28 Şubatçılar o meşum günlerin gelip geçici olduğuna dair kendine teselli vermeye kalkan mazlumlara cevap olsun diye süreci kestirip atmıştı: 28 Şubat bin yıl sürecek. Bu sözler normalleşme arayanların ümit ışığını söndürmeye yönelik psikolojik harekâtın bir parçasıydı. Kitlelere resmen kafanızla ve kalbinizle zorbalıklara teslim olun denilmek isteniyordu. Özellikle muhafazakâr kesimlere alternatif bir muhafazakar tutumla cevap veriliyordu.
1000 yıl değişmeyen ve hiçbir zaman değişmeyecek bir proje karşısında sakın direnmeye kalkmayın, anlamına gelen bir 'etrafınız sarıldı' korkusu oluşturmaktı. Manipülatif jakobenizm denilebilecek bir tavırla toplum hizaya çekilmek isteniyordu.
28 Şubatçılar bir yandan da bazı cemaat liderlerinin kendileriyle anlaşıp işbirliğine girdiğini beyan ederek 'dağdan iniş' 'eve dönüş' projelerini andıran yöntemlere başvurmaktan çekinmiyorlardı.
Postmodern adı verilen 28 Şubat darbesi aslında psikolojik savaş unsurlarının yoğun kullanıldığı acımasız manipülatif bir harekâttır. Postmodern darbenin üzerinden tam 13 yıl geçti. Geldiği nokta itibariyle 28 Şubat işbirlikçiler hariç toplumun hiçbir kesiminin desteğini alamadığı gibi Türkiye her on yılda bir rutin hale gelen darbelerin kara kutusunun ortaya çıkmasına da vesile olmuştur. Demek ki mizanseni bol, sosyal içerikli bir darbenin şecaat arz ederken sirkatini saklayabilmesi o kadar kolay olmuyor.
28 Şubat'ın toplum mühendisleri post modern darbenin daha onuncu yılında iken iddialarından çark etmeleri acaba nedendir?
Milleti içinde bulundukları durum itibariyle alternatifsiz ve meyus kılmak için bu kadar yuvarlak bir rakamı telaffuz etmek olsa olsa zafer sarhoşluğundan ötürü ne dediğini bilmemektir.
Darbeye bin yıllık zaman biçmek buradan bakınca milletin feraset ve basiretinden ümidi kesmek olduğuna göre, o taraftan-darbeciler zaviyesinden- bakınca bu milleti değiştirip dönüştürmenin, asli değerlerinden uzaklaştırmanın öyle üç beş senede, yıllara ve yüzyıllara sığacak bir şey olmadığı sonucunu da çıkarabiliriz.
On yılda on milyon genç yaratmakla övünen zihniyet yıkmak için 1000 yıl gibi uzun bir süreci ancak gözüne kestirebiliyor.
Demek ki bin yıl sürecek olan bir 28 Şubat ülkeyi bin yıl geriye getirme hesaplarını da bu sürece göre yapmış.
13 yıllık 28 Şubat sonrası süreç ülkeyi bilimden sanata, ekonomiden özgürlük alanlara dek geri bırakarak tam anlamıyla bir "gericilik süreci" yaşatmıştır.
Sözüm ona gericilikle mücadele adına yola çıkan ve bu iddialarına halkı inandırmak için akıl almaz mizansenler hazırlayanlar tebcil ettikleri çağdaş kavramlar başta olmak üzere bütün evrensel normların gerisinde kalmışlardır. Bu yüzden 28 Şubat post modern darbesini bir tür modern gerici kalkışması olarak niteleyebiliriz.
Bin yıl ömür biçilip gün itibariyle 987 yıl süresi kalan bir harekâtın ısrarla devam ettiğini söyleyenler de yok değil.
Özellikle başörtüsü yasağının kamusal hayatın değişik safhalarında hız kesmeden devam etmesi 28 Şubat'ın simgeler üzerinde varlığını sürdürdüğü izlenimi oluşturmaktadır.
Eğer çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceklerine de kastetmiş bu meşum sürecin tamamen bittiğine halkın inanmasını istiyorsanız 28 Şubat artığı yasakları bir an önce kaldırmalısınız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



