Öncü Edebiyat, Diriliş Edebiyatıdır.

MAKALEYİ DİNLE

Gece Yazıları adlı, ilk baskısı 1993 yılında yapılmış, bugün artık baskısı bile kalmamış deneme kitabının hemen başında Öncü Edebiyat başlıklı üç yazıya yer verir, peş peşe, Arif Ay. Edebiyat Dergisinin önemli yazarlarından ve şairlerinden olup fikriyatını ve kalemini Nuri Pakdil’in öncülüğünü yaptığı edebî ekole bağlayan Ay, öncü edebiyatın, insanın yaratılış gizinden kaynaklanan edebiyat olduğunu söylüyor. Yaratılış gizi’ne, ‘varoluş sırrı’, ‘dünyaya geliş amacı’, ‘emaneti yüklenme nedeni’, ‘halife olabilme niteliği’ de demek mümkün. Yine Ay’a göre, öncü edebiyatın özünü Mutlak Öğreti, yani İslam belirlemektedir.

Sezai Karakoç da dünya görüşünü ifade edebilmek için kimi kavramlaştırmalar yapar: Diriliş, diriliş eri, diriliş sitesi, diriliş nesli gibi. Bütün bunlar Hakikat Medeniyeti için lazım gelenlerdir. Karakoç diriliş edebiyatı şeklinde bir kavramsallıştırma yapmaz ancak, gerek onun gerek ondan önceki ve sonraki sanatçılardan Müslüman olanların, Hakikat Medeniyetini yeniden inşa edebilmek adına ortaya koydukları edebiyata “diriliş edebiyatı” adını vermek mümkündür. Bugün özellikle Yedi İklim dergisinde henüz cılız bir sesle gündeme getirilen “diriliş edebiyatı” kavramsallıştırması bizim için önemlidir. Mensubiyeti hangi akıma ve kuşağa ait olursa olsun Müslümanların ortaya koyduğu verim ve birikimleri tek bir çatı altında, büyük ırmağın etrafında toparlayabilmek, ne kadar güçlü bir imkâna ve sese sahip olduğumuzu göstermesi açısından önemlidir. 

Bu anlamda biz öncü edebiyat yerine “diriliş edebiyatı” kavramsallaştırmasının Müslüman sanatçının tavrını tebellür ettirme ve işaret ettiği yönü tayin etme konusunda daha sarih olduğunu düşünüyoruz. Diriliş edebiyatı İslam’ın dünyaya ve dünya hayatına nüfuz ederek öğretilerinin konkreleştiği bir yapı olan Hakikat Medeniyetinin bir saç ayağıdır. Hakikat Medeniyetinin dört önemli saç ayağı vardır ki, bunlar aynı zamanda dirilişin gerçekleşmesi için de gerekli olan şartladır. İnanç, düşünce, edebiyat-sanat, eylem-aksiyon-siyasettir bunlar. Bu edebiyat, Müslüman sanatçıların ortaya koyduğu edebiyattır en geniş anlamıyla. İçinde iş, eş, aş, emek, alın teri, para, pul, sevgi, aşk; kısaca hayata dair her şeye açıktır bu edebiyat.   1970’li yılların en önemli tartışmalarından birisi olan ve dönemin İslamcı ve sağcı dergilerinde tartışılmış olan “İslamî edebiyat” kavramsallaştırması hakkında bugün hemen hiçbir şey yazılmıyor ve söylenmiyor olması, kavramsallaştırma işinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. O yüzden Müslümanların ortaya koyduğu edebiyat için biri Pakdil diğeri Karakoç cephesinden teklif edilen iki kavramsallaştırmayı da önemsiyoruz. Ancak “diriliş edebiyatı” sözü hem daha fazla çağrışımlı hem de ölümden sonraki hayata selam yolladığı için tercihimize şayandır. 

Diriliş edebiyatı, Hakikat Medeniyetinin diğer saç ayaklarından haz ve hız alarak İslamî öğretilerden zaman ve zeminin imkânlarını yoklayarak ortaya çıkan bir edebiyattır. Bir diğer deyişle, diriliş edebiyatının özünü ise İslam öğretileri ve Hakikat Medeniyeti belirlemektedir.  Bu anlamda diriliş edebiyatı, öncü edebiyat bütün bir insanlık coğrafyasının dertlerini, sıkıntılarını, neşelerini, sevinçlerini, hallerini anlatan; insana değinen, insanî meseleleri yoklayan ve varlayan bir edebiyattır.  Diriliş edebiyatı hem somuttur, hem soyuttur. Hem yereldir, hem evrenseldir. Hem lirik, hem romantik, hem didaktik, hem epiktir. Hem psikolojik hem sosyolojiktir. Ancak her defasında ve hepsinde insan’a değinir. Zira insan ve insana ait meselelerin olmadığı bir edebiyat yavandır, tatsız, tuzsuzdur, saman gibidir. 

Diriliş edebiyatının mümessilleri, yaşadıkları çağın dertlerinden müstağni değillerdir. Bugün başta ülkemiz olmak üzere, Müslüman kalplerin çarptığı bütün coğrafyalarda olup bitenlere tanıklık etmelidir yazarlarımız. Böylece insanımız, kardeşlerinin dertleriyle hemdert olabilmelidir. Boyunduruğundan Batıya bağlanmış haber portallarından süzülerek televizyon, gazete gibi haber mercilerinden evlerimize gelen haberlerin zihinlerimizi işgal etmesiyle, gittikçe Batılılara benzediğimiz aşikâr. Varoluş sırrımızı, gizimizi unutuyoruz. İhtiyacımız olan kardeş edebiyatlar sayesinde kardeşlerimizi tanımak. Diriliş edebiyatı sadece Türkiye’deki edebiyat değildir. Aynı zamanda bütün Müslüman coğrafyalarda ortaya konan edebiyattır. Müslümanların ortaya koyduğu edebiyattır. Bu edebiyatların birbirini tanıması ve anlaması gerekmektedir. Yazarlarımız, çevirmenlerimiz buna öncülük etmeli; devlet de bütün birimleriyle bu anlayışı desteklemelidir, hem maddî hem manevî.

Hakikat Medeniyeti ancak diriliş edebiyatı sağlam temellere oturur ve bütün bir yeryüzüne yayılabilirse yeniden kurulabilir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR