Seyahat eden, çeşitli insan ve toplulukları tanıyan, çevreyi görüp inceleme yapan insanın ufku açılıyor. Dünyanın yalnız bizim yaşadığımız yerden ibaret olmadığını anlayınca, geniş ve kapsamlı düşünme ihtiyacı hissediyorsunuz. Farklı kişi ve olaylarla karşılaşıyor, tecrübe sahibi oluyorsunuz. Tarihi mekanlar ise, sizi yüz yıllar öncesine götürüyor, ders ve ibret alma duygunuzu geliştiriyor.
Ordu iline yaptığım son seyahatimde de, çeşitli insanlarla karşılaştım, farklı mekanları tanıma fırsatı buldum. Karadeniz Bölgemizin kendine has arazi yapısına şahit oldum. İnsanının canayakın ve neşeli hali, denizinin azgın ve hırçınlığı, dağlarının yüksekliği, kıvrım kıvrım dağ yolları, engebeli arazi yapısı...
Tanıdığım insanlardan biri de, Ordu Merkez'de ikamet eden, öğretmen emeklisi Üzeyir Demir Hocam oldu. Tefekkür ehli, itidalli bir insan. Üzeyir Bey, Öğretmen Okulu mezunu. 30 yıl, Rize ve Ordu illerimizde öğretmen olarak görev yapmış. Ailesi sınava giriş parasını denkleştiremediği için yüksek okulu okuyamamış. Bu durum, hala Üzeyir Öğretmen'in içinde bir ukde halinde. Dindar bir aileye mensup olduğu için, din eğitimini ailesinden almış. Dini konularda duyarlı.
Okul yıllarında, eşitlik ve paylaşım söylemlerini seslendiren sol kesimin etkisinde kalmış. Revaçta olan fakirlik edebiyatı propagandaları onu da etkilemiş. Ecevit sempatizanı olmuş. 68 Kuşağı adı verilen ekol içine girmiş. Üzeyir Bey, "Amerika'nın,Türkiye'nin iç işlerine karışması onurumuza dokunuyordu. Bu yüzden, Amerikan emperyalizmine karşı idik. Marşal Planı ve yardımına düşman kesiliyor, Türkiye'yi tehdit eden Amerikan 6. Filosu'na ateş püskürüyorduk. Bunların hepsini, ülkemize olan sevgimiz ve bağımsızlılığımızın tehlikeye düşmemesi için yapıyorduk" sözleriyle o dönemdeki tercihlerinin gerekçelerini anlatıyor.
"Fakat, hiçbir zaman inkarcı olmadım" diyen Üzeyir Ağabey, o dönemde de Kur'an-ı Kerim ve dini kitaplar okumaya devam etmiş, dini vecibelerini yerine getirmeye çalışmış. Yalnız İslam dinini anlatan kitapları değil; aynı zamanda sosyal ve kültürel kitapları da okumuş. Eğitim üzerinde araştırmalar yapmış. Türkiye ve dünya meseleleriyle yakından yakından ilgilenmiş. Gençliğin meseleleri zihnini meşgul etmiş.
Üzeyir Demir, emekli olduktan sonra siyasi çalışmalara başlamış. ÖDP Ordu İl Yönetim Kurulu'nda görev almış. 1996-1997 yıllarında iktidarda bulunan 54. Erbakan Hükümeti'nin emekli, memur ve diğer çalışanlara yaptığı maaş düzenlemesi, Üzeyir Ağabey'in kafasında şimşekler çaktırmış. 1996'da 103 milyon olan emekli maaşı, 11 ay içinde yapılan artışlarla 256 milyon liraya yükselmiş. Bu olay onu çok düşündürmüş. Erbakan Hoca ve Milli Görüş'ü incelemeye almış. Konu ile ilgili kitaplar okumuş. Milli Görüş mensuplarıyla görüşüp konuşmuş. Faaliyetlerini takip etmiş.
Refah Partisi'nin, emekli ve çalışanların refah düzeyini iyileştirmek için yaptığı ekonomik düzenlemeye hayran olmuş. "Bizim senelerdir düşünüp de yapamadıklarımızı Erbakan Hoca gerçekleştirdi. Asıl emperyalizme karşı olan bağımsız düşüncenin Milli Görüş olduğunu gördüm" diyen Üzeyir Demir "O güne kadar "Dini siyasete alet ediyor" diye düşmanlık ettiğim,her fırsatta yıpratmaya çalıştığım Erbakan Hoca, Ordu ilimize geldiği zaman yanına gittim, elini öptüm, geçmiş durumumu anlattım ve helallik aldım."sözleriyle önceki fikirlerinden duyduğu pişmanlığı anlatmaya çalışıyor. Milli Görüş'ü tanıdığı için Allah'a şükrediyor, memnuniyetini anlatıyor.
Erbakan Hoca'yı tanıdıktan sonra,Milli Görüş partilerinde hizmet etmeye başlamış. Adeta boşa geçirdiği zamanı telafi etmek istercesine çalışmış. Fazilet Partisi döneminde Ordu İl Müfettişliği görevine getirilmiş. O günden bu yana Milli Görüş çalışmalarında koşturmaya devam ediyor.
Üzeyir Ağabey'in hayat serüvenini dinledikten sonra, Erbakan Hoca'nın şu sözlerini yeniden hatırladım: "Milli Görüş milletimizin inancı, tarihi, aslı, özü ve kendisidir. İnsanlar, Milli Görüş adını duyuyor ama, kendisini tanımıyor. Ben eminim ki, bir referandum yapılsa, yüzde 80-90'ımız, 'Milli Görüş buysa, ben Milli Görüşçü'yüm' diyecektir. Türkiye'de iki sınıf insan var: 1. Milli Görüşçü olanlar 2. Milli Görüşçü olmak için sırasını bekleyenler."
Bugün, Milli Görüş, Saadet Partisi'nde temsil ediliyor. Saadet Partisi kadrolarına diyorum ki; Milli Görüş ve Saadet Partisi'ni hakkıyla tanımayan nice insan var. Pekçoğu Milli Görüşçü olmak için sırasını bekliyor. Onlara ulaşıp davamızın büyüklüğünü anlatmak, Türkiyemiz ve gelecek nesillere yapılacak en büyük iyilik olacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




