Türkiye kupası kıvamında lig maçı

Yazıya başlarken, “Tek değişmeyen Aziz Yıldırım”… “Sarı-Lacivert/Beyaz Bayrak”…gibi seçenekler arasında “Türkiye kupası kıvamında lig maçı”nda karar kıldık. Böylesi bir karşılaşma sonrasında… Böylesi bir sezonlar silsilesinde hangi başlığı yazdığınızın çok da önemi yok aslında. Her karşılaşma sonrası bahaneler üreten, sezon sonlarında teknik ekip ve kadrolar değiştiren ama asla sorumluluk almayan yönetim ve Başkan Aziz Yıldırım istemediği sürece koltuktan indirilemez. İndirilmesi dahi teklif edilemez. Sizler bu satırları okuduğunuz sırada muhtemelen “sallanan beyaz bayrağa” bir kulp da bulunmuş olur. Düşünsenize devre arasında parasızlıktan transfer yapamayan takımın anahtarı çeyrek asırdır Aziz Yıldırım’da. 

Karşılaşmaya geçecek olursak… DickAdvocaat’ın “ilk 11 tahtası”na yazdığı isimlerin ilan edilmesinin ardından kadro yapısı maçın önüne geçmişti bile… Nasıl geçmesin, Perşembe akşamki Emenike sürprizini hazmetmeye çalışan Sarı Lacivertli taraftarları daha büyük sürpriz bekliyordu. “Kötü” niyetli oldukları gerekçesiyle altyapıya gönderilen ve “mutlaka kulüpten gönderilmeleri gerekir” kararı verilen Emenike’den 3 gün sonra Gregoryvan der Wiel de sahaya sürülmüştü. Üstelik van der Wiel yalnız da değildi.  Volkan Şen, İsmail Köybaşı, Ozan Tufan, MiroslavStoch... Yani takımın neredeyse unutulan “diğer yarısı” ilk 11’de sahaya sürülmüştü. Advocaat’ın bu kararından kim ne anlar bilinmez ama bizim çıkardığımız mana çok net…  Bu uygulama, istenilen transferleri yapmayan yönetime ‘tepki’ olarak kayıtlara geçer.

İlk düdükle birlikte kadroya yeni giren isimlerin biraz da şuursuzca saldırmaları sonucu Kasımpaşa kendi yarı alanına hapsedilse de kısa süre sonra sarı lacivertlilerin bildik yan paslara dönmesi sonucu orta saha mücadelesi seyretmeye başladık.

İlk devre bittiğinde Fenerbahçe’nin kaleyi bulan şutu yoktu. Mehmet Topal’ın gayretiyle soldan getirdiği bir top vardı o da Kasımpaşa defansının arasında eridi gitti. Yenilerden Volkan Şen eski savrukluğundan enstantaneler sergilerken MiroslavStoch ise oynadığı kanada hareketlilik getirdi. Kaleyi bulmasa da rakibi tehdit edecek şutlar da sadece Stoch’tan geldi. 

İkinci devre soyunma odasında bırakılan isim MoussaSow olmuştu. Fernandao ise gol umudu olarak sahadaki yerini almıştı. Fenrandao’nun oyuna girmesi ne kadar doğruysa MousaSow’un oyundan alınması da o kadar yanlıştı. Neredeyse sıfır katkıyla 90 dakikayı tamamlayan Volkan Şen tüm enerjisini hakemle ve rakip futbolcularla didişirken tüketti. 

İki takım da 90 dakika boyunca üretkenlik gösteremedi. Kasımpaşa açısından Fenerbahçe’den alınacak 1 puan dahi kazanç hanesine yazılabilir ama ev sahibi, şampiyonluk parolasıyla başladığı lig yarışında eline geçen fırsatı bir kez daha elinin tersiyle itmekte kararlı görünüyordu.

Yandan ve cepheden gelen ortaların tamamı Kasımpaşaspor’unstoperlerinin kafalarında erirken dakikalarda aynı hızda eriyordu...

Özellikle 55’inci dakikadan sonra vitesi yükselten Kasımpaşa kontra ataklarla rakip kaleyi yoklamaya başladı ama Kemal Özdeş’in talebeleri de belli ki 1 puan için gelmişlerdi Kadıköy’e... İstediklerini de çok rahat aldılar. 

Başlıkta anlatmak istediğimizi yazının sonunda açmaya çalışalım... Evet, Türkiye kupası kıvamında bir lig maçı izledik.. Kadro revizyonları, maç saati, sahadaki oynanan umursamaz futbol bu iddiamızı delillendirmek için yeter de artar bile...

Karşılaşmayı izlemeyen okurlarımız sorabilir: Peki koskoca 90 dakika boyunca hiç mi taraftarı heyecanlandıracak pozisyon olmadı. 

Statta bulunan bir avuç taraftarı ayağa kaldıran ilk tehlikeli atak 83’te Fernandao’nun ayaklarında eridi bitti. Uzatma dakikalarında kaleyi yoklayan Salih de günün son pozisyonuna imza attı. Karşılaşma bittiğinde “yönetim istifa” nidaları altında soyunma odasının yolunu tutan sarı-lacivertliler acısıyla tatlısıyla bir sezonu daha çöpe atmanın üzüntüsünü yaşıyordu...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ercan Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?