Yıldız yağmuru

MAKALEYİ DİNLE

Kesinlikle biriktirilmekte her hasene. O yaşlı kadının elindeki kalem ile takvime eğilip de; “Para harcamama günlerim” deyip işaret attığı her tarih.

O pabucu bu ay almazsam ölmem deyip Afrika’ da kuyu açtıran delikanlı. Talebeye yardım edebilmek için her ay maaşından biraz daha infaka artırıp kendisine çok az bırakan Profesör Aliye Hanım.

Arkadaşlarının iştahla aktardıklarını duymamak için oda değiştiren genç kadının, “Çok şükür bugünü de atlattım, dedikodu yapmadan ve dinlemeden” deyip eylemleştirdiği her tavır.

Bir çocuğun en değerli vazoyu kırdığında bile, “Asla yalan söylemeyeceğim” kararından vazgeçmeyişi.

Hele o selamları, mutlaka özenle biriktirmekteler.

Karlı kış gecesinde, hastasına ambulans ararken rastladığı, bir restoranın köşesine tutunmaya çalışıp, içerideki güzel yemekleri yiyenleri seyrederken ellerini ovuşturarak ısınmaya çalışan mahallenin delisini kolundan şefkatle tutup içeride bir masaya oturtup karnını doyuranı.

Bir bahar sabahında çöpten kartonları, kâğıtları toplayanları, arabasını durdurup; yeryüzünün en saygın emekçileri olarak başıyla selamlayanı.

Sıcak bir yaz ikindisinde, marketten aldıklarını taşımakta zorlanan yaşlının yüklerine el atanı.

Rahvan bir güz öğleninde, çok da acelesi vardır ama yanından geçen ağır ruhsal sıkıntısı olana içten gülümseyeni, yaşlı kadının, araba bombardımanı altında eziliyormuşçasına korku ile otoban kenarında etrafına şaşkın bakındığında; elinden tutup karşıya geçirerek esenleyeni.

Ah o modern zaman hastalığı olan yoksulun davetine icabet etmemek gibi bir kusurun kirini kalbinden söküp atmak istercesine, bir suyun bile ikram edilemediği düğüne çıkıp gideni.

Garibin cenazesine gitmek gibi bir geleneğin iyice tedavülden kalktığı bir asrın çirkinliğini eline alıp fırçayı bütün ak renklerle boyamaya çalışırcasına işinden izin alıp cenazeye koşanı.

Kapıların açılmadığı, yakınların bile gelmediği o hasta ve dar günlerde, fakirhanenin avlusunda eli kolu dolu birinin umut olan ayak sesini.

Kodlayan o büyük bilgisayarın şifreleri.

Alanların da verenlerin de selamlarını puanlamakta, saymakta, millerle ifade etmekteler.

Eminim o uzun yolculukta.

Musalla durağından ayrılırken.

Melekler o selam millerini, yeşil puşidelerini üzerine çekmiş; selamı ile barışı yeşil tutmuş insan güzelleri üzerine.

Konfeti yağmuru gibi bırakmaktalar.

Yüzündeki gülümseyişleri, bakışlarındaki yumuşaklıkları.

Bütün o şefkat harelerini, şahika bir tabloda görülmemiş ahenkte renk harmonisi ile dünyanın en güzel resmini yapmaktalar. Ya da suyunu hiç unutmadığı o sokak kedilerinin, mamasını hiç ertelemediği minik serçelerin, ekmeğini esirgemediği köpeklerin şükran şiirlerini, güzel bir şarkı olarak yeşil puşidelerin sahibine duyurmaktalar.

Bütün o iyilikler, gülümseyişler, selamlar; lacivert gök kubbe üzerinden yıldızlar olarak yağmakta üzerine.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR