurbaşkanı, bizim Cumhurbaşkanlarımızdan herhangi birine “Bana bir su verir misin” dese ve o da suyu getirse, biz de televizyonlardan izlesek ne deriz?

Ne diyeceğimizi bilemem ama Sayın Ecevit’in Türkiye Başbakanı olarak Amerikan Cumhurbaşkanı Clinton’un karşısında süklüm püklüm duruşu hâlâ seksen milyonun içini acıtmaktadır.

İstenen yalnız su! Ne olacak, veriverse” denmez.

İsrail Büyükelçimizin alçak koltuğa oturtulmasına razı olmadığımız için hemen İsrail’den geri çekilmişti.

Ne olacak alçak koltukta oturmakla alçalınmaz ki denmez.

Kur’an-ı Kerim’de mütekabiliyet/karşılıklılık ayetleri vardır.

Adam seni aşağılamak için yapıyor ve sen de bunu bilerek yutuyorsan senin o masada yapabileceğin hiçbir iş kalmamıştır.

Kurtuluş savaşında Anadolu’dan kovduğumuz katiller sürüsünün sosyal hayatta uyguladığı iyi ve kötü her şeyini almışız.

“Tarihi değiştirmekle, yazıyı değiştirmekle ne olacak, bak hiçbir şey olmadı” diyenler, ister sağcı yurtsever olsun, ister solcu yurtsever olsun, bugünlerde hepsi bir zamanlar hayran oldukları milletlerin iç yüzünü gördüler de şimdi çıkış yolları aramaya başladılar.

Arapçası “Tabi” olmak, Türkçesi “İzlemek” dediğimiz kelime ile kime tabi olur, kimi izlersek hiçbir zaman onun önüne geçmemiz mümkün olmayacaktır.

Hani “Dur bakalım ne olacak” diyen kocanın, hanımını nasıl kaybettiğini anlatan bir hikâye vardır.

“Bur bakalım”larla bugünlere geldik.

Rabbimizin emirlerine tabi olmamız gerekirken Rabbimizi inkâr edenlerin ardından gittik.

Rabbimizin kitabına uyduğumuz günlerde Yemen’den Viyana’ya kadar adalet dağıtırken diğer ülkelere de nizam veriyorduk.

Rabbin kitabından ayrıldık, bizi bin parçaya böldüler ve bu günlerde yeniden parçalamanın altyapısını hazırlamışlardı, şimdilerde üstyapısını bina etmeye çalışıyorlar.

Biz, bunun biraz farkında olduğumuz halde yine onları taklide devam ediyoruz.

Bir zamanlar istedikleri katı, keskin, ayırımcılık kokan fetvaları vermediğim için beni de “ılımlı” diye niteleyen kardeşlerim, makamları ele geçirince “Biz, sizin için en iyi hizmeti yaparız” yarışına giriverdiler.

Bir yılbaşı gecesi için harcanan paralar, o şehrin fakirlerinin bir yıllık harcamasına denk gelebilir.

“Ama hocam, biz, Hazreti İsa’nın doğum yılını kutluyoruz” mazereti ileri sürenler eğer samimi iseler “Yıl başı” kelimelerini kaldırsınlar ve “Hazreti İsa’nın 2017. doğum yılını kutluyorum” anlamında yazılar yazsınlar.

O zaman da izinden gittiklerimiz bize gülecekler.

“Biz onu 25 Aralıkta kutladık, siz geç kaldınız” diyecekler.

Sevindiren bir taraf varsa o da izinden gittiklerimizin, arada bir attıkları tekmeleri bugünlerde biraz daha fazla atmakla bizim aklımızı başımıza getirmeye yardımcı oldular.

Allah onlara din, iman nasip etsin. 

Biz Müslümanlara da asıl kaynaklarımız olan Kur’an, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyası fukahaya dönmeyi nasip etsin. Amin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR