Milli Görüş ile kafayı bozanlar

MAKALEYİ DİNLE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Yılbaşı gecesi İstanbul Ortaköy’de bir gece kulübüne yapılmış olan ve 39 kişinin hayatını kaybettiği terör olayından sonra birtakım çevreler, Milli Gazete’yi 31 Aralık 2016 günü “Bugün son gün, bu uyarı son uyarı! O yıl bu yıl olsun... Resmi bataklık kurutulsun. Kutlama!” manşetinden ve bir gün öncesinde okunan “Cuma Hutbesinden” dolayı da Diyanet İşleri Başkanlığı’nı topa tuttular ve suç duyurusunda bulundular. Bu yüzden Milli Gazete’yi ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yılbaşı gecesi gerçekleşen bu terör olayının azmettiricisi olarak bile ilan ettiler. “Yaşam biçimine müdahale” yaygarası kopardılar. En ummadık birisi de çıktı, şöyle bir laf etti: “Başkasının yaşam biçimine saygı göstermeyen, kendi yaşam biçimine saygı gösterilmesini bekleyemez.” Bu zat Milli Gazete’yi “nefret tellallığı” yapmakla suçlamış ve eklemiş “Kin ve nefret tellallığı yapan tabii ki kin ve nefrete maruz kalır… Ancak manşetinizin nefret tellallığı olduğunu anlamadan toplumsal barışta yoksunuz” deyivermiş. Bu zatın bu sözlerini ciddiye almak gerekir mi, gerekmez mi tartışılır. Ancak bildiğimiz sebeplerden dolayı Milli Gazete’ye ve onun temsil ettiği Milli Görüş’e duyduğu özel ve dikte edilmiş kin ve nefreti açığa vurması bu karakterin açığa çıkması bakımından faydalı olmuştur. Çünkü bu zat, ömrünün bilinen kısmını, işbirliği içinde olduğu kimi karanlık çevreleri memnun edebilmek için Milli Gazete düşmanlığı ile geçirmiştir. Eline geçirdiği böylesi bir fırsatı kaçırmayarak, bu düşmanlığını yeniden izhar etmiştir. Bu düşmanlığının mükâfatını da almıştır. Bu zata ve gömleğini önden yırttıran kimi kimselere sorulması gereken soru şudur. Tebliğ ve Davet nedir? Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker nedir? Kısaca bir göz atalım. TEBLİĞ: Zaman, yer ve nitelik açısından amaca ulaşma, sona varma, nihâyete erme, resmi bir yazıyı, kararı halka veya ilgililere duyurma, bildiri, beyanname, mesaj, bir dini başkalarına anlatma ve yayılmasına çalışmaktır. DAVET ise; çağırmak demektir. Kur’an-ı Kerim’de ise “din ve düzen” olarak İslam’a yapılan çağrı kastedilmektedir. Bu çağrının içinde özendirme ve uyarma, yani “terğib ve terhib” dengeli bir şekilde bulunmak zorundadır. Özendirme ve uyarmanın dengeli bir şekilde kullanılmadığı bir davet, davet olmaktan çıkar. O zaman o başka bir şey olur. Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker: İyiliği emretmek, kötülükten alıkoymaktır. MARUF, İslam hukukunun emrettiğidir. MÜNKER, İslam hukukunun yasakladığı şeylerdir. Kur›an ve sünnete uygun düşen şeye maruf, Allah Teâlâ’nın razı olmadığı, inkâr edilmiş, haram ve günah olan şeye de münker denilir. Kötülükler ile mücadele etmeyi, yaşam tarzlarına müdahale etmek olarak gören zihniyet mensupları kendilerine yazık eden kimseler olarak tarihe geçecektir.

YAŞAM BİÇİMİ VE NEFRET DİLİ

Sorulması gereken bir soru da şudur: Yaşam biçimi ve nefret dili ne demektir? Bu iki mefhum AB müktesebatına uyum yasaları kapsamında AK PARTİ iktidarı döneminde kanunlarımıza dâhil edilmiş kavramlardandır. “Yaşam biçimi” ile ifade edilmek istenen şey BATILI yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzı, kötülükleri ve her türlü sapıklığı mubah sayan bir anlayış üzerine bina edilmiştir. Bize deniliyor ki, siz Batılıların kötülükler ve sapıklıklar üzerine bina ettikleri bu hayat tarzına rıza gösterin ve bu yaşam tarzına saygılı olun ki, onlar da sizin yaşam tarzınıza saygılı olsunlar. Yani işlenen bütün kötülüklere, yaşam tarzlarına saygı adına rıza gösterin, dilsiz şeytanlar olun ve kötülükler ile mücadeleden vazgeçin denmek isteniyor. Bu anlayışa göre zinaya, içkiye, LGBT’ye, kumara, faize, materyalist eğitime, haram gıdaya karşı çıkmak ve bu kötülükler ile mücadele etmek suçtur. Buna göre, bir kimseye İSRA 32: “Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” diye nasihat etmeniz, onu bu kötülükten alıkoymaya çalışmanız en büyük suç oluyor. Gerisini siz anlayın. “Nefret dili” ile ifade edilen şey ise SİYONİZM ve bu ideolojinin ürettiği ve insanları ifsat etmek için kullandığı LGBT gibi kötülükler aleyhinde söz söylemektir. Buna göre siz MAİDE 64: “Yahudiler, Allah’ın eli bağlıdır, dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar…” mealindeki ayeti veya MAİDE 73: “Andolsun «Allah, üçün üçüncüsüdür» diyenler de kâfir olmuşlardır…” veya Lut (a.s)’un eşcinsel kavmine ŞUARA 168: “Doğrusu ben sizin bu (eşcinsel) işinizden tiksinmekteyim” dediği gibi, biz de LGBT ile ilgili olarak böyle bir beyanda bulunursak o zaman “nefret dili” kullanmış oluyoruz. Burada Milli Gazete’nin ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yılbaşı kutlamaları ile ilgili olarak yaptığı uyarı, bundan dolayı nefret dili sayılıyor ve nefret suçu işlemek ile itham ediliyor. Milli Gazete’ye sataşanlar acaba, bu yıl Milli Piyango idaresinin yılbaşı çekilişi için satışa sunduğu 2 milyon 950 bin 269 adet bilet konusunda bu haram kazançtan dolayı Reis’i ve Başbakan’ı uyarmışlar mıdır? Bu yaptığınız haramdır diyerek, kardeşlik görevlerini yapmışlar mıdır?

BAHÇELİ

Milletimizi hak olana yönlendirmek için Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından her yıl kutlanan Mekke’nin Fethi etkinlikleri, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin canını fena halde sıkmış ve “Yeni yıl kutlamalarının karşısına Mekke’nin fethini çıkarmak su katılmamış bir cehalet numunesidir” deyivermiş. Bu açıklama üzerine yeni bir cehalet tanımı yapmak gerekli olmuştur. İlgilenenleri göreve davet ediyoruz. Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR