Sınır Ötesi Neresi

MAKALEYİ DİNLE

Zeytin Dalı Harekâtı konusunda yapılan politik tartışmalar öyle bir yere doğru gidiyor ki insanın bu insanlar resmi tarih bile de mi okumadı diyesi geliyor! CHP’liler bizim sınırlarımız belli, sınırlarımızın ötesinde ne işimiz var, sınırlarımız ötesine geçmeyelim diyor. Sınırlarımız denilen ifadeyle bugün ki resmi sınırları kastediyorlar. Bu konuşmalardan tarih cehaleti ortaya çıkıyor çıkmasına da ama koca koca adamların bu kadar cahil olabileceğini tahmin etmiyoruz. Öyleyse ne? Şu; bugün ki sınırları İngilizler çizmiştir. O halde CHP ile İngilizler arasında bir bağ var dememek elde değil! Çünkü Türkiye de dâhil Ortadoğu ülkelerinin sınırları Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere tarafından çizilmiştir. Osmanlı’yı cephede yenemeyen Avrupa devletleri kâğıt üzerinde bölüp parçalamışlardır. Sınırlarımız belli demek Türk milletine dayatılan bugün ki sınırları bizim gerçek sınırlarımız olarak kabul etmek demektir.

Türkiye, Osmanlı Devleti’nin yerine zorla kurulmuş bir devlet. Zorla dedik ya neden zorla? Biraz tarihi gerçeklere bakalım. Amerika Birleşik Devletleri Birinci Dünya Savaşı’ndan önce de Amerika Birleşik Devletleri’dir. Ne adı değişmiş ne de yönetim şekli. Fransa Birinci Dünya Savaşı’ndan önce de Fransa’dır. Ne adı değişmiş ne de yönetim şekli. Hatta sosyal normlar da aynı şekildedir. Rusya Birinci Dünya Savaşı’ndan önce de Rusya’dır şimdi de Rusya. İngiltere Birinci Dünya Savaşı’ndan önce de İngiltere’dir (Birleşik Krallık) şimdi de öyle. Sanıyorum bu kadar örnek yeterlidir.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa devletleri çeşitli hile ve desiselerle biz Türkleri Anadolu’ya sıkıştırmışlardır. Bu arada Osmanlı’da Türk demek bütün ümmeti kapsayan büyük millet demektir. Günümüzde Türk kelimesinden kim rahatsız ise araştırdığımızda Türk olmadığı ortaya çıkıyor. Milli hasletleri ırkçılık diyerek küçümsemek ve dünya vatandaşı olduğunu sanmak tam da emperyalistlerin istediği gibi düşünmektir. Hiç kimse dünya vatandaşı değildir, olmasının da mümkünü yok. İşgalcilerin uydurduğu bir uydurmacadır dünya vatandaşlığı. Milliyet özelliğini, dilini ve en son da dinini unutan bir asalaktır dünya vatandaşı. ABD tam da böyle vatandaşlar istiyor işgal ettiği Müslüman topraklarında. Neden çünkü milliyet özelliğini, dilini ve dinini unutsun ki savaşmaya gerekçesi olmasın. Milliyet özelliğini ve Müslümanlığını kaybedenin toprak duygusu yani vatan duygusu olmayacağı için işgal edip sömürmek kolaylaşır. Bu nedenle, Osmanlı Devleti gibi muazzam bir yapıyı ortadan kaldırıp yerine Türkiye diye Türklerin olmayan bir devlet kurmuşlardır. Türkiye neden Türklerin değil; anayasası İslam değil çünkü. Türk halkı Müslüman, devlet ise halka rağmen dinsiz. Aynı dinsiz devlete resmi sınırlar çizmişler, buradan dışarıya çıkamazsın demişler. Afrin operasyonuyla birlikte Türkiye, Osmanlı olma yoluna tekrar dönüyor. Suriye, Irak ve bütün Arap yarımadasındaki devletlerin toprakları Osmanlı topraklarıdır. Bizim devletimizin.

Türkiye güçlü olacaksa önce, sonradan konulmuş adını değiştirmelidir. Aslına dönmeli. Devletin adı Osmanlı Devleti olmalıdır. Tarihine ve geleceğine sahip çıkmalı. Suriye meselesinde açıkça anlaşıldı ki Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı savaşanlar birleşmiş Türkiye’ye karşı savaşıyorlar. Afrin operasyonuyla birlikte bu durum daha bariz anlaşıldı. Osmanlı’ya karşı savaşanlar aynı şekilde Afrin operasyonunda Türkiye’nin karşısına dikilmeye çalışıyorlar. Türkiye saldırgan politika izlemelidir. Askerî yapıyı daha da güçlendirmeli. Profesyonel askerliğe ve teknolojik mühimmata çok önem vermelidir. Türkiye’nin yani Osmanlı’nın sınırları İspanya’dan başlar, kuzey Afrika, Arap yarımadası ve tüm Ortadoğu’yu içine alarak İran sınırına dayanır. Kuzeyde ise Viyana’dan başlar Balkanlar’ı içine alır Rusya’ya dayanır.

Sınırlarımız ötesine geçmeyelim diyorlar ya doğru geçmeyelim!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Zehra Altay - Yazılarınızı defalarca okuyorum, Allah razı olsun saçtığınız ışıktan dolayı, öyle derin ve aydınlatıcı yazıyorsunuzki tarihi gerçekleri,inşallah Rabbim inananları zafere ulaştırır.

Yanıtla . 0Beğen 10 Şubat 23:59
Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR