Şaibeli Demokrasi

Rahmetli Başbakan Erbakan, bu sisteme demokrasi demezdi. 

Ya? 

O, kendine has üslubuyla: “Demokratûr” derdi. 

Manası şu: Halkın yönetime alet edilmesi. 

O da işin daha farklı ve bir o kadar da önemli boyutu tabi.

Demokrasi nedir, diye bir soru sorulsa; çoğunluğun azınlığa hükmetmesidir, şeklinde cevap verilebilir. Demokrasinin en zayıf noktası budur işte; yüzde 51’in yüzse 49’a egemen olması meselesi. 

Peki,  ya, yüzde 49’un hakları ne olacak diye sorulsa? 

Cevabı yok.

Türkiye’de her şeyin sonuçlarına endekslendiği referandumun neticesi de böyle... Ama şu lafları kabullenmek mümkün değil: 

Efendim, sandığa gidenlerin yarısı “Hayır” dedi. 

Bu durum yeni değil ki, şu an görevde bulunan belediye başkanları ve milletvekilleri içerisinde çok az sayıda oy farkıyla seçimi kazanan yok mu?

Bir sürü... 

Buna itiraz eden oldu mu? 

Hayır.

Referandum sonuçları da öyle.

Yüzde 51,3 Evet

Yüzde 48,7 Hayır

Yukarıda yaptığımız söz konusu tespit, sadece ülkemizdeki seçimlerle sınırlı değildir elbet. Bakın, geçtiğimiz aylarda İngiltere’de aynı sistemle Brexit oylaması yapıldı. 

Sonuç?

Yüzde 51,8 Evet (AB’den ayrılmak istiyor)

Yüzde 48,2 Hayır (AB’de kalmak istiyor)

Bizdeki neticeye çok yakın, değil mi? 

Efendim, AB’li yetkililer; -Mesela; Türkiye Raportörü, Kati Piri “Türkiye nüfusunun hemen hemen yarısı Hayır oyu verdi” dedi. Aklı sıra seçim sonuçlarını tartışmaya açacak. Yahu, İngiltere’deki sonuçlar için de aynı şeyi söyledin mi? Asıl sakatlık sistemin kendisinde. Bu söylediğin şey de; Anormal sistemin normal sonucudur. Bunların istediği çifte standart.

Hatta; bazı ülkelerde, Batı’lı ülkelerin de desteğiyle, darbelerle Demokrasi’nin önüne geçildi. Tunus, Cezayir, Türkiye ve Mısır örneklerinde olduğu gibi. 

İktidar kanadına mensup kişiler yüzde 60 seviyesinde oy bekliyordu. 55’lik bir sonuca bile asla tahammülleri yoktu. 

Ya şimdi?

Sadece AK Parti ve MHP›nin oy toplamda oy oranları yüzde 63 ediyor...

Ya; Hürriyet yazarı Mehmet Y Yılmaz›a ne demeli? 17 Nisan’daki yazısına şu başlığı koymuş: «Herkesin kaybettiği bir sonuç» Devamında şunu söylüyor: «Türkiye›nin geleceğini oyladık ve tam ortadan ikiye bölündük. Kazanan da yok, kaybeden de yok» 

Neyse, buralara fazla takılmayalım derim. Asıl üzerinde durulması gereken; Demokrasi›nin bizatihi kendisinin, bu tür sakatlıklara izin veriyor olması. Kendilerini Kemalist olarak konumlandıran koca koca adamlar, neredeyse iki standart önerecekler. Onlara göre; CHP gelirse iyi, diğerleri gelirse kötü. 

Hiç olur mu öyle şey?

İşi fazlaca kurcalamadan yetkililere şunu söylemek lazım: Eğer samimi iseniz, sistemi kökünden değiştirin olsun bitsin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Sadrettin Karaduman - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR