Moğol bozuntusu

Dünya, en yıkıcı işgal ve istilasını Şaman dininden olan Moğollar tarafından görmüştür.

Cengiz Han ve torunu Hülagu’nun tahribatı gibisi görülmemiş.

Hülagu, Bağdat’ı işgal ettikten sonra kıpırdayan tek insan bırakmamış ve öldürmüş.

Kütüphanelerin tamamı yakılmış.

Devlet Başkanı Mu’tasım, keçeye sarılarak atın arkasına bağlanmış ve sürünerek öldürülmüş.

İnsansız ve de insan cesedi kokusundan kendisi de orada kalamamış.

İslam âleminde bir kısım insanlar “İslam’ın sonu geldi, kıyamet yaklaştı” diye sızlanırken, bir kısmı da talebesiyle beraber bir eline kılıcını, öbür eline kitabını alıp cepheleri hem savaş alanı hem medrese alanı yapmışlar ve başarmışlar.

Bu zalim Hülagu, 150 yıldır varlığını sürdüren Haşhaşilerin  Alamut kalesini yerle bir etmiş ve Müslümanların içinden çıkan kurdu yok etmiş.

Tarihçilerin ihtilaflı rakamlarına göre 3 milyon ile 6 milyon arasında kâfir ve Müslüman insan öldürmüşler.

Bu beladan kurtulmak için Semerkand, Buhara, Fergana, Azerbaycan… gibi yerlerde oturan Müslüman Türkler, batıya doğru iltica ederek Anadolu’daki Müslümanlara iltica ile güç kazandırmışlar.

Bir taraftan askerlerin eğitimi ve sayısı artırılırken öbür taraftan medreselerin eğitimine hız verilmiş.

Yakılan kitaplardan daha fazlası yazılmış.

Bu sefer ilimde Semerkand ve Mısır öne çıkmış. SadeddinTaftazani, Seyyid Şerif Cürcani… gibi allameler yakılan kitaplardan daha fazlasını yazmışlar.

Moğollar, Mushafları yakmışlar ama hafızalarda olan Kur’an-ı Kerim’i ve Hadis-i Şerifleri yakmaya kimsenin gücü yetmez.

30 Mart günü Doğubeyazıt’ta idim. 31 Mart günü Ağrı, 1 Nisan günü de Erzurum’da idim.

Doğubeyazıt’tan Erzurum’a kadar yol boyunca, Hülagu bozuntusu Amerika’nın, camileri ve Kur’an kurslarını bile bombaladığı Afganistan’dan, ülkemize sığınan gencecik insanların yol boyunca karınca katarı gibi dizili bir şekilde yürüyüşlerini gördüğümde hatırladım yeniden diriliş zamanının geldiğini.

Parçalanan Selçuklu’nun beylikler döneminde dirilişi gibi bir dirilişin bütün şartlarının oluşmaya başladığı görülüyor.

Zalimin zulmünü yazmaya gerek yok.

Her evde değil her yürekte denizlerin söndüremeyeceği yangınlar çıkardılar.

Bu yangınlar enerjiye dönüştürülürse, yeniden İslam’ın adaleti yeryüzüne hâkim olabilir.

Boyun eğen ve boyun eğdiren eğitime de başkaldırmalı.

İmam Ebu Hanife’nin talebesinden olan Abdullah bin Mübarek gibi, cepheyi medrese, medreseyi cephe yapmalı.

1492’de Endülüs İslam Devleti’nin son devlet başkanı Ebu Abdullah gibi ağlamanın faydası yok.

Tarık bin Ziyad gibi bizi bağlayan mal, servet, saltanat, şöhret, koltuk, rütbe, bilgi gururu gibi şeyleri yakıp enerjiye dönüştürmeli.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Omer Faruk - بارك الله فيكم

Yanıtla . 1Beğen 16 Nisan 14:35

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?