Kulaktan dolma Müslümanlık olmaz okuyup öğreneceğiz

Hadisleri size haber veriyoruz, uygulamak size ait. Ahir zamanda her şey karışacak, emanetler kalkacak. Benim çocukluğumda kapılarda kilit yok. Sonra kilit oldu. Şimdi bunlar yetmiyor, evlerin kapıları para kasası gibi oldu. Sonra özel güvenlikler tutuluyor. Şimdi emniyet kalmadı, güven yok. İnsanların önünde sözler kenara atıldı, önemli olan para. İnsanlara güven yok, verilen sözlerde durulmuyor. Biz İslam’ı anlatıyoruz, Müslümanlara İslam’ı anlatıyoruz. İslam’ın oturma biçimi var, el tutma biçimi var. İslam bizim karakterimizin detaylarıdır. Peygamber Efendimiz, “İşler karmakarışık olduğunda, iyiyi kötüden, haini namuslu adamdan ayıramıyorsun, ayıramadığın zaman da evine kapan” diyor. Adam geliyor, öyle güzel laflar söylüyor ki, sonra bakıyorsun senin aleyhine işler yapıyormuş. Güven kalmamışsa, evine çekil. Sonra “bu dilini tut” diyor, dilini tutmak her zaman iyidir ama bu devirde iyicene tut. Aleyhine kullanırlar, bir dediğine beş katarlar.

Dininin haramına, helaline uy Haramsa yapma, şüpheliyse bırak

“Dininin haramına, helaline uy. Haramsa yapma, şüpheliyse bırak diyor.” Hocaya da güvenemiyorsun. Her hoca farklı söylüyor. Bizim milletimiz bin yıl boyunca hayızlı kadının Kur’an okumayacağını söyledi. Şimdi hayızlı kadın camiye giden, Kur’an okuyandır. Şimdi de hocalar  “Namazın kazası olmaz. Kur’an’da geçmiyor” diyor, hocalara güven kalmadı. Kur’an’da kaç rekat kılacağımız da yazmıyor, namazı da kılmayalım o zaman. Okuyacaksınız. Eskiden diyor ki adam “nenem örtülüydü, sabaha kadar zikrederdi”, “sen” diyorsun, “nenem” diyor. Sen namaz kılma, oruç tutma, neneni ne yapalım, atanı ne yapalım? Sen haramı helali bileceksin. Okuyacaksın. Nenem dindardı diyerek olmaz. Öğreneceksin, dine uygun olanı yapacaksın. Öğrenmezsen böyle herkes bir şey der, ortalık karışır. Müslümanlarda bilgi kalmamış. Adam tavaf ediyor, tavafta ticaret konuşmaları yapıyor.

“Bilerek dinini korursun; bilmezsen fitnenin içine düşersin”

Sen ibadet mi yapıyorsun, ticaret mi? Karmakarışık. Mezhepler olabilir, herkesin farklı ama hazımsızlık var. “Yolculukta sünnet kılınmaz” diyor, sen kılmazsan kılma, bırak. “Sünnet yok” diyor. Ben sünnet kılacağım, karışma. Sünnet zorunlu değil ama Peygamberim’i çok seviyorum, kılarım, aziz olurum sırtım yere gelmez. Ahir zaman böyle işte, her şey karışık. Peygamberimiz, “Allah’ın dediğine bak, başkasının işine karışma, kendi işine bak” diyor. Niye? Fitne çıkmasın diye. Bunları öğreneceğiz, bileceğiz. “Bilerek dinini korursun, bilmezsen fitnenin içine düşersin” diyor Peygamberimiz.

“Kim ilim talep ederek bir yola girerse Allah ona hem cenneti hem de ilmi kolaylaştırır”

Kur’an şifadır. Kim Allah için okursa bu İlahi kitaptan faydalanır. Kur‘an’ın şifası, okuyanın ihlasına göre farklı tesir eder. Yani hocanın okuması farklı, halkın okuması farklı, hafızın okuması da, sahabenin veya Peygamberin okuması farklı tesirler bırakır. Dini ilimlerin hepsi aynıdır. Çünkü hepsinin kaynağı da Kur’an’dır. Hadis ilmi de, Fıkıh ilmi de, Akaid ilmi de Kur’an’a dayanır. Buhari’de, “Kim ilim talep ederek bir yola girerse Allah ona hem cenneti hem de ilmi kolaylaştırır” buyuruluyor. Bir başka hadis-i şerifte, “İlim talebesine acıyınız. Çünkü onlar çok yorulurlar. İlim öğrenmek için yorgunluğa katlanırlar. Eğer kendilerini kibir tutmayacak olsaydı melekler onlarla musafaha ederlerdi” buyuruluyor. Bir başka hadiste ise ilim öğrenen talebenin yolu üzerine melekler kanatlarını serer. İlme giden talebe bu kanatların üzerinde yürür buyuruluyor. Ayrıca ilim öğrenmenin yaşı da yoktur. Yaşınız kaç olursa olsun. Allah için ilim öğrenmeye gayret edin. İlim öğrenmek, her Müslüman üzerine farzdır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


Anket

Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?


YÜKLENİYOR