Günaha günah deme suçu!

YENİ yılın ilk saatlerinde gerçekleştirilen vahşi katliamı DEAŞ üstlendi. 39 kişinin ölümüne yol açan DEAŞ, “Katliamı bize savaş açtığınız için gerçekleştirdik” diyor.

DEAŞ bu açıklamayı yapmadan önce yine bir bardak suda fırtınalar koparıldı ve yeni yıl öncesi yapılan bir takım yayınlar ve Cuma günü camilerde okunan hutbeler hedef tahtasına oturtuldu!

Yılbaşı kutlamalarının İslam’da yeri olmadığı yolundaki yayınlar birilerini çok rahatsız etmiş olacak ki gerçekleştirilen katliamı hemen bu yayınlarla ilişkilendirdiler. Ve bu yayınlar sonucu katliamın gerçekleştiğini savunarak akılları sıra çok doğru bir tespit yapmış oldular.

Oysa yapılan yayınlarda hiç “tahrik” unsuru yoktu. Sadece “uyarı” vardı. Yapılan yayınlarda Müslüman’ım diyenler “boş yere” günaha girmemeleri yolunda uyarılıyordu.

Yani Müslüman’a “durduk yerde günah işleme” deniliyordu.

Ne var ki tamamen iyi niyetle yapılan bu uyarı birileri tarafından yine çarpıtıldı ve katliamı gerçekleştirenlerin bu yolla tahrik edildiği savunuldu.

Birileri kafalarından böyle gerekçeler uydururken DEAŞ hem katliamı üstlendi hem de katliamı Türkiye’nin kendilerine “savaş” açmasına bağladı.

DEAŞ’in bu açıklamasından bekledik ki birilerinin “yüzü kızarsın” ve bu “iftiralarından” dolayı özür dilesinler.

Ne gezer! Bırakın “yüz kızarmasını ve özür dilemeyi” bir de hâlâ üste çıkmaya çabalayıp durdular.

Adeta “yeni bir suç” icat etmiş gibiydiler. Bu suçun adı da “günaha günah deme” suçuydu. Sanki “Günaha girmeyin diye kimseyi uyarmayın” der gibi bir halleri vardı.

Oysa haksızlık karşısında susmanın büyük bir vebali var.

Evet, birbirinden çok farklı iki olayı böyle bir suçlama ile bir araya getirmekte hiçbir beis görmediler.

Böyle yaparak “günaha günah demenin” önünü kesmeye çalıştılar ama yaptıkları akıntıya kürek çekmekten öteye geçmedi. 

Onlar hayal dünyalarında senaryolar üretirken olayı sahiplenenler bu işi neden yaptıklarını açıkça ortaya koyuverdiler.

Yapılan “günaha girmeyin” uyarıları ile gerçekleştirilen katliam arasında “ne alaka var” denilirse verilecek en doğru cevap “kel alaka” olacaktır. 

Her olumsuzluğun faturasını sokaktaki Müslüman’a kesmeye alışkanlık haline getirenler bir kez daha kaybettiler.

Ama bu ne ilk ne de son kaybedişleriydi! Zira onlar sürekli mağlup olan ama güreşe doymayan pehlivan gibiler!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Zeki Ceyhan - Mesaj Gönder


Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR