Başarmanın yolu; geçmişi red etmeden geleceğe ışık olmaktır. Hata yapanları takip ederek sadece eleştirmek çözüm değildir. İş böyle olunca kaçan hırsızı takip ederken, kapısını açık bıraktığımız evimize, başka hırsızlara buyurun daveti çıkarmış oluruz.
Yapılacak iş Yüce Allah'ın "Emrolunduğunuz şekilde dosdoğru olunuz. Allah'ın ipine tutununuz, tefrikaya düşmeyiniz." İlahi buyruğuna adam akıllı sarılmaktır.
Efendimiz (sav) mazluma yardım ediniz, zalime de. Ashab, ya Rasulallah mazluma yardımı anladık, zalime nasıl yardım edeceğiz; diye sorduklarında, Efendimiz (sav) buyurduklar ki; zulme engel olmak için zalimin zulm kollarını tutarak. Bunun yolu da Kur'an ve sünnete sarılmakla olur.
Meseleleri kenarından köşesinden tutarak, yanından teğet geçerek, kuş diliyle konuşarak mazlumun hakkını koruyamayız, zalimin zulmüne engel olamayız. Bu şekilde davranırsak ıstıraplı, sıkıntılı bir zaman israfına sebep olduğumuz gibi, köşeye sıkışmış olan zalimin sahasını genişletmiş oluruz. "Şimdi birlik zamanıdır" cümlesi iyi anlaşılmalıdır. Müslümanlar her zaman birlikte olmalıdır. Bu işin şimdisi yarını yoktur. Yüce Allah bir'dir. Son ilahi kitap Hz. Kur'an'dır. Son peygamber Hz. Muhammed (sav)'dir. Bozulması mümkün olmayan bu birlikten uzaklaşanlar, bu birliğe süratli bir şekilde geri dönerek yerlerini almalıdırlar.
Bu manada Millî Görüş zihniyetini günümüzde temsil ve tebliğ etmeye çalışan Saadet Partililer, yüklendikleri görevin sorumluluğunu çok iyi idrak ederek, diğer siyasi partilere oy veren seçmen kitlelerini yüksek bir ahlâkla kucaklamanın erdemini göstermeye mecburdurlar.
Siyasi muarızlarını eleştirirken, usul ve esaslara dikkat etmelidirler. Hakarete varan cümleler kurmak yerine, kalpleri yumuşatacak ve düşündürecek, her bir kelimesi merhamet ve adalet kokan cümleler kurarak insanımızı ve insanlığı uyarmaya çalışmalıyız. Şuursuzca alkışlamak için, nefse hoş gelen kelimelerle karşı tarafı küstürmek, oldukları yerde mıhlamaya çalışmak, siyaseten doğru bir davranış değildir.
Millî Görüşçülerin görevi, öyle veya böyle yanlış yerde çakılı kalan insanların, çivilerini gevşeterek doğru olan yere gelmelerini kolaylaştırmaktır. Kolay olan bu yolu zorlaştıranlar, ya Millî Görüşçü değildir, veyahut Millî Görüşü anlayamamıştır. Anlatmaya çalıştığım, siyasi anlayışımızı şuursuzca farklı anlamaya çalışarak nefsinize mağlup olarak tepki vermeyiniz. Bildiğiniz bir ölçüyü tekrar hatırlatarak, makalemizi sabırla okuduktan sonra, vereceğiniz tepki hem bizim için hem de sizin için daha hayırlı olacaktır. Önce dinlemeyi sonra konuşmayı kendimize şiar edinmeliyiz. Her dinin bir ahlakı vardır. İslâmın ahlakı hayadır. Haya imanın bir parçasıdır. Parça kopunca bütün dağılır. Toplumu dağıtmamak için; söz, fiil ve davranışlarımıza dikkat etmeliyiz.
Siyasi muarızlarımızın yaptıkları yanlış icraatlarına, eylem ve söylemlerine, eyvallah mı diyeceğiz? "Gerçekler karşısında susan dilsiz şeytandır" hadis-i şerifine uymayacak mıyız? Evet dostlar; mesele burada, düğümün çözüleceği nokta da burasıdır. "Yüce Allah (cc) "Hakkı batıl ile örtmeyiniz. İfrat ve tefrite düşmeyiniz. Orta yolu takip ediniz. Kardeşlerinizin ayıplarını araştırmayınız. Gıybet, dedikodu, iftira yapmayınız. Zannın birçoğundan sakınınız. Kardeş olunuz. Allah'ın boyası ile boyanınız. İslâm dininden başka bir din aramayınız..." buyurmaktadır.
Özet olarak ifade edersek; gerçek olan Kur'andır. Kur'an gerçeklerini konuşmayanlar dilsiz şeytandır. Gerçekler zalimlerin huzurunda konuşulursa, batıl yok olacaktır. "Hak geldi mi batıl zail olacaktır." Demektir ki önce hak konuşulacak, sonra batılın çirkinlikleri.
İnsanlığın sofrasından haramları kaldırıp, yerine bir şey koymazsanız, haramlarla beslenen insanlar ister istemez haramları savunmak, sizlerle mücadeleye kalkışacaklardır. Eğer siz haramlarla beslenen insanlara, helal nimeti tattırırsanız, o insan haramın acılığını helalin lezzetine tercih etmeyecektir. İnsanlığın kurtuluş reçetesi Kur'an'dır. Tatbikatçısı Hz. Rasulullah'dır. Kur'an ve sünneti birlikte ele alarak ve şuurla anlayarak, kem-küm etmeden, kurtuluşun; hayat nizamı olan Kur'an'da olduğunu söylemektir. Sadece karşı tarafın yanlışlarını konuşarak, dilsiz şeytan olmaktan kurtulamayız.
Biliniz ki, hak hem dünyada hem de ebedi hayatta galiptir. Asla mağlup olmayacaktır. Batıl ise, hem dünyada hem de ahirette mağluptur. Hakkın meyvesi tatlıdır. İnsanı dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturur. Batılın meyvesi acıdır. İnsanı dünya ve ahirette hüsrana uğratır.
Dünyamızda mağluplar ve galipler varsa ki vardır, bunlar hak ve batıl taraftarlarının mücadelesinin neticesidir. Hak taraftarları tembel olurlarsa, gerçekleri konuşmazlarsa, kayıtsız şartsız Allah (c.c)'a teslim olmazlarsa, Kur'an ve sünnete sarılmazlarsa, kardeşler topluluğu olmazlarsa, batıl taraftarlarına mağlup olurlar.
Hak taraftarları galip gelmek istiyorlarsa ki istiyorlar, o zaman tek yol olan İslâm yoluna girmekten başka çare yoktur. Bu yolu tarif edenler, körün fili tarif ettiği gibi tarif etmemelidirler.
Millî Görüşçüler yüklendikleri misyonun gereğini yerine getirirlerken çok dikkatli olmalıdırlar. Yapıyorum derken yıkmamalıdırlar. Millî Görüş bir medeniyet projesi olduğuna göre, bu proje millete net bir şekilde anlatılmalıdır. Millet bu projeyi çok kolay okumalı, hayat binasını buna göre inşa etmelidir. Millî Görüş projesi değişen veya geliştirilen bir proje değildir. Bu projeyi merhum Akif in dediği gibi;
"Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı"
anlayışıyla milletimizin anlayacağı bir şekilde anlatmalıyız.
Millî Görüş projesi, değişen ve gelişen şartlara, tabii afetlere ve deprem yönetmeliklerine göre değişen bir proje değildir.
Millî Görüş'ün 4O. yıl kutlamaları, 41. yılda nasıl bir başlangıç yapmamızın bir provasıydı. 40. yılda verilen mesajları Millî Görüşçüler çok iyi okumalıdır. Verilen mesajların bazılarına kısa başlıklarla değinerek makalemizi tamamlamak istiyorum:
1- Mühim olan sayı değil, mühim olan inançtır, azimdir, aksiyon gücüdür.
2- Yazmakta olduğumuz tarihe yeni altın sayfalar ilave etmek için bugün buradayız.
3- Millî Görüş, köleliğe, sömürüye, kula kul olmaya karşı çıkmak, Hakkı üstün tutmaktır.
4- Millî Görüş kaptan köşkünde oturan, dümenin başında olan bir görüştür.
5- Millî Görüş'ün bir tarifi de, yeni bir dünyayı kurma projesidir.
6- Millî Görüş, bir maneviyat mücadelesidir.
Millî Görüş zihniyetinin ilkeleri doğrultusunda siyaset yapanlar, temsil ve tebliğ etmeye çalıştığı evrensel medeniyeti, eften-püften konuşmalarla insanımıza ve insanlığa anlatamazlar. Anlatmak için anlamak lazımdır. Anlayanlar da azimli, gayretli ve sabırlı bir şekilde her kesimi adaletle kucaklayarak anlatmaya çalışmalıdırlar. Dün söylenenleri yeni kelimelerle unutturarak, elmayı elma şekeri gibi takdim etmeye çalışmak, geçmişi unutturmaya ve olayı saptırmaya vesile olur.
Maksatlı medya mensuplarının sorularına net cevaplar vermeliyiz. Geçmişimizi asla red etmemeliyiz. Millî Görüş lideri Erbakan Hoca'nın mücadelesini hafife alanlara karşı asla sessiz durmamalıyız. Büyüyüp yetiştiğimiz evimizin küçük olduğunu, onu genişleteceğimizi söylememeliyiz. Bu gibi ifadeler ya çıkışımızın yanlış olduğunu ya bugünden sonra yanlışa doğru açılacağımıza yol açar.
Millî Görüş'ün evi manevi bir saraydır. Bu saray bugün de yarın da aynı şekilde devam edecektir. Bu sarayda Millî Görüşü kabul eden herkese yer vardır. Bu sarayda pişen helal nimetlerden Millî Görüşçü olmayan, saray dışında kalan herkese, adil bir şekilde maddi ve manevi servis yapılacaktır.
Böyle bir anlayışla hareket eden Millî Görüşçüler, milletin teveccühüne mazhar olurlar. Böyle bir topluluğa Yüce Allah (cc) da zafer mutluluğunu ikram edeceğini şu ayetle ferman buyuruyor:
"Ey iman edenler, size öyle bir kazanç göstereyim mi ki, sizleri acıklı bir azaptan kurtarıversin. Allah'a ve peygamberine iman ederek, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda mücadele ederseniz, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Başka bir kazanç daha ki onu seveceksiniz Allah'tan bir zaferdir ve yakın bir fetihdir." (Es-saf 10,11,13)
"Ey iman edenler, sizi ne mallarınız, ne çocuklarınız, Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana düşenlerdir." (Münafikun 9)
Tavsiyem; Kur'an ve hadis okuyalım, kendimizi yenileyelim. Siyasetimizi ve siyasi anlayışımızı bunlara göre şekillendirelim. Selem ve dua ile...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



