Şahsiyetli Diş Politika Milli Görüş İster

MAKALEYİ DİNLE

Bismillahirrahmanirrahim;

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Tarihe baktığımızda Milli Görüş’ü benimsemiş bütün devletlerde dış politika veya uluslararası münasebetler; 1. Dostluğa dayalı, 2. Düşmanlık ve savaşa dayalı, 3. Tarafsızlığa dayalı ilişkiler olmak üzere üç boyutlu olarak yürütülmüştür. Dostluğa dayalı münasebetler kapsamında Milli Görüş, bütün insanların barış içinde bir arada yaşamasını mümkün kılacak “Yeni Adil Bir Saadet Dünyası”nın kurulmasını hedeflemektedir. Hakkı değil, kuvveti üstün tutan inkârcı topluluklar ile dost olunmasına mesafeli olan Milli Görüş; bununla birlikte bu topluluklar ile dünyada barışı sağlamak için anlaşma yapılabileceğini ve bu anlaşmalara sadık kalmayı önemli bulmaktadır. Milli Görüş, düşmanlığa dayalı münasebetler kapsamında devletin güvenliğinin sağlanması, ikili anlaşmaların ihlal edilmesi durumlarında savaşa izin vermekte ve savaş hukukuna dair adilane ve ahlaki bir sistem sunmaktadır. Tarafsızlığa dayalı münasebetlerde Milli Görüş, devletin tarafsız olabileceği durumları belirlemekte, dış politikada tarafsızlığın sınırlarını tayin etmekte ve tarafsız kalmak isteyenlerin de can güvenliğini garanti altına almaktadır. Milli Görüş, saldırmayana saldırılmaz esasını dış politikada temel kural olarak kabul etmektedir. Milli Görüşçüler olarak bizler, zengin tarihi mirası ve stratejik coğrafyasıyla Türkiye’nin “uluslararası adil bir düzenin” kurulmasına öncülük edecek tarihi tecrübeye ve sağlam değerlere sahip olduğuna inanıyoruz. Ancak Türkiye, Milli Görüş’ün benimsediği şahsiyetli dış politika yerine, AK Parti’nin 15 yıldır yürüttüğü “ABD, AB ve İsrail ile işbirliğini esas alan güdümlü dış politika” yüzünden bu öncülük görevini şimdilik yerine getiremedi. Bu yüzden insanlık âlemi, geçen iki asır boyunca; ırkçı emperyalizmin BOP için kurduğu ve ABD, AB ve İsrail ittifakı tarafında ustaca yürütülen “kargaşa ve fesat düzeni” yüzünden, beklediği ve özlediği adil esaslara dayalı, huzur ve barış dünyasına kavuşamadı. Burada görülmesi gereken gerçek, ABD ve müttefiklerinin vaat edilmiş topraklar üzerinde kurmayı hedefledikleri büyük İsrail’in eylem planı olan Büyük Ortadoğu Projesi’nin kusursuz bir şekilde işletildiğidir. ABD ve müttefikleri, Türkiye’nin dostu değil düşmanıdır. Türkiye’nin varlığını koruması, ABD ve müttefiklerinin bu düşmanlığını görmesine ve tedbirlerini buna göre almasına bağlıdır. Bunun için yapılması gereken tek şey, ülke yönetiminin Milli Görüş’e teslim edilmesidir. Bu, önümüzdeki seçimlerde Milli Görüş’ün-Saadet Partisi’nin göstereceği cumhurbaşkanı adayı etrafında AK Partililerin, CHP’lilerin, MHP’lilerin, HDP’lilerin, BBP’lilerin, İYİ Partililerin ittifak edip, kenetlenmesi kadar kolay bir şeydir. Türkiye, sürüklendiği kuşatılmışlıktan ancak Saadet Partili bir cumhurbaşkanının kuracağı hükümet ile kurtulabilir. Bu zanlardan bir zan değildir. Bu bir ilimdir, hakikattir ve matematiktir.

ŞAHSİYETLİ DIŞ POLİTİKA

Şahsiyetli dış politika, Türkiye’nin dostunu ve düşmanını tanıması ve buna göre bir siyaset takip etmesidir. Şahsiyetli bir dış politika nasıl olur, sadece şu iki örnek bunun için yeterlidir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra ABD Türkiye’ye ambargo koymuş idi, buna karşı Türkiye ne yapmıştır? 25 Temmuz 1975’te içinde Milli Görüş’ün bulunduğu koalisyon hükümeti, ABD’ye nota verdi. ABD Savunma İşbirliği Anlaşması’nı yürürlükten kaldırdı. Türkiye’deki bütün Amerikan üs ve tesislerine Türk Silahlı Kuvvetleri aracılığıyla el koydu. 1991 yılında Kuzey Irak’ta ABD’nin başlattığı Çekiç Güç operasyonunu hatırlayalım. Çekiç Güç, Kuzey Irak’ta bir Kürdistan kurdurmak ve ileride Türkiye’nin sınır bölgesini de bu devletin içine katmak için kurulmuştu. Bunun için bir ABD gücü olan Çekiç Güç, her zaman Türkiye’deki üsleri kullanarak PKK ya destek sağladı. Bu fesat gücünü ise Türkiye’den 31 Aralık 1996’da 54. Erbakan Hükümeti gönderdi. İşte şahsiyetli dış politika dediğimiz bu. Bugün PYD’ye binlerce tır silah desteği veren ABD’ye karşı böyle bir yaptırım kararı alınmazsa, sadece laf kalabalığı ile bu mesele çözülemez.

AFRİN

Geçmişte Kuzey Irak’ta yapılanlar, bugün ABD tarafından Kuzey Suriye’de yapılıyor. Türkiye’nin güney sınırı ABD tarafından PYD’ye teslim edildi ve ABD bu bölgeye yerleşti. Bunu Türkiye’nin stratejik ortağı ABD yaptı. Türkiye, güney sınırını tamamen kaybetmemek için Afrin’e yönelik olarak başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’nın 25. gününde, maalesef her gün yeni şehit haberleri gelmeye devam ediyor. En acısı da bu hafta bir tankımız hedef alındı ve 5 Mehmetçiğimizi birden şehit verdik. Tankımızı vuran füzenin ABD üretimi TOW füzesi olduğuna dair ciddi bulgular var, deliller var. Ayrıca zaten bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Bu işin faili, gözümüzün önünde terör örgütlerine 4 bin 900 tır dolusu silah gönderen, sınırımızda bir terör koridoru oluşturmak için her türlü oluşumu destekleyen, İsrail’in güvenliği için Suriye’yi bölüp parçalayan, bölgeyi ateşe veren ABD ve müttefikleridir. Bir kez daha ayıdan post, gâvurdan dost olmayacağı görülmüştür.

İKTİDAR

Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu, yaptığı basın toplantısında soruyor: “ABD’nin Türkiye aleyhindeki bu açık faaliyetlerine karşı iktidar ne yapıyor? Atılmış somut tek bir adım var mı? ABD’ye karşı uygulamaya konulmuş tek bir yaptırım var mı? Mesela İncirlik Üssü neden hâlâ açık? ABD’nin, Avrupa’nın, NATO’nun Türkiye’deki üsleri ile ilgili neden hiçbir yaptırım yok? Efendim bu işler o kadar kolay değil diyenlere söylüyorum, hiç de zor değil. Yeter ki şahsiyetli bir dış politika ortaya koyun. Yeter ki gerçekten laf değil icraat yapmak isteyin.” Bilge Başkan’ın bu soru ve taleplerini iktidar önemsemelidir.

ÇARE SAADET PARTİSİ

Türkiye’nin meseleleri işbirlikçi politikalar ile çözülemez. Ancak Milli Görüş ile çözülebilir. Bunun için tek çare, Saadet Partisi iktidarıdır. Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Fazıl Demirkol - Dünya beşten büyüktür diyen,şahsiyetli dış politika izleyen,gelmiş geçmiş kaç siyasetci var acaba?

Yanıtla . 0Beğen 10 Şubat 10:52
Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR