Kör, Sağır ve Dilsiz Toplum

MAKALEYİ DİNLE

Toplum vurdumduymaz, aldırmaz, bir şekilde hayatı yaşıyor. Nereden bu tespite, sonuca vardınız denilebilir. Yaşadığımız her alanda görüyoruz ki; kimse kimsenin derdiyle, problemiyle ilgilenmediği gibi, ülke meselelerinde de aynı durum tezahür etmektedir. Bir zamanlar bu toplum böyle değildi. Yanlışa yanlış der, aksine yanlışı alkışlamazdı. Şimdi ise maalesef ki, eğer bir kişi kendi zihniyetinde ise, konuşması, davranışı, icraatı ne kadar da yanlış olsa alkışlıyor ve yanlışın yanında yer alıyor.

Hâlbuki Allah insanları dört haslet üzerine yaratmıştır.

  1. Doğruyu yanlıştan,
  2. İyiyi kötüden,
  3. Faydalıyı zararlıdan,
  4. Adaleti zulümden ayırt eden özellikler vermiş.

Maalesef günümüzde toplum öyle bir hale getirildi ki, adeta kör, sağır ve dilsiz, haksızlığa karşı duyarsız ve insanlığını bahsettiğimiz hasletleri yaşamaz durumda. Konuyu siyasete getirirsek, bugün yapılan, bize göre yapılan yanlışların bir tanesini merhum Necmettin Erbakan Hoca yapmış olsaydı, yer yerinden oynardı. Söylenmedik laf kalmazdı. Oyları da yarı yarıya azalırdı. Ama şimdi öyle mi? Yapılan bunca yanlışlara rağmen, yine alkışlanıyor ve oyları da azalmıyor. Toplumun ne kadar değiştiğini buradan da anlamak mümkündür.

Hâlbuki bizim anlayışımızda hak, hukuk ve adalet birer ilkedir. Haksızın karşısında susmak asla kabul edilemez bir olgudur. Siz yanlışı alkışlarsanız, yanlışı yapan, yanlışı doğru kabul eder. Bugün yaşadığımız gerçek, toplumun bu hale geldiğidir. Peki, ama nasıl oldu da bu duruma geldik? Bu sorunun birkaç türlü cevabı vardır. Bunun en önemli gördüğümüz cevabı gerek toplum mühendisliği, gerekse algı operasyonları siyasete öyle nüfuz etti ki, bu hususta en becerikli ve maharetli bir şekilde adeta morfinleme ya da hiptonize ederek, toplumu kendi lehine düşünme ve kanalize etme durumuna getirdi.

Bu kadar becerikli siyasete de BRAVO demek lazım. Peki, siyasete bravo demek lazım da kör, sağır, dilsiz olan bu topluma ne demek lazım? Aslında ne demek lazım geldiğini biliyoruz. Ama bizim misyonumuz, konumumuz ve ahlaki değerlerimiz ancak bu kadarını gerektiriyor. Toplumu manevi değerlerinden uzaklaştıran her türlü argüman ve enstrüman on beş senedir toplumun damarlarına kadar sirayet etmiş durumdadır. Hakkı, doğruyu, gerçeği görebilmek ancak manevi değerlere hassasiyetle geri dönülmesiyle olur. Önce Ahlak ve Maneviyat diyen ve bunu hayatına tatbik eden siyasi liderlere ihtiyacımız var. Bu AB Uyum Yasaları’yla, bütün yetkilerin bir kişi üzerinde toplanmasıyla, dış politikanın bu günkü haliyle olması mümkün değildir. Hiç olmaması gereken birilerine dua eder ve öyle birilerinden de dua beklerseniz bu hayra alamet olmaz. Ama yine vurgulamak istiyoruz ki, bu kör, sağır, dilsiz toplum bunu da alkışlar ve içine sindirir. Düşünmeden, muhakeme etmeden kabullenir. Çünkü öyle bir toplum haline getirildik.

Allah, herkesi gafletten uyandırsın, hak ve hakikati görmeyi nasip etsin. Vesselam.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Fazıl Demirkol - Kör,sağır ve dilsiz dediğiniz bu toplumun bir ferdi olarak yazamadığınız, lazım gelen her neyse,misliyle size iade olsun.

Yanıtla . 0Beğen 07 Şubat 17:02
Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR