Söz mü insana yol gösterir insan mı söze?

MAKALEYİ DİNLE

İnsan bir cümle ile motivasyonunu yükseltebilme kabiliyetine sahip. Aynı insanı yıkmak ise oldukça zor.

Bir taşa aynı yerden defalarca darbe indirerek onu parçalara ayırmak nasıl mümkünse bir insana da aynı yerden vurarak nihayetinde hissizleştirmek mümkün. İnsan acıya iki farklı yol ile direnç gösterir. Duyarsızlaşarak ya da delirerek. Toplumda gün geçtikçe artış gösteren akıl hastalığı mücadelenin zayıfladığını gösteriyor. İnsan ne kadar mücadeleci ise o kadar dayanıklıdır.

Deliliği hepimiz biliyoruz fakat duyarsızlaşmaya dair pek fikrimiz yok. Bu öyle bir şey ki üzülmek lazımken üzülemiyorsunuz ağlamak gerekirken ağlayamıyorsunuz sevinmek gerekirken sevinemiyorsunuz. Toplumun kutlama yaptığı özel günler size manasız gelmeye başlıyor. Katılıp eğlenebilirsiniz fakat benzer şeyi bir gün kendiniz de yapmayı asla istemezsiniz.

Duyarsızlaşma kavramına toplum henüz yabancı. Bu hali kıskançlık öfke gibi olumsuz duygulara yorabilirler. Oysa ki duyarsızlaşan insan ne kıskanır ne öfkelenir. Çünkü onun için artık kıymet-i harbiyesi kalmamış bir mefhumdur o.

Misal tutarlar edebiyat alanında hararetli tartışmalara girerler yeni kavramları literatüre sokmak için gayret gösterirler orada bir duyarsız varsa hem tartışmayı hem yeni kavram sanılan bir dizi belirsiz şeyi anlamsız bulur. Bu bakış açısı ile soralım: Gayet olağan ve yaratılış gereği meydana gelen doğumu niçin kutlarız? İyi ki doğdun derken acaba o kişinin elinde mi ki doğmak bunun için onu tebrik ediyoruz? İkinci bir soru olarak: Evlilik Allah’ın insanı yarattığı beden için olağan bir kurumken niçin evlenenler zil takıp oynar? Doğal ve olağan bir durumu sanki çok zor elde edilmiş bir meziyet gibi kutsamanın mantığı nedir? Benzer şekilde her gün yemek yiyoruz. Bunun için bir övünç duyuyor muyuz? Evliliğin farkı ne ki bunun için övünç duyalım? Yine bir üçüncü soru: Sünnet düğünü nedir niye yapılır? Hastalık yapacak bir zar parçasını kesmek niye kutlanacak mesele olsun? O halde ameliyat yaptıranlar da düğün dernek kursa, neticede pek çok kesim oluyor vücutlarında ve sıhhate kavuşuyorlar. Evden gelin olacak kız çıkarılırken davul çalmak ne işe yarar? Düğün konvoyu niye kornalara basıyor? Silah atanlar ne demek istiyor?

Toplumda tuhaf olan birkaç şey daha: Kaynana niye geline zulmeder? Oğlunu evlendirmek istememe sebebi nedir? Gelini ezmek ona ne kazandırır? Evlilik söz konusu olunca niçin mal mülk konuşulur? Sevgi yoksa evlilik ne işe yarar? Zılgıt çekenler niye zılgıt çekiyor? Çömlek kıran kaynana niye çömlek kırıyor? Damadı sırtını yumruklayarak eve sokunca ne oluyor?

Ve yeni icatlarla gelen tuhaflıklar: Sünnet annesi, mezuniyet kınası, kocayı karşılama sunumu vs.

Toplu taşımada mini mini çocukları oturtup pek çok insanı ayakta bırakan ebeveynler. Çocuğun ayacıkları ağrımasın diye kendisi ayakta olduğu halde yol boyu kucağından çocuğu indirmeden taşıyan ebeveynler. Acaba üzerine toz kondurmadığınız bu pek değerli yavrularınız yarın bir gün zorluklarla nasıl mücadele edecek? Küfür tekme tokat hak yeme para kaçırma hile dolandırıcılık.

Bir tuhaflık da bedelli askerlik meselesi. Buradaki köşe yazarlarından onlara 80-120 mail atarak acaba nasıl bir medet umuyorsunuz? Askerlik yapanlar kimin evladı? Bedelliye ödenecek para bulunuyor da askerlikten kaçış cezasını ödeme parası mı bulunamıyor?

Müslümanlar müslümanları niye tekfir ediyor? Münafıklar neden müslüman taklidi yapıyor? Ve son olarak o kız başörtüsünü nasıl bıraktı? Allah mı fetö mü?

Ya Allah ya sabır estağfirullah.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hatice Çay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR