Mevsim Şehadet

MAKALEYİ DİNLE

Anne bak;

küçücük ellerim

yüreğim küçücük anne.

Aylardan Şubat,

mevsim beyaz,

insanlar ayaz anne…

Soğuk bir kış günü geldim dünyanıza,

Sanki doğumum hicranaydı anne.

Sanki acıya açtım gözlerimi.

Küçücük bedenimi kırağı tutarken,

ellerim tutunacak bir dal arıyordu kendine.

Yüreğim, tatlı bir tebessümle ısınmak istiyordu.

Derken, senin şefkat dolu bakışlarını gördüm.

Hem vakur hem acı dolu bakışlarını.

“Yavrum!” deyişini sonra…

Bir senin gülen gözlerindi içime işleyen,

bir de babamın gurur dolu sesi,

kulağıma ezanımı okurken!

Babamın sesini ilk duyuşumdu o anne

Ama bilmiyordum son olacağını.

“Allahüekber” dedi gururla

Ve sımsıkı bastı beni bağrına.

“Mücahidim!” dedi sonra, “Mücahidim!”

Başka bir şey diyemedi.

Sanki, ‘konuşmalarımız mahşere kalsın’ dercesine susmuştu.

Sahi anne,

Neden susmuştu babam?

Neden bir daha hiç konuşmadı?

Kulağıma neden ezan sesinden önce

bomba seslerini doldurdular anne?

Gözlerim daha dünyayı görmeden,

neden babamın parçalanmış bedenini gördü anne?

Bu yüzüme sıçrayan onun kanı mı?

Daha o bana masallar okuyacaktı.

Yıldızlara bakıp hayaller kuracaktık beraber.

Kırlardan sana çiçekler toplayacaktık.

Beni neden yetim bıraktılar anne?

***

Şimdi büyüdüm anne.

Artık biliyorum bizi neden sevmediklerini.

Neden bu kadar acımasız olduklarını.

Neden kendilerini efendi,

bizi köle gibi gördüklerini…

Artık biliyorum babamın bana “Mücahidim!” derken

neden gözlerinin parladığını.

Ben babamın Mücahid’iyim anne,

Ben ümmetin mücahidiyim,

Ben Rabbimin mücahidiyim…

***

Şimdi büyüdüm anne.

Şimdi ellerim de büyüdü, yüreğim de.

Nasıl büyümesin anne?

Her seherde cihad yemini edip,

her fecir de şehadet yakarışları işledim yüreğime.

Yastığım şehadet,

yorganım şehitlik oldu her gece...

Hani demiştim ya ‘soğuk bir kış günü geldim dünyanıza’ diye;

Meğer bu topraklar hep soğukmuş anne.

Meğer buralarda mevsim hep kış’mış.

Sular sert, dağlar sert, imtihan sert…

Ama insanımız mert’miş anne!

İçine umudu sığdırdığı,

kocaman yürekleri varmış burada insanların.

Evlerde şehadete doğan küçücük bebekler varmış…

İşte yine o şubat günü anne,

işte yine zemheri,

işte sokaklarda yine ölüm sessizliği...

Senin gözlerini ilk gördüğüm,

babamın sesini son duyduğum günki gibi her şey.

Yüreğime ezan sesi doluyor anne.

Bugün sanki melekler okuyor sabah ezanını.

Başka bir alemden geliyor sanki anne.

Sanki son kez duyuyorum bu sesi.

Yüreğime sevinç doluyor anne.

Sonra bir bomba sesi daha,

tıpkı babamı parçalayan gibi.

Ama bu kez çok daha yakından geliyor anne.

Ve ılık bir rüzgar ısıtıyor yüreğimi.

Ellerimin hiç bu kadar sıcak olduğunu hatırlamıyorum anne.

Güneş doğuyor sanki üzerime.

Yüzümün hiç böylesine parladığını hatırlamıyorum anne.

Yıldızlar bir bir inmiş,

tac oluyorlar başıma sanki…

Secde secde toprağa uzanırken bedenim,

kızıl bir gül olmuş açıyorken yeryüzünde,

soğuk toprağı kanımla tutuşturuyorken,

babam geliyor yanıma.

Ve tutuyor ellerimi, sarılıyor sımsıkı,

basıyor yine bağrına beni..

Ve “Mücahidim!” diyor bana “Mücahidim!”

“Artık bize keder yok, artık bize soğuk yok!

Şehadetin kutlu olsun küçük şehidim!”

Ve el ele Rahman’a gidiyoruz anne…

Anne bak,

kocaman ellerim,

yüreğim kocaman anne.

Aylardan Şubat,

Günlerden düğün,

MEVSİM ŞEHADET anne!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR