Zorun Zoru

MAKALEYİ DİNLE

Karmaşık bir dönem.

İnsanların zihni karmaşasının olduğu bir dönem. 

Tutarsızlıklar başını almış gidiyor.

İnsanları bu duruma sürükleyen nedir? Toplum üzerindeki aşırı baskılar mı? Ekonomik darboğazlar mı? Tüketim çağında gereksinimleri karşılayamama mı? Ruhların ve kalplerin açlığı mı? Kültürsüzlük mü, manevi boşluklar mı? Ne çok soru sökün etti bir anda.

Müslümanların böylesi bir duruma düşmesi düşündürücü.

Siyasal pragmatizm/çıkarcılık hayatın hemen bütün alanlarına yansıyor. İnsanlar hak ve adaletten çok, çıkarlarının zarar göreceği endişesinde. Bundan ötürü de insanlar, günün koşullarına göre bir tutuma bürünebiliyorlar.

Son yılların inişli çıkışlı durumu gözler önünde.

Dün iyi ve doğru bilinenler bir sonraki gün tam tersine dönebiliyor. Anlık değişimler söz konusu. Bu çarpıklık daha çok siyasal anlamda beliriyor. Siyasanın sınırları içinde var olanlar hemen hemen hayatın tamamına yansıyor.

Moskova’da bir cami açılışı yapıldı. O zaman Türkiye ile Rusya’nın ilişkileri çok iyi idi. Putin neredeyse Müslüman ilan olunacaktı. Rusya uçağı Suriye’de düşürülünce durum tersine döndü. Türkiye Rusya savaşına ramak kaldı. Gerilim çok üst düzeyde idi. Suriye sorununda Türkiye Rusya birlikteliği havayı değiştirdi.

İran ile yaşananlar hemen hemen aynı. Şia ve ehl-i sünnet gerilimi ve çatışması alabildiğine tırmandırıldı. Türkiye’dekilerin nazarında İran Siyonizm’den, Amerikan emperyalizminden daha tehlikeli olarak algılandı, gerilim bunun üzerinden oluşturuldu. Neredeyse boğaz boğaza gelecektik. Geçmişte İran Irak Savaşı, yaşananlar hiç hatıra getirilmedi. Türkiye, Suriye konusunda bir çıkmaza girince zorunlu olarak bir araya gelindi ve hava birden değişti. O gerilim şimdi biraz daha azaldı.

Libya olayında gazeteciler, entelektüeller, siyasiler Kaddafi aleyhine bir kampanya başlattılar. Kaddafi yerin dibine batırıldı. Şimdi ne Kaddafi kaldı, ne Libya.

Suriye ile ilişkiler başlangıçta çok olumluydu. Ahmet Necdet Sezer döneminde başlayan yakınlaşma AK Parti iktidarının ilk yıllarında sürdürüldü. Vizeler kaldırıldı. Gidiş gelişler oldu. Birliktelikler çok iyi bir hava oluşturdu. Bunlardan da memnuniyet duyuyorduk. Bir oyun oynandı, bir tuzağa gelindi. Suriye’nin hali ortada.

15 Temmuz sonrasında ortak duygu birliktelik ağır bastı. Gerilim azalır gibi oldu. Bundan da memnuniyet duyduk ve düşüncelerimizi yazarak belirttik. Şimdi yeniden eski günlere dönüldü. Gerilim tırmanıyor.

İnsanlar bu siyasal gerilimlere göre tutum takınıyorlar. Dün iyi denilene bugün kötü, kötü denilene bugün iyi denilebiliyor.

İnsanların bu değişkenliklerini, iniş ve çıkışlarını sosyal medya üzerinden daha rahat gözlemleyebiliyoruz. Sosyal medya üzerindeki saldırganlıklar, aşağılamalar, küfürler gırla. Bunlar, Müslüman gençlerin yapamayacakları davranışlar. Ne yazık ki artık ne ahlaki sınır kaldı, ne edep, ne saygı.

Tarafların ayrışmaları, zıtlaşmaları giderek derinleşiyor. Bir arada yaşayamayacak kadar hasım kesiliyorlar.

Siyasal alandaki gerilimler anında kitlelere yansıyor. Kitleler bu gerilimin içinde savuruluyorlar. Tam bir kör döğüş başlıyor. Anlayışsızlık, sevgisizlik, karşılıklı saygısızlık başını alıp gidiyor. 

Evet, zorun zoru bir dönem.

Eskiler hep şunu derlerdi: “Allah’ım aklıma mukayyet ol.” Bu, bir dua ve bir yakarış aslında. Allah’a sığınma.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR