İslamcılar neyi muhafaza ediyor?

Osmanlı’nın 18. asırdan itibaren aydın bakışı ve devlet refleksi olarak batılılaşma eğilimine girdiği bir vakadır. Batının kurduğu sistemin Osmanlıyı etkilemesi kaçınılmazdı. Fakat bu etkileyiş bir dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Osmanlı’nın devlet politikası olarak yürüttüğü batılılaşma gayretleri, Tanzimat ve Islahat Fermanları Osmanlı toplumu üzerinde önemli bir baskı oluşturmuştu. Askeri alanda başlayan batılılaşma toplumsal yapının tümüne sirayet etmeye başlamıştı. İslamcılık tam bu noktada modernizmin bu baskısına karşı ortaya çıkmış bir fikir hareketidir. 

İslamcılığın çıkış gayesi, İslam’ın siyasi, hukuki ve iktisadi hayattaki varlığını muhafaza etmektir. Bu anlamda İslamcılık muhafazakârlık üzerine kurulmuş bir anlayışa sahiptir. Çünkü Osmanlı siyaseti ve toplumu günden güne çözülüyordu ve kurumsal anlamda bir batılılaşma furyası ile karşı karşıyaydı. Bunun önüne geçilebilmek için İslam’ın etkinliğinin kaybolmaması gerekiyordu. 

Dönemin bazı uleması ve aydınları devletin bekasını bu karşı duruştan beslenen İslamcılık fikrinde gördüler. Fakat bu gayretler yaşanan çözülmeye karşı duramamıştır. Neticede İslam’ın etkisi Osmanlı’nın son dönemleri ile birlikte kırılmaya ve kaybolmaya başlamıştır.

Cumhuriyetle birlikte Osmanlı’nın kurtuluş ideolojisi olan Osmanlıcılık ve İslamcılık fikirleri tasfiye olmuş ve yeni kurulan devlet Türkçülük ve Batıcılık ekseninde bir siyaset izlemeye başlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti geçmişle olan bağlarını güçlü tutmayarak yeni fikri yapısını içselleştirmeyi amaçlamıştır. 

Dini referans alan politikalardan kendini uzaklaştırmış, yerine laik ve modern bir ulus inşa etmeyi amaçlamıştır. Bu dönem İslamcılığı bu topraklar üzerindeki İslam’ı zinde tutmaya dönük bir gayretten ibarettir. Bu dönemde siyasete dair bir talebi olmamış, halkın dinle irtibatının kopmaması için çalışmıştır. 

1960’lardan itibaren İslamcılık kökten değişimi talep eden bir anlayışla yeniden hareketlenmiştir. Bu dönem İslamcılığı, İslam’ın siyasi, iktisadi ve hukuki alanda varlığının yeniden inşa sürecini amaçlar yani değişim üzerine kuruludur. Mevcut sistemin temel paradigması ile sorunludur. Siyasete dönük talebi sistemin değiştirilmesine yöneliktir. Bunun için siyaseten söz sahibi olmayı amaçlar.   

Günümüz İslamcılığı, hem muhafazakârlığı hem de değişimi içinde barındıran bir hal almıştır. İslamcıların değiştirmeye dönük mücadele verdikleri sistemin muhafazası yine İslamcılar eliyle yapılmaktadır. Siyasete dönük taleplerini iktidar olmak olarak algılayan günümüz İslamcılığının vardığı nokta, iktidar oldukları sistemin muhafaza edilmesidir. İslamcılar sistemi İslamileştirememiş, sistem İslamcıları dönüştürmüştür.

Günümüz İslamcılığının değişimi buradan kaynaklanmaktadır. Bu değişim, sahip olunan değerlerin çağın gerektirdiği şekilde sisteme uyumunu sağlamaya yönelik bir değişimdir. İktidar olmanın sağladığı imkânla, siyasi güç ve sermayeyle tanışan İslamcılar için, zamanla araç amaç haline geldi. Parça bütünün, araç amacın yerini aldı. 

Değerde muhafazayı, sistemde değişimi amaçlayan İslamcılık, son düzlüğe geldiğimizde değerde değişimi sistemde muhafazayı savunur olmuştur.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


Anket

Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?


YÜKLENİYOR