Tarife arif gereken durumlar

MAKALEYİ DİNLE

DOĞRU tanımlanmamış kavramlar problem üretir. Üstüne basa basa vurguladığımız cümlelerden birisi. Kelimelere yüklediğimiz anlamı başlangıç noktası olarak kabul ederseniz, hedefe varabilmek için iyi nişan almak gerektiğini de bilirsiniz. Savaşların, manipülasyonların, yenilgilerin, aşağılamaların başlıca aktörüdür kelimeler. Kafanız karışmasın. Anlatacağım.

Perşembe akşamı yayınlanan Konuşmadan Olmaz programında sıkça üstünde duruldu bu meselenin. Öne çıkan ezberlerimizden birisi “Filistin sorunu” idi. Sorun Filistin mi yoksa İsrail mi? Bölgede bir “İsrail sorunu” olduğunu kabul ettiğimizde çözüm için harekete geçmek mümkün olacak.

Bir de yalan haberler meselesi var. Yalanın ortaya çıkmasından utanmayan yalancılar, yalanı ortaya çıkanlara karşı güveni zedelenmeyen haberzedeler meselesi de altı çizilmesi gereken arızalardan birisiydi. “Yalan söyleyeceksen büyük yalan söyle!” Yalan ne kadar büyükse karartma gücü o kadar fazla. “Ya sonra?” sorusunu soracak cesur insanların sayısı az olduğu gerçeklerin ortaya çıkması bile arızayı gidermeye yardımcı olmuyor. Acı bir durum bu. Irak’ta kimyasal bomba yok muymuş? Pardon öldürdüğümüz çocuklar, başını zindanın duvarlarına vurarak kendini öldürmeye çalışan kadınlar, hiç suçu yokken yolun ortasında öldürdüklerimiz, evinde öldürdüklerimiz, bomba olup üstüne yağdıklarımız. Pardon. Gerçekten ama…

Savaşlar kelimelerle yalanla başlar. Savaşlar önce gerçekleri yer bitirir. Tutarlı hikâyeler yarışmaya başlar sonra. Ölen öldükten sonra kalan sağların sağlama yapması gereken “insanlık” kelimesi başka bir kıyafet giymeye başlar. Kafamızı çevirdiğimizde tamam olsaydı keşke işler. Olmuyor. “Çağdaşlık” diye bir kelime ile dövmeye başlıyorlar bizi. Şöyle büyük bir Avrupa. Demokrasi, özgürlük, insan hakları -hangi insan?- sağlı sollu tokatlanıyoruz. Çağdaş ne demekti hiç düşündünüz mü? Aynı çağı paylaşanlar demek. Çağdaş olmak için aynı eko-sosyal seviyede olma zorunluluğumuz yok. Bizi, daha doğrusu kendinden başkasını aşağılamak için ürettikleri bir ambalaj “çağdaşlık”. Fransa için Suriye’ye üzülmek ama Libya’yı işgal ederken tüm dünyaya büyük bir yalanı satabilmektir “çağdaşlık”. Amerika için işgallerini özgürlük türküsü olarak pazarlamaktır. Müslüman ülkelerin çoğunu işgal edip, diktatörler ve terör grupları üretip, onlara silah satıp, istikrar bombalayıp, düzen bozup, onların doğrulmasına izin vermemek için pranga üzerine pranga takıp sonra da, “Gelin size demokrasi, özgürlük, insan hakları pazarlayalım. Korkmayın bizden” demenin adıdır “çağdaşlık”. Ezilmiş, zihni sömürülmüş, kendi olmasına izin verilmemiş toplumların sözde aydınları da bu kompleksin bir parçası olabiliyor. Bunun bir farkındalık olarak düşünülmesi gerektiğini söylüyor birde! Esaretin en acısı bu değil midir? Esir olduğunu bilmemek… Düşünme biçimin bile sana ait değilse, fikri takip yapamıyor hale geldiysen, mevcut eğitim sistemi de yaranı saramıyorsa, akademik çalışmalar yapsan da aynı zokayı yutuyorsan… Kaybettiğin bir savaşın ağıtını yakacak cesaretin de mi yok?!

Evet. Benim Batı ile problemim var. Fobi değil bende ki. Fikri takip. Ne Avrupa, ne de Amerika’nın kendini pazarladığı argümanlara inanıyorum. Doğunun bir medeniyet inşa etmesi için gereken düşünsel ve maddi varlıklarının olduğuna inanıyorum. Tutup onları kaldırmak gerektiğine inanıyorum. Uzlaşılabilir meselelerimizi ortaya çıkarıp, müzakere kabiliyetimizi kazanmamız gerektiğine inanıyorum.

Mecelle’deki ilk kaidelerden biridir: “Bir kötülüğü bertaraf etmek, iyilik yapmaktan önce gelir.”

Demek ki bu inşa sürecinde ilk yapılması gereken şey bu bölgeden işgalcilerin bir an önce def edilmesidir.

Kızılelma mı dedi biri?

Kalbinizin sahibine emanet olun efendim…

Eyvallah!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Habeşli Bilal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR