Hemen her gün yeni bir haksızlık, yeni bir mağduriyetle karşılaşıyorum...
Bana ya da bir başka medya mensubuna ulaşıp sesini 'yukarılara' duyurabilenler yine şanslı...
Büyük mağduriyetler yaşayıp da köşesine sinen, kabuğuna çekilen o kadar insan var ki!
Asıl muhatap alınması gereken, ellerinden tutulması gereken onlar...
Mustafa Eriş yaklaşık 35 yıllık sigortalı.
Emekli olması için üç yıldır devlet dairelerini arşınladı.
Çalmadık kapı bırakmadı.
Sağlığını yitirme pahasına direndi, çabaladı, yılmadı...
Sonunda emekli olmayı başardı.
Ama bu kez daha büyük bir problemle karşılaştı...
Bir çanta dolusu evrakı göstermesinden ve anlatımlarından belli ki, haketmesine karşılık 3 yıllık biriken maaşını alamıyor.
Eriş'in tek güvendiği isim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bakan Faruk Çelik.
Mustafa Eriş, www.haberdemeti.com'a karşılaştığı zorlukları belgeleri ile şöyle dile getirdi.
"SSK'ya ilk başvuruda bulunduğum tarih 20.06.1976. 1989 tarihinde de Bağ-Kur'lu oldum... 10721895 sigorta sicil 0522744942 Bağ-Kur no'lu mükellefim. 2004'te Bağ-Kur'dan çıktım. 14.8. 2004 tarihinde yeniden SSK'lı oldum. SSK'dan son terk tarihim 07.04.2008. 2008 yılının 18 Ağustos'unda emeklilik için başvuruda bulundum. Bağ-Kur'da emeklilik işlemlerim için bazı hatalar olmuştu. Bankadan yatırdığımız bazı primler bir başka hesaba yatırılmış. Bunun düzeltilmesi için çok kereler başvuruda bulundum. Sayısını unuttuğun dilekçeler verdim ilgili makamlara..."
"Neticede bu hatalar düzeltildi. Askerlik borçlanma parasını yıllarca önce yatırmama rağmen kabul etmediler ve ödeme de yapmadılar. Bir önceki yapılandırma çalışmalarında bu problemler zamanında giderilmediğinden dolayı yapılandırmadan yararlanamadım. Sonuçta son yapılandırmadan yararlanarak 06.05.2011 tarihi itibari ile emekli oldum. Ancak başvurumu 3 yıl önce yapmama rağmen emekliliğimi 06.05.2011 tarihinden başlattılar. Neden böyle yaptıklarını hâlâ anlamakta zorluk çekiyorum. Bu çok büyük bir haksızlık. Benim 3 yıllık biriken toplu maaşım var. SGK'nın öncelikle bu hatayı düzeltmesini bekliyorum. Bu hatanın düzeltilmesi ve haklarımın yanmaması için de emekli maaşıma hiç dokunmadım, almadım. Çünkü biliyorum ki emekli maaşımı alırsam bu kez, "Emekli maaşınızı alıyorsunuz demek ki yapılan muameleyi onaylamışsınız." diyecekler."
"4 yıldır raporlu, KOAH hastası olmama rağmen sağlık imkanlarından da yararlanamıyorum. Sayın Bakanımızın bu sorunuma acilen bir çözüm getirmesini hassaten bekliyorum. Ben son 5-6 yıldır emeklilik için çok büyük çabalar sarf ettim. Sağlığımı kaybettim. Ama sonunda devlet beni emekli etmesine rağmen şu anda ne emekli maaşı alabiliyorum ne de sağlıktan istifade edebiliyorum. Bugüne kadar çalmadığım kapı, gitmediğim makam kalmadı. Ama her seferinde yetkililer sorunu çözmek yerine dosyaları kapatmayı ve yazışmaları uzatmayı tercih ettiler. Bu açıdan da çok büyük mağduriyetler yaşadım. Bu durumun düzeltilmesi beni ve ailemi ziyadesi ile memnun ve mutlu edecektir."
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yetkililerine sesleniyorum;
Telekomünikasyon sayesinde dünyanın adeta bir köy haline geldiği, bir tuşla dünyanın diğer ucundaki tüm bilgilerin anında önümüze düştüğü böyle bir dönemde bu uzun yazışmaların ve hataların kaynağı nedir, sahiden?
Nerede yanlış yapılıyorsa anında neden tespit edilip telafi edilmiyor?
Ataması yapılmayan öğretmenlere tez Davran'dı!
Haziran seçimleri öncesi devlet söz verdi; '55 bin öğretmen atayacağız' diye...
Seçimlerden sonra bu sözünü unuttu, sadece 11 bin öğretmen ataması yaptı...
Sözü veren eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu...
"Bu kadar atama yapamayacağız, özür dileriz." diyen şimdiki Bakan Ömer Dinçer...
Devlet verdiği sözü ne pahasına olursa olsun yerine getirmeli, bu gençleri mağdur etmemeli...
En azından 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne kadar 44 bin olmasa bile 20 bin öğretmen ataması gerçekleştirilmeli...
Ünlü sanatçı Cem Davran, "Geç Gelen Portakallar" dalında 1979'da çektiği "Yusuf ile Kenan" filmindeki rolüyle ödül alırken yaptığı konuşmada son dönemlerin kanayan bu yarasına parmak bastı.
Ödülünü Başkan Akaydın'dan alan Oyuncu, "Bir aktörün kaderi 32 yıl geriden gelir mi?" dedi.
Cem Davran konuşmasının sonunda, ödülü atanamayan öğretmenler için aldığını söyledi.
Davran'ın şu söyledikleri 44 bin atama bekleyen öğretmeni sevince boğdu: "Kısa bir süre önce devlet 55 bin atama yapacaklarını söyledi. Öğretmen adayları prosedürü tamamladı. 11 bin atama yaptıktan sonra durdurdular. Aileleriyle birlikte yüzbinlerce adam. Bütün büyüklerimize yalvarıyorum. Benim ödülüm 32 yıl gecikti, onların ataması 32 yıl gecikmesin. Bu ödülü öğretmenler için alıyorum."
Cem tez 'Davran'dı ama bakalım devlet refleksi buna tez cevap verecek mi?
İlginç bir araştırma
Kısa adı (YECDER) olan Yunus Emre Camii Eğitim ve Kültür Merkezi, din görevlilerinin katıldığı bir anket çalışması yaptı.
Anketteki sorulara din görevlilerinin verdiği cevaplar ilginç;
* "Cami yaşlıların merkezidir." algısı yaygın ama yanlış...
* Camilerde İmam-cemaat kavgaları olmamalı...
* Kilitlenmeyen camilerin olmasını arzu ediyoruz.
* Camilerimiz, yabancılara da güzel dinimizi tanıtabilmelidir.
* Tepeden inmeci mantık yanlış. Bazı imamların kişisel gayretlerini müftüler küçümsüyor. Bazı din görevlileri de işini sadece kazanç kapısı olarak görüyor.
* Camilerde nikah salonları, eğitim merkezleri, dinlenme salonları vb. de olmalı.
* Din görevlileri sürekli eğitilerek çağın hep ilerisinde bulunmaları sağlanmalı.
Sürekli internet kesintileri neden!
TTNET'e sesleniyorum;
Zaten pahalı olan ADSL'yi üç saat boyunca habersiz kesmek de ne anlama geliyor?
Gece yapsanız bu yapılandırma çalışmalarınızı olmuyor mu?
Bütün bir Beyoğlu bölgesinde ilaç verilemedi hastalara...
Bunun vebali kimin?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



