28 Şubat postmodern darbesi geçtiğimiz hafta 12. yılını doldurdu. O kadar çok şey yazılmasına, ifşa edilmesine rağmen, yine de "gizli" kaldı çoğu şey. Çünkü "1000 yıl sürecek" denilen bu sürecin magazinsel dezenformasyonla aydınlatılması mümkün değil. Nereye baksanız, karartılmış deliller çıkıyor karşınıza.
Belki de Rachel Corrie kadar cesur olamadığımız içindir, yaşadığımız bunca sıkıntılar. Darbeler, horlanmalar... Ve bunlar yetmezmiş gibi bir de 1000 yıl sürecek sancılar...
Bazen yaşatmak için ölmek, yaşamaktan daha evladır. 23'lük Rachel'in, 2003'ün Mart'ında Gazze'de Filistinli bir aileyi İsrail tanklarından korumak için yaptığı gibi.
28 Şubat'ta Sincan'ın sokaklarında tanklar yürümeseydi, belki diğerleri gibi (Uluslararası Dayanışma Hareketi Üyesi) Rachel de ölmeyecekti. Binlerce masum çocuk özgürlük tualine gülümseyecek, İsrail tanklarının paletlerinden içimize kan sıçramayacaktı.
Afganistan'da, Irak'ta, Lübnan'da, Filistin'de barış olacaktı... İnsafı olmayanların, yargısız infazı durdurulacaktı... Medeniyetlerin beşiğinde yaşayan hiçbir masumun canı acımayacaktı.
28 Şubat postmodern darbesi olmasaydı...
Şimdi Ulu Hakan Abdülhamid Han'ı daha iyi anlıyoruz.
Niçin "şehid kanıyla alınan topraklar, parayla satılmaz" dediğini de... 33 yıl boyunca siyasi dehasıyla, millî olan duruşuyla emperyalistlere nasıl direndiğini de... Teodorların, Haimlerin, Emanuellerin, Şaronların, Pereslerin; Ali, Veli, İsmail adı altında emperyalistlere nasıl destek verdiğini de...
Şimdi daha iyi anlıyoruz.
31 Mart... Ve aradan geçen 88 yıldan sonra 28 Şubat'la...
Özgürce gülmek, sömürüye direnmek yasaklanmış bu coğrafyada.
Kendimiz olmadığımız müddetçe...
"Biz varız ve buradayız" diyerek 1.5 milyarlık uyuyan âlemi uyandıran ve onları D-8 hareketiyle onurlandıran antisiyonist ve antiamerikancı bir lider herşeyi tersine çevirince...
Rahatsız oldular...
Teodorların, Haimlerin, Emanuellerin, Şaronların, Pereslerin yerli işbirlikçileri bu "iyi gidişe dur" demek için "medya, sermaye ve çeteler"le elele verdiler.
İrtica, "Aydınlık İçin 1 Dakika Karanlık", "İrticaya Karşı 1 Dakika Karanlık", tanklarla balans ayarı derken "adının açıklanmasını istemeyen bir üst rütbeli" ve "genç subaylar" demeçleriyle son darbeyi vurdular!..
Şimdi daha iyi anlıyoruz.
31 Mart... Ve aradan geçen 88 yıldan sonra 28 Şubat'la...
Semalarda artık barış güvercinlerinin neden uçmadığını...
And içmişler demek ki... Bütün kötü oyunları "ötekilerin demokrasisi" kazansın diye. 28 Şubat'ta da...
Unutmayın!.. "Bu ordu bizim, bu millet bizim..." gün gelecek birlikte, omuz omuza kazanacağız kaybettiğimiz savaşı...
Hem de kansız, hem de silahsız...
Secalar, Hüda Galyalar, Ali Şaitalar, Ahmet Aliler dahası mazlumlar için...
Racheller ölmesin diye...
28 Şubat postmodern darbesiyle aslında ne oldu?
* 28 Şubat'la; yerli ve millî olan bütün faaliyetler dizayn edildi, bu dönemde kapıdan kovulan Siyonist ve Amerikancı güçler tekrar bacadan; medyanın, hortumcu sermayenin ve postmodern darbecilerin omuzlarında geldi. Milletin 100 milyar dolara varan öz sermayesi bir gecede buharlaştırıldı. 1000 yıl geriye götürülerek fakirleştirildi.
* 28 Şubat'la; insanlığın refah ve saadeti için "Yeni Bir Dünya" hedeflenerek kurulan D-8'lerin sağlayacağı maddi ve manevi güç engellendi, küresel emperyalistlerin dünyayı soymak için kurduğu IMF'ye tekrar el avuç açılmaya başlandı. 1000 yıl sürecek dilencilik sömürgesinin temelleri yeniden atıldı.
* 28 Şubat'la; amacı sırf vatanına ve milletine hizmet etmek olan Millî Görüş camiası "gelenekçiler" ve "yenilikçiler" diye ikiye bölündü. "Yenilikçilere" önce "Millî Görüş Gömleği" çıkarttırıldı ve Türkiye'yi yumuşak lokma haline getirtmek için "iktidar" altın tepside sunuldu. "Korku İmparatorluğu"nun gölgesinde işsizlik çığ gibi arttı, yolsuzlukta CHP'nin bile diline düşüldü. 1000 yıl düşünülse kimsenin aklına gelmeyecek kötü icraatlara imza atıldı.
* 28 Şubat'la; ağabey Türkiye'nin korumasından uzaklaştırılan Afganistan, Irak, Lübnan, Filistin istilaya uğradı. Kutsallara ve insanlığın bütün değerlerine tecavüz edildi. Bölge emperyalistler tarafından en az 1000 yıl huzura muhtaç duruma getirildi.
* 28 Şubat'la; Abdulhamid Han'a uygulanan oyun, farklı bir versiyonuyla sahnelenerek, 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a karşı uygulandı. Böylece bu coğrafyadan başka bir yerde yeşermesi mümkün olmayan umutlar bir kez daha ötelendi.
Bu 1000 yıllık sürecin bitmesi için bir tek seçenek var. O da, 54. Hükümetle Türkiye'yi tarihî yerine oturtan Millî Görüş hizmetkârlarının tekrar göreve gelmesidir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



