"RP'li TBMM Başkanvekili Yasin Hatiboğlu'nun yazdığı dörtlükler askere karşı yöneltilen en sert eleştirilerden biriydi"
--HAKAN AKPINAR--
Hesabı sorulmamış suçların, hatta cinayetlerin kahramanları (!) çok olur. Hele bir de, hayalinden bile geçiremediği makamlara çıkarılmış ise; irtikap ettiği menfur fiile uygun bir yaptırım olmayacağı için, fâil ya da fâillerin encâmı başkaları için caydırıcı da olmayacaktır. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül'ün birer "taklîb-i Hükümet"ten ibâret olmadıkları, başka bir ifadeyle, hükümetleri yıkmakla kalmadıkları, berâberinde ülkenin kurulu düzenini, mânevî değerlerini de yıktıkları apaçık görülmüştür.
Arkadan gelen, "28 Şubat Post Modern Darbesi" depremi ise klasik teşbihle "artçı" gibi görünmekte ise de , düzenleniş biçimi, uygulanış şekli, tahrip ettiği alanlar itibariyle tam bir "Şok Vuruş"tur ve deprem arkadan gelmiş de olsa "artçı" değil tam bir "öncüdür".
Hemen her fırsatta kullanmayı, kendileri için kurtuluş çaresi telakki ettikleri "Anayasa, Yasa, İlke-İnkılap"lar bizzat bu kahramanlar (!) eliyle ayaklar altına paspas yapılmıştır âdetâ... Şu çok sığındıkları, Anayasa'nın 2. maddesinin fıkra başındaki: "...huzur, mlli dayanışma, adalet anlayışı, insan haklarına saygı... temel ilkeler..." gibi kavramlar ber-hevâ edilmiş, diğer darbelerde olduğu gibi, bu "post Modern Darbe"de de , Cumhuriyetin temelini oluşturan "demokrasi, laiklik, sosyallik, hukuk devleti..." olma temel nitelikleri ayaklar altına alınmıştır. Hep olduğu gibi, bu darbe de, sayısız tahribatına rağmen müstahaklarını bulmamış, yapanın yanına kâr kalmıştır. Hattâ bu darbe, yeni kahramanlar (!) üretmiştir.
Bu sistem yıkıcıları yalnız ellerini-kollarını sallayarak dolaşmakla kalmamış, aynı zamanda artçılarına darbe örnekleri sunmuşlardır. Sistem düşmanlarının pervasızlığı, serazatlığı olmasa, camileri bombardımana tabi tutma hesapları kimsenin aklından bile geçemeyecekti. "Dokunulmazlık kötü örnekliği" olmasa Silivri maceralarını bu millet içi yanarak izlemeyecek, gelecek nesilleri bu simsiyah tablo ile karşı-karşıya bırakmayacaktı.
"Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven..." gibi toplumsal huzuru kökünden sarsan darbe teşebbüsü iddiaları, yalnız faillerinin değil gerekli tedbiri almayanların da, suçluların yakalarına yapışmayanların da zimmetindedir, burada ya da "orada" yakaları mağdurlarının ellerinde olacaktır.
"Neden?!." diye yakasına yapışan olmadığı içindir ki, şimdi darbeciler "En Kahraman"ı seçme çabasındalar: "28 Şubat'ta Sincan'da tankları yürüten, balans ayarını yapan benim. Öncesinden ne ...nın haberi vardı, ne de ... Sadece 3 kişi biliyorduk: İlk defa sana açıklıyorum. Silahlı Kuvvetlerde Refah yol'a karşı, Susurluk'tan başlayarak müthiş bir kızgınlık, gerginlik vardı..."
Nasıl olsa "bir molla Kasım" gelmeyecek hesabına binaen; Paşa, 'Emri biz verdik, hesabını da biz veririz" buyuruyor...
Bravo (!) kahramana!..." ...hesabını da biz veririz" miş. Hangi hesap, bu hesabı kim soracak?.. Hangi darbeden sonra kimden hesap soruldu ki!?..
Hakan Akpınar'ın, "28 Şubat Post Modern Darbenin Öyküsü" isimli kitabında da işaret ettiği gibi; bir basın toplantısıyla "Tüm Yasal Sorumluları" darbecilere karşı göreve çağırmıştım; aradan koskoca bir on sene geçti ama, sorumluların hiç birisinin aklından hukuka saygı geçmedi. Yunanistan kadar olamayan, yani cuntasına -Albaylar Cuntası- hesap soramayan bir ülkede, "Hesap Vermeye Hazır (!)" kahramanlar (!) öylesine çok olur ki...
Bunlar "Andıççılar, Brifinkçiler", Kendilerini "Üst Kurullara","alt-üst yargı"cılara ayakta alkışlatanlar...
Ve bunlar basında bir-bir sayıldığına ve ifade edildiğine göre: "90'lı yıllarda 'travesti kraliçesi' olarak anılan Sisi..."
Laikliği, "rakıyla " koruma - kollama başarısını gösterenler...
İçişleri Bakanlığı önünde "yağlı kazık ticareti " yapanlar...
"Kırmızı Kitap" ve "M.G. Siyaset Belgesi"nin hazırlanmasında kalem oynatan, "Defne Locası Üstâdı" mason biraderler...
Patronlarının soygunlarını korumak isteyen kalemşorlar...
"Post Modern Darbe" ismine "babalık davası" peşinde koşanlar...
Eli sırıklı Gündüzler, Kalkancılar, Fadime Şahinler...
Elindeki "tengerşek"e -her seferinde olduğu gibi kapılıp sıvışılan fötr şapka- kıydırmadığı halde hukuka, demokrasiye kıydıranlar...
Anayasa'nın 69. maddesinde yapılacak değişiklikle "parti kapatma" önlenecekti. Olumsuz oylarıyla, "Parti kapatmayı önlemeyi" önleyenler -AKP'nin çekirdek kadrosu-...
Ve daha nice hukuk düşmanı figüran...
Hakan Akpınar, adı geçen eserinde: "RP'li TBMM Başkanvekili Yasin Hatiboğlunun yazdığı dörtlükler askere karşı yöneltilen en sert eleştirilerden biriydi ":
"Zırha bürünmüş ödlekler ortalığı gül şen görür.
Evlâdına ağıt yakan anaları hep şen görür.
Müslüman'ı PKK'dan tehlikeli addeder de ,
Acı görmemiş ahmaklar, PKK'yı ehven görür," Mart. 1997
1997'nin konjonktürel adâleti, hesâbını ahirette vermek üzere, bendenizi Beş Milyar Tl.'ye mahkûm etti.
Millet'e ve ülkeye verdiği zararların rakamlarla ifadesi ise imkânsız!...
Bakalım darbe kahramanlarının, darbe figüranlarının yüzü kızaracak; yetkili ve sorumlu çevreler asıl bu "Ergenekon" yapılanmasına karşı hukuk kurallarını çalıştırabilecekler mi?..
Bakalım, "devede kulak" işletmelerin bilançolarının peşine düşen tribün sevdalısı siyasetçiler, bu, asırlara sârî sosyal-siyasal, ekonomik, hukukî kriz mucitlerinin peşine de düşebilecekler mi!?...
"Hodri meydancılara" bir "hodri meydan" da bizden: Buyurun, işte size, darbe hesaplaşması için bulunmaz bir fırsat!...
Bu yazıyı, demokrasiye, hukuka, insan haklarına yöneltilmiş 28 Şubat darbesi için ihbar sayabilirsiniz. Sözüm, "post modern darbe"yle ilişkisi olmayanlar ve bu darbeden nemalanmayanlar içindir.
Hodri meydan!..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




