Kapıkulu zihniyeti

Türkiye’de Batı hayranlığına dikkatlice göz attığınızda, ta Osmanlı döneminden beri hâkim olan Jöntürk zihniyetinin etkili olduğunu görürsünüz. Özellikle Osmanlı’nın son dönemine damga vurmuş bu anlayış, Tanzimat Fermanı’nın yayınlanmasında da ön ayak olmuştur. Batılı değerlerin toplumsal yapıya aynen adapte edilmesini savunan bu anlayış sebebiyle, kendimize ait değerlerimiz, örfümüz, ananemiz, geleneklerimiz, göreneklerimiz rafa kaldırılmaya çalışılmıştır. 

Cumhuriyet döneminden sonra da bu anlayışın aynen devam ettiği, gelip geçen iktidarlar tarafından Türk milletinin Avrupa’ya yamanması yolunda ciddi adımlar atıldığı dikkatlerden kaçmayacaktır. 

Yıllarca “Hristiyan Kulübü”  olarak anılan Avrupa Birliği’ne bizleri sokmak isteyen iktidarlar tarafından bazı adımlar atıldığı, fakat Avrupa Birliği’nin bizleri içine almadığı görülecektir. 

Bu kapıkulu zihniyeti, bugün tüm ağırlığıyla sırtımıza binmiş durumda. Kendisini muhafazakâr olarak pazarlayan AK Parti iktidarı, işbaşına geldiği günden bu yana, Türkiye’yi Avrupa’ya sokabilmek için canını dişine takmış durumda. 

Fasıllar açılıyor, fasıllar kapanıyor… Uyum yasaları çıkarılıyor. 

Oysa biz, kimliğinde Müslüman yazan bir ülkenin evlatlarıyız. Avrupa Birliği’nin kapısında kul köle olacağımıza kendi kimliğimiz üzerinden bir birlik ve dirliği ortaya koymamız gerekmiyor mu?

Türkiye Cumhuriyeti’nin gelmiş geçmiş en başarılı hükümeti Refahyol kurulduktan sonra, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, kısa sürede D-8 idealini ortaya koymuş ve sancılı coğrafyalardaki İslam ülkelerini bir araya getirerek, Müslüman ülkeler birliğini hayata geçirmişti. 

Türkiye’nin itibarını, imajını yerle bir eden Avrupa Birliği fasıl müzakerelerine tüm enerjisini harcayan AK Parti iktidarının, D-8’e neden sahip çıkmadığını sorgulamamız gerek. 

Referandum öncesinde Danimarka’da meydana gelen olayları çok ince şekilde analiz etmek ve kendimize yeniden bir yön tayini yapmak zorundayız. 

Danimarka, Almanya, İngiltere PKK’lı teröristlere gösterdiği yumuşaklığı, bu ülkelerde referandum mitingleri yapmak için yola çıkan Türkiye’nin bakanlarına göstermedi.  

AK Parti iktidarının yapması gereken şey, Avrupa Birliği Bakanlığı’nı tamamen iptal etmek ve Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi askıya almak olmalıydı. 

Bizler kapıkulu değiliz… Avrupa’nın kulu kölesi değiliz… 

Kendi insanına sunduğu refahı özellikle Müslüman ülkelerin yer altı ve yerüstü kaynaklarını sömürerek elde eden Avrupa ülkelerine resti çekmenin zamanı gelmiştir… Geçiyor. 

Müslüman ülkelerin gözünde lider olan Türkiye’nin bu imajını D-8 gibi bir idealle birleştirmesi ve Avrupa Birliği sevdasından acilen çark etmesi gerekiyor. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanına olmadık zulümleri reva gören Avrupa Birliği ülkelerinin demokrasi ve insan hakları, düşünce hürriyeti problemleri görünüyor. 

Türkiye, ideolojik saplantıları bir kenara koyup Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ortaya koyduğu ideali yeniden yürürlüğe sokmalıdır. 

Savaş değil, barış. Gerginlik değil, diyalog. Sömürü değil, işbirliği. Çifte standart değil, adalet. Kibir, tekebbür değil, eşitlik. Bir arada Hakk’a riayet ederek yaşamak.

D-8’in temel projeleri ise şunlardır: İslam birleşmiş milletleri, İslam ortak pazarı, İslam savunma paktı, İslam parası, İslam kültür birliği.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR