Anadolu Gençlik gençleri ile

MAKALEYİ DİNLE

Türkiye gündemi bizi bazen belli konular üzerinde durmamızı zorunlu kılıyor. Türkiye, İran, Rusya arasındaki olumlu gelişmeler bizi ister istemez meşgul ediyor. Coğrafyamızda ve Türkiye’mizde yaşananlar gerilimimizi artırıyor, kayıtsız kalamıyoruz.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile İzmir AGD’nin daveti üzerine, heyecanlı ve sıcak ânlar yaşadık. Gençliğin daveti olunca ne olursa olsun koşmaya gayret ediyoruz. Bu bilinç Üstad Necip Fazıl, Üstad Sezai Karakoç, Âkif İnan, Cahit Zarifoğlu ve merhum Erbakan Hoca’dan bize tevarüs etti. Anadolu Gençlik’in bende özel bir yeri var. Bize emanet edilmiş gençlere koşmak bir yükümlülük.

Bu aralar toplumsal değişimlere neden olan ana izlekler üzerinde duruyorum. Gençlik, gençliği yönlendiren ve koşturan kavramlar, siyasal oluşlar ve tabiî edebiyat, okuma ve bilinç sorunu.

Müslümanlar, Tanzimat’tan beri yanılsatıcı kavramlar ile sürükleniyorlar. Dalgalar oluşturuluyor, kitleler de bu dalgalara kapılıyorlar. Bunun en yakın ve çarpıcı örneği “Arap Baharı” diye tanımlanan dalgada görüldü. Milyonlar bir sele kapılır gibi oldular. “Bahar” diye tanımlanan büyüleyici kavram ile gerek sosyal gerek basılı ve gerekse görsel medyada gösterime girdi. Bölge insanları kendi kendilerini yönetecekleri duygusuna kapıldı. Ayaklandılar, meydanları doldurdular, öldüler, yönetimler değişti, ülkeler yeniden işgale uğradı. Sonuç emperyalizmin öngördüğü bir şekilde sonuçlandı. Bu, Suriye düzleminde Türkiye’yi de içine alan büyük bir kaosa neden oldu. Biz de bu tuzağa düştük. Doğrusu biz derken bunu genelliyorum. Yoksa gerek bireysel olarak bu kalemin sahibi, Üstad Sezai Karakoç ve çevresi ile Millî Görüş, Anadolu Gençlik çevresi bu dalganın önemli bir ölçüde dışında kaldı. Elbette kapılanlar da oldu.

Bu büyüleyici atmosferde “demokrasi” ve “özgürlük” kavramları en çok etkileyici olanlardı. Ne yazık ki Türkiye yöneticileri ve büyük kesimi de bu dalgaya kapıldılar. Bundan yeni yeni kurtulunmaya çalışılıyor, tabiî çok geç. Büyük bir yıkım yaşandı.

Gençler ile Tanzimat’tan günümüze yaşananlar üzerinde duruyoruz. İslâm bir tezdir. Karşı taraflara karşı kendini savunmak gibi bir zorunluluğu yok. Müslümanlar, İslâm’ı yaşasa anlatsa yeterlidir. Şunu önemserim. Yaşanmışlıklar ve yaşanan hâller insanlar üzerinde daha çok etkili olur. Biz “Emin” yani güvenilir bir peygamberin ümmetiyiz. 

Müslümanlar kendileri dışında gelişenlerin tuzağına düşüyorlar. Savunmaya geçiyorlar. Bugün Müslümanlar açısından en temel sorun da budur.

Müslümanlar üzerinde oynanan oyunlar ve düşülen tuzaklarla bugüne geldiler. “Hürriyet”, “adalet”, “eşitlik”, “demokrasi” gibi kavramlar ile asıl yıkım yaşandı ve yaşanıyor. İslâm’ın insanlığa sunduğu özgürlüğün, adaletin, eşitliğin farkında değildirler. Demokrasi denilen Batı’ya özgü, kuralları ve sınırları kendilerince belirlenmiş olan bir yönetim tarzı zaten Müslümanların büyük sorunu.

Emperyalizm, Müslümanların kendi kendilerini yönetmelerine izin vermiyor. Hatta Müslümanların yaşama alanlarını ve sınırlarını belirliyor. Kendisine ait olmayan ve kendisi olunmayan bir yönetime insanlar neden bu kadar çok iştahla koşuyorlar? Çünkü yol ve yöntem yanlış. Kurallar ve tarzı Müslümanlar kendileri belirleyemiyorlar.

Müslüman gençlik okumadan, düşünmeden uzaklaştı. Düşünce sorunu yok. Günlük yaşama ve modern hayatın büyüsüne kapılış günün karmaşasında yaşananlar etkili. Tanzimat’tan sonra edebiyat ile birlikte getirilen kavramlar ile gençliği etkilediler. Siyasal yapılanmalar bunun üzerine kurgulandı. Batı düşüncesi ve ruhu hayata egemen kılındı.

Sakarya AGD, hanım komisyonu başkanı ve erkek yöneticilerine, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dekan ve yardımcılarının özenlerine ve katılımlarına müteşekkirim. İzmir AGD başkanı, yöneticileri Kemalpaşa’nın unutulmaz belediyesi eski başkanı Mehmet Ali Özüdoğru ile geçen yoğun koşturmalı birlikteliklerine içtenliklerine teşekkür ediyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR