milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

24 Ocak 1980 Küresel pranganın takılması...

14 ŞUBAT 2009
CMT 00:25

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Türkiye, özellikle 1950'lerden itibaren belli aralıklarla, istenmeyen istikametlerden uzak tutulmaya çalışılmıştır. Belli odaklar eliyle bu "güzergâh ayarları" yapılmıştır. "Rota değişikliği", "başka bir dünyanın kurulması ve Türkiye'nin de bu dünyada yerini alacağı" tarzı ifadelerin sahipleri, ağır bedeller ödemekle tehdit edilmiş ve/veya ödemişlerdir. Bu memleket için öyle ya da böyle halisane duygular besleyen, vatansever gençler, insanlar yıllarca birbirlerine düşürülmüş, birbirlerine kırdırılmıştır.

"Her 10 yıla bir darbe", Türkiye'nin kendi gücünü, potansiyelini keşfetmesine, özgüvenini kazanabilmesine engel olmuştur. Sözü geçen "istikrarsızlaştırma", "bertaraf etme" girişimlerinin sonuncusu da 28 Şubat operasyonudur ve Türkiye'nin hem ekonomik, hem de siyasi atmosferini nasıl hallaç pamuğu gibi attığı da meydandadır. (Gündemdeki malum dalgalarla bezeli süreç, belki de 10-15 sene sonra tam manasıyla anlaşılabilecektir. Tuhaf, çetrefil, arapsaçı, karmakarışık ve dışarıdan gelen kokularla bezeli bir durumdur. Yazımızın konusu dışındadır.)

Sözünü ettiğimiz "minik" dokunuşlar, Türkiye'yi bir tür "kafa-kol" halinde berdevam tutmak, pasifize etmek değil de nedir? 1980 yılını ele aldığımız zaman, bugünün Türkiye konjonktürünün zeminini hazırlayan çok önemli 2 olay karşımızda durmaktadır. Birisi 24 Ocak kararları, diğeri de 12 Eylül Darbesidir. 12 Eylül Darbesi, günümüzde de birçok olumsuzluğun, kalıcılaşmaya yüz tutmuş çarpıklığın baş amili olarak görülür, eleştirilir, yerden yere vurulur. Amerikan elçisinin, "Our boys did it!" diyerek muştuladığı (!) bu dış kaynaklı müdahale, birçok insanın hayatını kararttı, memleketin siyasi yapısını allak bullak etti. İyi-kötü oluşmaya başlayan bir siyasi gelenek yerle yeksan oldu, "türedi" akımların, köksüz hareketlerin önü açıldı. Aynı bugün olduğu gibi, herhangi bir düşünce veya iddia temeline dayanmayan, sadece slogancı bir partinin "şapkadan çıkan" iktidarı ve Türkiye'nin eksen kayması yaşandı. Siyasetteki temel taşların ve nirengi noktalarının tahribi, değerlerin geri plana itilmesi ve zamanla da önemsiz görülmesi sonucunu doğurdu. İzleyen onyıllarda, kendi sorunu için dahi herhangi bir kaygı gütmeyen, "apolitize" olmuş bir kitle meydana geldi.

12 Eylül Darbesi'ni dillerinden düşürmeyen ve sözüm ona özgürlükçü, demokrat olduğunu iddia eden bazı kimseler, 24 Ocak Kararlarını nedense hiç söz konusu etmemektedirler. Belki de, kendilerini "liberal" diye takdim etmeleri bunda pay sahibi olabilir. Halbuki, bir ülkenin bir eksenden bir diğerine kaydırılması için siyasi yapısı kadar ekonomik yapısı da yeniden şekillendirilmelidir. Türkiye'nin bağımsızlığının yolunun ekonomik olarak da bağımsız olmasından geçmesi hali,  24 Ocak ile birlikte Türkiye'nin ellerinden kayıp gitmeye başlamıştır. 24 Ocak Kararlarının baş aktörü olan Turgut Özal, siyasetin yeniden şekillendiği dönemin de baş aktörü olmuştur ki, bu başlı başına ilgi çekici bir durumdur. Kemal Derviş ile aralarındaki paralellikler de cabası tabii. İkisinin de küresel güçlerin etkisindeki kurumlardaki etiketleriyle gelmeleri, siyasette yeni "oluşumlar" içinde bulunmaları vs. (Gerçi Derviş'in mayası tutmadı, ayrı mesele) IMF eliyle hazırlanan, Özal tarafından servis edilen bu kararlarla Türkiye, tek taraflı olarak yabancı sermayeye açıldı. (Burada bir benzer nokta da, 24 Ocak ile Tansu Çiller'in imzaladığı Gümrük Birliği arasındaki şaşırtıcı benzerliktir. Gümrük Birliği'nden 10 sene sonra, Türkiye'nin yaklaşık olarak 80 - 100 milyar $ civarında bir zararının olduğu hesaplanmıştı.) Türk ekonomisinin ithal-ikameci ve planlamaya dayalı karma ekonomik modelden geri adım atıp, serbest piyasa rüzgârına kapılması söz konusu oldu. Türkiye'nin, kapitalist sistemin doymak bilmeyen, önüne çıkanı yutmaya şartlanmış dev şirketler için yeni bir pazar haline getirilmesinin önü açıldı. Planlı ekonominin beline tırpan vuruldu. Daha sonrasındaki Serbest Kambiyo Rejimine geçiş ile birlikte para hareketlerinin serbestleşmesi, uluslar arası (ve bir bölümü de karanlık menşeili) sermayenin Türkiye'ye giriş-çıkışını kolaylaştırdı. Günümüzün "sıcak para" kâbusunun temelleri o zaman atıldı. Yapısal olarak bağışıklık sistemi çöken bir sistemin krizlere açık olması da gayet tabii karşılanır oldu.

Askeri darbenin iktidara taşıdığı partinin politikaları, yolsuzluğun, usulsüzlüğün, köşe dönmeciliğin kurumsallaşması sonucunu doğurdu. Değerler tahrip oldu, "ahlak" geçer akçe olmaktan çıktı. "Benim memurum işini bilir" dendi; yoksa aç kalacaktı. "Hak"tan, "adalet"ten nasiplenmemiş kapitalist ekonomi modeliyle yüz yüze gelen Türk toplumu, cüzdan ile vicdan arasında sıkıştırıldı. "Hayallerinin peşinden" gitmesi teşvik edildi, ama tüm hayalleri pahalıydı ve paraya gereksinimi vardı. "Her devrin adamları" türedi. "Benmerkezci", "çıkarcı", "paraya endeksli" bir insan tipi özendirildi. Ahlaklı, namuslu, vicdan sahibi insanlar sahnenin dışına itildi. Siyaseti değer temelli yapmayıp da "tüccar" gibi yapmak moda oldu. İslam dünyasının "ne zaman ayağa kalkacak acaba?" diye beklediği Türkiye, IMF gibi itibarı pul kıymetinde bile olmayan kurumların memurlarının iki dudaklarının arasına odakladı kendini. Faizleri ödeyebilmek için borç almayı, savaş kazanmış da sonunda "antlaşma" ile durumu sabit kılar gibi sunan iktidarlara mahkûm edildi Türkiye. Yeri geldi, kıt kanaat imkânlarla yapılmış yılların tesisleri "babalar gibi" satıldı. Aradaki "yoldan çıkma", "gücünün farkına varma" girişimleri 28 Şubat gibi "balans ayarları" ile önlendi. Milyonlarca insan, "tribünlere oynamalarla", "ucuz kabadayılıklarla" "karizmatik(!) liderlerin" peşinden sürüklenir oldu. Akıl tutuldu.

Şimdi gelinen noktada 12 Eylül'ün vurup geçtiği söyleniyor. 24 Ocak Kararlarını hesaba katmadan sadece 12 Eylül'den bahsetmek ne kadar doğru peki? Küresel bir prangayla kürek mahkûmluğu tescillenen bir ülkenin, gelinen noktada "sadaka ekonomisi" ve "tüccar siyaset"lerle idare edilmesi de işin tuzu biberi olsa gerek.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 14.02.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: küresel, pranga, asker,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Demek ki pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi
    2. Stres testiydi, hayat memat meselesi oldu
    3. Hükümete göre kriz 2013'e mi sarktı?
    4. Gitti eskisi, geldi yenisi
    5. Ne bu şiddet, bu celâl!
    6. Sütler psikolojik olarak zehirledi
    7. Dış politikamızın şahidi Biden
    8. Çengelköy sırtlarında
    9. Kapalıçarşı'nın kiremitleri
    10. Takla at, olmadı göbek at!
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. Tepkini sevsinler...
    5. Neo-Köylü!
    6. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Hayır kurumu değillermiş
    10. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Erken düşen süt dişleri gelişim problemlerine yol açıyor
    10. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek