Bu Akıl, Akıl Değil! (2)

AK Parti iktidarında, hangi akılla hareket edildiyse, ülkemize ve milletimize hayrı ve faydası olmayan icraatları ele aldığımız yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz:

*** Başta eğitim olmak üzere bütün temel konularda ‘Tek Parti İktidarı’nın icraatları devam ettirildi. Bu ülke nüfusunun %99’unu çok rahatsız edecek yığınla düzenleme yapıldı. (Bunu pek çok yazımızda dile getirdik. Tekrara girmek istemiyorum.) Şunu belirtelim, devlet şahıslarla kaim değildir. Devlette geçerli olan, kanunlardır. Şahıslardan dolayı uygulamayan müeyyideler, bir başka iktidar tarafından uygulanabilir. Bunun için mevcut AK Parti iktidarı, acilen bu konudaki yanlışlıklardan dönmeli ve 15 Temmuz’da kahramanlık sergileyen milleti ve bu milletin evlatlarını rencide edecek hukukî tanzimatı acilen değiştirmelidir. 

***  İpin ucu ecnebinin elinde bir eğitim sisteminin ipin ucu ecnebide bir nesil yetiştireceği aşikâr iken ve 15 Temmuz kalkışmasında da bu alenen görülmüşken, hâlâ ‘Tek Pati İktidarı’ zamanında ABD ile imzalanan eğitim anlaşmasının iptal edilmemesi düşündürücüdür. 13 yılda milyonlarca bu vatanın değerlerine bağlı çelik gibi bir nesil yetiştirebilecekken, bu Fullbright Eğitim Komisyonu ile ne idüğü belirsiz bir sistemin dayatılmasını anlamak mümkün değildir. 

***  TV dizilerinde, sinema filmlerinde, tiyatrolarda, sosyal medyada ve sosyal hayatta korkunç dejenerasyon, müstehcenlik, müptezellik son 14 senede korkunç denilecek seviyede artmıştır. Bu tablo genç nesilleri kültür erozyonuna uğratmakta, onları âdeta bu vatanın değerlerinden kopartmaktadır. İktidar bu duruma seyirci olmakta, bilakis sanki o dizilerdeki müstehcenlikle iyi bir iş yapılıyormuşçasına onlar maddî-manevî teşvik edilmekte ve o dizilerin İslâm ülkelerine ihraç edilmesi ayrıca teşvik edilmektedir. 

***  Ülkemizin kanayan yarası olan terörle mücadelede verilen akıl da akıl değildir. Teröristlerin Silopi’de bir kahraman gibi karşılanmasına göz yumulması ve orada muhakeme edilmelerine izin verilmesi kimin aklı idiyse, o akıl doğru akıl değildi. Hakeza “açılım ve çözüm süreci” diye dayatılan programın aklını kim verdiyse o akıl da ya koyma akıl, ya da iğreti akıl idi. Hendek kazılırken durup seyretmek de yanlıştı. Doğrusu, çözümü o bölge halkıyla birlikte bulmak, o bölge halkıyla kenetlenip kaynaşmak, o halka yapılan Tek Parti devrindeki yürek dağlayıcı icraatlardan dolayı özür dileyip devlet-millet kaynaşmasını sağlamak idi.

***  Gelelim Suriye politikasına: Lütfen hatırlayın, bu ülke ile gayet doğru bir ilişkiye girilmiş, her iki ülke vatandaşları nüfus cüzdanı ile birbirine gidip gelmeye başlamışlardı. Öylesine güzel bir hava meydana gelmişti ki, Antep’ten Halep’e, Halep’ten Antep’e belediye otobüsü kalkar gibi on dakikada bir otobüs seferleri yapılmaktaydı. Ne oldu, o aklı kim verdiyse bu güzel hava bir anda toz duman oldu. Hâlbuki “Arkadaş bu insanlara zulmetme!” denilebilir. O ülke insanlarına da “Arap Baharı masalına aldanmayın! Bu bir tuzak!” telkinatı yapılabilirdi. Bizim Suriye ile 750 km. sınırımız varken biz seyirci durumunda bırakıldık. ABD’si, İngiltere’si, Almanya’sı, Rusya’sı, İsrail’i başta olmak üzere 30’a yakın ülke Suriye’ye müdahil oldu. Biz, Suriye uçağımızı düşürdüğünde doğrudan müdahale edip, en azından Halep-Carablus hattını “güvenli bölge” ilan edip, Suriyeli kardeşlerimizi bu bölgede iskân edebilir ve koruyabilirdik. Kobani tiyatrosunu doğru okuyamadık. Peşmergelerin ve Peşmerge görünümlü PKK’lıların topraklarımız kullanarak Kobani’ye geçmelerine müsaade edilmesi aklını kim verdiyse bu akıl da yanlıştı. Hakeza, ABD ve Almanya gibi ülkelere İncirlik’i Suriye’ye yönelik operasyonlar için kullandırmak da yanlıştı. Adamlar hem kucağımızda oturuyor, hem sakalımızı yoluyor. Göz göre göre PYD’ye silah sevkıyatı yapıyorlar. “Fırat Kalkanı Operasyonu” ile dost görünümlü düşmanların bütün maskeleri düştü. IŞİD’le sözde mücadele edeceklerdi. Ancak ülkemizi bütünüyle yalnız bıraktılar. Bu yetmezmiş gibi, Mehmetçiği arkadan vurdurtmaya kalkıştılar. Bütün bunların üstüne tüy dikercesine şimdi de PYD’ye (ya da YPG’ye veya her ne karın ağrısı ise)  ağır silah verecekler. Bütün bu yapılanlara (gerçekte kalleşliklere) karşı, İncirlik’i kapatmak, NATO’dan ayrılmak ülkemize yakışacak mertçe bir tavır olacakken ne hikmetse bu yapılmadı. Bu yetmezmiş gibi, akıl almaz bir icraatla İsrail’in NATO bünyesine girmesine destek verildi. 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


.
.

Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR