Birilerinin yine krizi tuttu

MAKALEYİ DİNLE

BİRİLERİNİN yine laiklik krizi tuttu. Laikliğe kendilerine göre getirdikleri tarifin arkasına sığınarak inanan insanlara saldırılarına geri döndüler. Sebep ise Millî Gazete’nin yılbaşına yaklaşılırken Müslümanları bize ait olmayan yılbaşı kutlamasından uzak durmaya davet etmiş olmasıdır. Yılbaşı kutlamasının dinen günah olduğuna dikkat çekmesi ile İstanbul’da yılbaşı gecesi bir sapığın bazı karanlık güçleri istekleri doğrultusunda giriştiği katliam arasında bağlantı kurmaya çalışanlar eğer art niyetli ve toplumu birbirine düşürmek için harekete geçmiş değillerse en hafif ifadesiyle gaflet içindedirler. Çünkü bu tavır terör örgütlerinin varmak istediği hedefe hizmet eder. Bu hususa olayın hemen arkasından yazdığım ilk yazı ile dikkat çekmeye çalışmıştım. Bu çabamı bundan sonra da sürdüreceğim. Ancak dış kaynaklı ve küresel güçlerin maşası birtakım örgütlerin ve militanlarının yaptığı katliamı bahane ederek insanların inancına saldırı karşısında sessiz kalmak da mümkün olmuyor.

Özellikle yılbaşı gecesi yaşanan katliamın birtakım kimselerin yaşam tarzına müdahale olarak takdim ve kabul edilmesinin ardından ısrarla laikliğin gündeme getirilmesi, laikliğin din ve inanç özgürlüğü olduğunun tekrarlanmaya başlanması da gösteriyor ki, bazı çevreler toplumu ayrıştırma ve tüm kesimlerin kendileri gibi inanması, kendileri gibi yaşaması gerektiği tavrını dayatmayı yeniden gündeme getirdiler. Bir başka deyişle Millî Gazete’nin yılbaşı kutlamasının dinimize haram olduğuna dikkat çekerek inanan insanların böyle bir yanlıştan uzak durmaları gerektiğine dikkat çekmesini kendi inançlarına ve yaşama tarzlarına müdahale gibi takdim edilmesinin mantığı yoktur. Çünkü yılbaşı kutlamasının yanlış olduğunu söylemek, inançlı olduğunu ifade edenlere yönelik bir uyarıdır. Buna rağmen yılbaşı kutlaması yapanlara ve ben buna inanmıyorum diyenlere bir müdahale söz konusu değildir. Nasıl oluyor da inançlı insanlara yönelik bir uyarıdan birileri rahatsız oluyor anlamak mümkün değil.

Bu memlekette kimin neye inandığı kimseyi ilgilendirmez. Ne var ki, uzun yıllardan beri belli bir kesim her fırsatta inanan insanlara aba altında sopa göstermeyi kendilerinde hak olarak görüyorlar. Kendilerinin neye nasıl inandığına kimsenin karışmamasını isterken -zaten karışan da yok- ancak kendileri gibi inanmayan ve düşünmeyenlere doğrudan olmasa da kendileri gibi düşünmesi ve inanması gerektiğini dayatmaları, bunu bir de laiklik kılıfına sokarak yapmalarının bu ülkede farklılıklara rağmen birlikte yaşamayı kolaylaştırmadığını, aksine ayrışmaya yol açtığını yüzlerce kez ifade etmiş olmamıza rağmen son gelişmeler vesilesiyle bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

Kimse kimsenin yaşam tarzına müdahale etmesin derken bunu söyleyenlerin de her fırsatta inançlı insanlara saldırıya geçmesine artık son vermeleri gerekir. Bu ülkede her inanç ve düşünce mensupları asırlar boyu hep birlikte yaşadı. Bu birliktelikte barış ve huzur hâkim olduğu sürece ülkemiz güçlü oldu. Ama ne zaman ki, etnik, dini ve mezhebi farklılıklar körüklendi, ülkemiz küçüle küçüle bugünkü hale geldi. Bu bakımdan başkalarından yaşam tarzlarına müdahale edilmemesini isterken kendilerinin de başkalarının yaşam tarzı ve inancına müdahale etme hakkı olmadığını görmeleri gerekir.

Bu noktada bir başka husus ise kendi hayat tarzlarını başkalarına dayatanlar kendilerine göre bir de laiklik diye kutsadıkları formül bulmuşlar, hemen her fırsatta bunu ileri sürerek kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayanlara kendi anladıkları laiklik anlayışını dayatıyorlar. Bu laiklik anlayışı çoğu zaman da farklı inanç ve inançsızlıklarının kılıfı haline getiriliyor. Bu bakımdan artık birtakım çevreler uzun yıllardan beri sürdürdükleri kendi anlayışlarını başkalarına dayatmaktan vazgeçerlerse, hem kendileri hem de kendileri gibi düşünmeyenler rahat eder. Tek taraflı dayatmalarla varılacak nokta, gereksiz sürtüşmedir.

Millî Gazete’ye yönelik birtakım eleştirilerde insaf ölçüsünü elden bırakmamak gerektiğini hatırlatmak isterim. Çünkü 40 küsur yıldır Millî Gazete’nin yayın çizgisi, üslubu ortadadır. Bugüne kadar hiçbir illegal hareketin ne içinde ne de arkasında olmuş, sevgi ve kardeşlik bayrağını hiç yere düşürmemiştir. Ama suçlayanların sicillerinde pek çok karanlık nokta vardır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR