Malumat mı, bilgi mi?

Korkaklaşıyoruz farkında mısınız? Geriye bakmaya korkuyoruz. Bir türlü yakalayamadığımız bir geleceğe koşarken döktüklerimize ve arkada bıraktıklarımıza bakmaya korkuyoruz. Bilgi sahibi olmaktan vazgeçip malumat sahibi olarak yaşayabileceğimize ikna olduğumuzda başladı bu korku. Muhatabı gizli özne, korkunun kendisi de gizli. İtiraf edemiyoruz.

Bilgi, pardon malumat bombardımanına maruz kalıyoruz her gün. Hangisine bakayım, hangisine kafa yorayım, hangisine yanayım, hangisine ağlayayım derken o da ne, akşam olmuş. Çocuklar ekmek bekler, dostlar iki kelam muhabbet. Onca malumatı farenin sağına tıklayarak geri dönüşüm kutusuna göndermişiz çoktan…

Bu sadece bize ait bir arıza değil, farkındayım. Bilgi sahibi olmamızı istemeyen bir dil hakim dünyada. Kimi tutarlı hikâye diye tanımlıyor, kimi diplomasi dili. Adı ne olursa olsun, bu dilin, gündemi değiştirme gücü var ama bir derdi dillendirme kapasitesi yok. Kafanız karışmasın. Örneklerle açıklayacağım.

Gündem değişmez, değiştirilir diye mutlaka daha önce de söylemişimdir. Konular, zamanı geldiğinde ihtiyaç hasıl olduğunda gündeme gelirse faydaya dönebilir. Yoksa vakitsiz öten horoz bile…

Güncelleme meselesi böyle bir mesele. Ha babam tartışıyoruz. Neyi güncellememiz gerekiyor adını koyabilen yok. Kısır ve gereksiz. Manipülatif bir hamle. Hassasiyetlerimize dokunduğu için kafamız karışık. Karışmasın efendim. Derin bir nefes alın. İslam günceldir. Bunlar değil, feriştahı gelse aslına zarar veremez. Rahat olun…

İstiklâl Marşı’nın bestesi uzun zamandır müzisyenler tarafından tartışılan bir mesele. Değiştirin olsun bitsin. Dünyanın sonu değil ya. Yakın gelecekte askerimizin bir coni ile Menbiç’te nöbet tutma ihtimali ciğerimizi yakarken mesele mi şimdi bu! Korkma! Sönmez bu şafak…

Açıklamalarda kullanılan o yuvarlak ifadeler yüzünden malumat sahibi olduğumuz halde bilinçli bir bilgi hali yapışmıyor beynimize. Bizdeki politikacılara alıştık. Dezenformasyonun dilini kullanabilmek için hazırlıklı olmalı, sosyoloji bilmeli, nabız ölçebilmeli ve zeki olmalısınız. En azından cahilleştirdiğiniz bir kitle olmalı. Uzun zamandır kelimelerini kontrol ediyor olmalısınız. Bizimkilerin böyle bir derinlikle cümle kurduğuna inanmak gülünç olur. BM ve AB, özellikle Amerika iyi yapıyor bu işi. Mesela BM düzenli olarak raporlar açıklar. Müttefiklerinin bomba yağdırdığı coğrafyalarda mağdur olan kadın ve çocukların durumunu dünyanın gözleri önüne serer. Suçu “Uluslararası Toplum”a keser. Biz de Müslümanların halini dillendiriyor, mazlumun sesi oluyor zannederiz. Kullanılan kelimeler malumatfuruştur. Bilgiyi saklar. Bilgi; BM üye ülkelerin çıkardıkları savaşların mağdur üretmesidir. Buna sesini çıkarmayan BM, sebebi görmezden gelerek sonuçla alakalı vicdan yapmayı, bunu dünya insanlarının gözüne sokmayı görev edinmiş haldedir. Kimse sormaz, yahu kardeşim bu uluslararası toplum dediğiniz ne ola? Bizimle dalga mı geçiyorsun?

Güncelleme ve İstiklâl Marşı’nın gümbürtüsüne giden acı bir mesele daha var. Bizimkilerin Suriye konusunda NATO’yu göreve çağırması. Acıtmadı mı içinizi? Libya’ya, Irak’a girdin de neden Suriye’ye girmiyorsun diyebilen yöneticilerimizin acilen danışmanlarını ve haber kaynaklarını değiştirmeleri gerekir. Bahsettiği ülkelerde ölen, tecavüze uğrayan, evini terk etmek zorunda kalan milyonlarca insanın ahına başka ah eklenmesi söz konusuyken; arızanın sebebi, sorunu çözsün diye nasıl davet edilebilir?

Kafanızı karıştırmalarına izin vermeyin. Gündem değiştirmek isteyenleri şaşırtmak sizin elinizde. Siz gündeminizi değiştirmeyin. Malumat edinmekten uçarcasına kaçın. Bilgi güçtür, unutmayın…

Kalbinizin sahibine emanet olun efendim…

Eyvallah!!!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Habeşli Bilal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?