Referandum Ertelensin

16 Nisan referandumuna doğru hızla yaklaşıyoruz. Mitingler, salon toplantıları, TV programları üzerinden iktidarın sesinin daha çok duyulduğu bir kampanya dönemindeyiz. Evet çıkması için fikir beyan edenlerin birçoğunda inanmışlığın ötesinde şartlanmışlık var. Elbette hepsi için söylemek doğru olmaz ama bazılarında gönüllü tetikçilik yapmak gibi bir yaklaşım söz konusu. Konunun bir türlü kendi mecrasında tartışılmasına müsaade etmiyorlar. Teknik açıdan değerlendirmelere girmemek için üstün gayret sarf ediyorlar. 

Mesela getirilmek istenen Cumhurbaşkanlığı Sisteminde önemli katkısı olan isimlerin başında Anayasa Hukuku Profesörü Burhan Kuzu geliyor. Hocamız öteden beri başkanlık sistemi ile ilgili kafa yorduğu bilinen bir isim. Burhan Kuzu Bey’in “Her Yönü ile Başkanlık Sistemi” adlı kitabında ‘sen eğer başkana kanun yapma, fesih, harcama yetkisi verirsen sıkıntılar yaşanır’ diye fikir beyan ettiğini herkes biliyor. Hatta 4 Şubat 2015 tarihinde Ahmet Hakan’la yaptığı röportajda ‘Başkanlık diktatörlük getirir’ diyenleri gırtlaklamak istiyorum dedikten sonra ‘Parlamentonun görevi yasa yapmak, başkanın görevi yapılan yasaları uygulamak... Başkan yasa yapamaz, yasa tasarısı getiremez… Bütçeyi de Meclis yapar.’ açıklamalarını okumuşluğumuz da var. 

Peki, getirilmek istenen sistemde sayın hocamızın bu ifadeleri ve endişeleri karşılık bulmuş mu? Üzülerek ifade edelim ki hayır. Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi vereceksiniz. Meclisi gerekçesi tamamen kendisinden menkul bir şekilde fesih hakkı tanıyacaksınız. Bütçe yapma yetkisi verdikten sonra, şayet meclis getirdiği bütçeyi kabul etmezse, bir önceki yılın bütçesini yeni yılın değerleme oranlarına göre düzenleyip yoluna devam etmesini sağlayacaksınız. Sonra da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tek adamlık olmadığını, kuvvetler ayrılığının daha da belirginleştiğini ve bu modelin töremize uygun olduğunu iddia edeceksiniz. Sayın hocamıza âcizane tavsiyemiz, illa da birilerini “gırtlaklamak” istiyorsa önce kendi çevresine baksın. 

Sözün burasında şunu ifade edelim ki, kim ne derse desin, hangi açıklamayla gerçekleri örtmeye çalışırsa çalışsın fark etmez. Getirilmek istenen sistem yasamanın da, yargının da doğrudan veya dolaylı olarak yürütmenin etkisi altına girmesi demektir. Bu sistemin içinde denge zaten yoktur, denetleme de neredeyse imkânsız hale getirilmektedir. Milletvekillerinin sözlü soru dahi soramadığı, kişisel veya yürütmedeki suç isnatlarından dolayı yargılanması için 400 milletvekilinin onayına ihtiyaç olan bir Cumhurbaşkanına, kolay kolay kimse hesap soramaz. Bugün bir milletvekilinin görev süresi sona erip dokunulmazlığı kalktığında hakkındaki fezlekeler işleme alınabiliyor değil mi? Ancak teklif edilen sistemde Cumhurbaşkanının görev süresi bitmiş olsa dahi yargılanması için 400 milletvekilinin onayı şart ise, siz bu sistemin adil olduğunu iddia edemezsiniz. Hiç kimse bugünün siyasi aktörlerine bakarak da bu maddeleri değerlendirmek gibi bir yanlışın içine girmesin. Zaten ana itiraz noktası da budur. Yapılmak istenen Devlet Bahçeli’nin ifadesiyle ‘fiili durumun hukuki boyut kazanabilmesinin süratle yol ve yöntemlerinin aranması’ndan başka bir şey değildir. Anayasalar süratle veya yangından mal kaçırır şekilde yapılacak metinler midir? Kamplaşmaya, kutuplaşmaya mahkûm edilebilecek tarzda sıradan metinler olarak değerlendirilebilir mi? Tam aksine anayasalar “Toplumsal Mutabakat” metinleri değil midir? Oligarşik bürokrasiden, vesayetten kurtulmanın yolu getirilmek istenen bu sistem olamaz. Hatta bu sistem mücadele edilmesi güç yeni vesayet odakları oluşturur. Sistemlerde kurumsallaşma esas olmalıdır. 1982 Anayasası’nı Kenan Evren yaptı, bugün yok. Herkese hayırlı uzun ömür temenni ederiz ancak bu sistemi teklif edenler de yarın olmayacak. 82’deki yanlışı bir başka yanlışla düzeltmeye çalışmak, toplumu dönüşü zor yollara sokmak milletimize bir fayda getirmez. Gelin yanlışta ısrardan vazgeçelim. Referandumu 2018 Nisan’ına erteleyelim. Allah biliyor bu teklifimin sonuçların şu veya bu şekilde çıkma ihtimaliyle kesinlikle ilgisi yok. Zaten partili cumhurbaşkanlığı ve HSYK dışındaki diğer maddelerin 2019’daki seçimler sonrasında geçerli olacağını söylemiyor muyuz? Öyleyse ertelemenin zararı değil aksine faydası olur. Aradaki zamanda üniversitelerin, STK’ların, uzmanların, her toplumsal kesimden temsilcilerin fikirlerine başvurarak herkesin maksimum derecede kabul edebileceği yeni bir başkanlık sistemi ile millete gidelim.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


Anket

Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?


YÜKLENİYOR