Zaman zaman bardaktan boşanırcasına yağan sağnak yağmur altında, ülkenin hemen her tarafından ve ülke dışından da gelmiş insanların biraraya gelmeleri ve ardından çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden hepsinin; çamurdan yürünecek hali kalmamış, hatırı sayılacak derecede dik bir yolda, 8 kilometrelik bir yolculuğa çıkmaları...
Bosna Hersek'de her yılın haziran ayının son pazar günü yapılan Ayvaz Dede Şenlikleri'nden bahsediyorum.
Bosna'nın Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethinin ardından bölgeye gelip yerleşen ve insanların ihtiyaçlarıyla ilgilenen birisi imiş Ayvaz Dede.
Sarı Saltuk gibi bölgeye irşad maksadıyla gelen Horasan erenlerinden olan Ayvaz Dede, bir değirmen işletiyor ve halka ücretsiz yiyecek dağıtıyormuş.
Derken ciddi bir kuraklık başlamış ve Ayvaz Dede, çevredekilerin talebi üzerine şenliklerin yapıldığı alana gelip 40 gün ibadet ederek Cenab-ı Hakk'a yalvardıktan sonra, kuraklık sona ermiş.
Kuraklığın yağmurlar sebebiyle mi, yoksa Ayvaz Dede'nin duaları sonrası ortadan ikiye ayrılan büyük kaya kitlesinin suyun yolunu açması sebebiyle mi sona erdiği hususunda değişik rivayetler olsa da, bu çok önemli değil.
Ayvaz Dede'nin kerametinin ardından, insanlar kitleler halinde Müslüman olmaya başlamışlar.
Anlaşıldığı kadarıyla Ayvaz Dede şenlikleri, bütün anlatılanların ötesinde, Bosnalıların Müslüman olmalarının anılmasından ibaret belki de.
Tarihi gerçekler, efsane, keramet, mucize... her şey var Ayvaz Dede hadisesinde... Ama her şeyin ötesinde, dile kolay, tam 499 yıldır yaşanan bir olay, Ayvaz Dede şenlikleri...
Bosnalılar, Komünist dönemdeki kesintiler hariç, tam 499 yıldır bu şenlikleri düzenliyor, Ayvaz Dede'yi anıyorlar...
Katılanların sayısı binlerle ifade ediliyor. Belki on binden fazla...
Bosna Hersek'in bağımsızlığı sonrası, Merhum Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in katımıyla yapılana 50 binden fazla insanın geldiği biliniyor.
Sadece Bosna'dan değil, nerdeyse dünyanın hemen her tarafından gelip, Travnik yakınlarındaki Donji Vakuf kasabasında toplanan Boşnaklara, Türkiye'den, İran'dan ve Avrupa'nın başka ülkelerinden gelen Müslümanlar da katılıyor.
Donji Vakuf'daki caminin önünde yapılan sancak merasiminin ardından, tepeye doğru yürüyüş başlıyor.
Dualarla, tekbirlerle...
Ayvatoviça tepesine doğru olan 8 kilometrelik yolu, hem de yağmur altında yürümek kimseye zor gelmiyor anlaşılan.
Önde ulema, onları takip eden ay-yıldızla süslü yeşil sancaklar...
Bu güne özel olarak süslenmiş atlar üzerinde çocuklar, gençler, ihtiyarlar...
Ve dikkat çekecek kadar çok olan Türk bayrakları...
Türk bayrağı taşımak farklı bir şey burada anlaşılan.
Çünkü elinde bayrak olanlara yönelik bakışlarda ciddi bir imrenme görülebiliyor.
Küçük çocuklar, kendilerine bayrak bulmaları için annelerini zorluyorlar sürekli olarak.
Yaşanan tepeye doğru süren bir akın adeta...
8 kilometrelik yol üzerindeki dinlenme yerleri, panayır havasında.
İnsanlar nefesleniyor, birşeyler atıştırıyor ve yollarına devam ediyorlar.
Proğramın yapılacağı alana varmadan hemen önce, Ayvaz Dede'nin duaları sonrası ikiye ayrıldığı rivayet edilen kayalığın içindeki yoldan geçiliyor.
Ağaçların arasındaki alanda toplanan binlerce insan, Türkiye'den gelen mehterin konserini izliyor.
Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından ilahiler okunuyor...
Dualar, tekbirler, salavatlar ve ardından binlerce insanın katımıyla namaz kılınıyor...
Yağmur yağıyormuş ve yerler de ıslakmış, ne gam...
Aslında, Ayvaz Dede şenliklerini anlatmak zor.
'Anlatılmaz, yaşanır' yani.
Unutmadan, gelecek yıl şenliklerin 500. yılı...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



