Faiz lobisine çalışmasın isteniyor

MAKALEYİ DİNLE

Ülkesini seven, kendi insanını düşünen, küresel sermaye sahiplerinin cebine giden paraların ülke kalkınmasına gitmesini, insanımızın hayat seviyesini yükseltecek alanlara aktarılmasını isteyen herkes Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi faiz lobisine çalışmak istemiyor. Ancak bunu istemek yetmiyor. Faiz lobilerine muhtaç olmamak, devletin, özel sektörün sürekli olarak borçlanmayı bir strateji olarak görmemesi gerekiyor. Eğer, devlet ve özel sektör sürekli olarak borç alma peşinde koşar, açıklar alınacak borçlarla kapatılmaya çalışılırsa, “Borç lobisine mi çalışacağız?” diye sormak sadece bir şikâyet cümlesi olmaktan öte gitmez.

Bu bakımdan faiz lobisine çalışmamanın yolu borçlanmayı en aza indirmek hatta sıfırlamaktan geçiyor. Bu yönde ekonomik politikalar belirlemek ve uygulamak şart görünüyor. Günümüzde küresel sermaye sahipleri sahip oldukları parayı gelişmekte olan ülkeleri sömürü aracı olarak kullanıyor. Bunu yaparken de hedefleri daima daha çok kazanmak oluyor. Her ay ihracat rakamlarındaki artış övünülerek açıklanıyor. Bu övünce elbette katılıyoruz. Ne var ki, her yetkili aylık ihracat gelirlerindeki artışı dile getirirken ithalattaki artış görmezden geliniyor. Çünkü ithalatımız sürekli olarak ihracata göre daha fazla artıyor, sürekli dış ticaret açığı veriyoruz.

Demek istediğimizi bütçe rakamları üzerinden değerlendirmeye çalıştığımızda karşımıza çıkan tablo iyimserliğe yer vermiyor. Bu noktada Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomik İşler Başkanı Prof. Dr. Latif Öztek’in hazırladığı değerlendirme raporundan kısa bir alıntı yaparak okuyucularımın bilgisine sunmak istiyorum.

Raporun faiz harcamaları bölümünde şu bilgiler yer alıyor:

“2017 yılı bütçesi yapılırken faiz ödemeleri için 57.5 milyar TL para ayrılmış idi. Bunun 56.7 milyar TL’si harcandı. Yani 2017 yılında bütçeden yaklaşık öngörülen miktar kadar faiz ödemesi yapılmış oldu.

Faiz ödemeleri için 2018 yılı bütçesinde ayrılan miktar ise 71.7 milyar TL’ye çıkartılmış bulunuyor.”

Yukarıda da belirttiğimiz gibi faiz ödemelerine ayrılan paranın sürekli artıyor olmasının sebebi merkezi yönetimin iç ve dış borç stokunun yükselişi ile ilgili. Böyle olunca tefecilerin kapısını çalmak ve faiz lobisine çalışmaktan kurtulmanın yolu bu borç stokunun azaltılması, hatta mümkünse sıfırlanması ile ilgili.

Öztek, raporunda şu bilgileri veriyor:

“Merkezi yönetimin 2005 yılında toplam borç stoku 331.9 TL. iken 2016’da 760.0 milyar, 2017’de 876.5 milyar TL’ye yükselmiş durumda.”

Bu rakamların iç ve dış borç stokunu birlikte ifade ettiğini bir kez daha hatırlatmakta fayda vardır.

Bankaların yüksek kârlar elde ediyor olmasının sebebi elbette tek başına merkezi yönetimin borçlanması ile ilgili değil. Bunun yanında toplumun büyük bir kesimi de doğrudan ya da dolaylı olarak bankaların kapısını çalıyor ve bu çalış insanımızın bankalara faiz ya da birtakım hizmetler adı altında büyük oranda paralar ödemesine sebep oluyor. Diyebiliriz ki, insanımız da merkezi yönetim gibi kendinden çok bankalara çalışıyor. Elbette, kimse zorlanarak bankalara çekilmiyor. Öyle bir noktaya geldik ki, gelir seviyesi ne olursa olsun insanlar bankalara muhtaç hale geldiler. Netice itibarıyla faiz lobisine çalışmamanın yolu devletimizi ve insanımızı iç ve dış sermayeye muhtaç olmaktan kurtarmak, bu yönde ekonomik politikalar uygulamaktan geçiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR