Komşuluk öldü mü?

MAKALEYİ DİNLE

Geçenlerde ofisimden çıkıp arabamın yanına geldiğimizde, arka camın delinmiş, patlamış olduğunu gördüm. İlk aklıma gelen, Mustafa Kurdaş ve İlhami Yetiş Beylerin arabasına yapıldığı gibi bir hırsızlık vak’ası oldu. Apartman yöneticisi kapının önündeydi, onunla gelip inceledik ve durumu anladık. Yukarıdan bir cam kola şişesi atılmıştı. Şişe çok yüksekten düştüğü için kurşun gibi camı delip bağaja düşmüştü. O arada bağaj kapağını açıp kapatınca cam tuzla buz oldu. Ofisimizin bulunduğu bina 21 katlı ve 80 daire var. Yöneticinin yönlendirmesiyle 11. kattan itibaren sorduk, konuştuk; “Çocuğunuz böyle bir şey yapmış olabilir mi? Şayet yapmışsa, tembihleyin kesinlikle bir daha böyle bir şey yapmasın. Zira Allah muhafaza aşağıda birinin başına da gelebilir.” Dedik. O arada öğretmen bir komşunun arabasının başına da benzer bir hâdise geldiğini öğrendik. Kısa zaman diliminde bu ikinci vak’a idi. “Hata samur kürk olsa, kimse üstüne almazmış.” O misal, kimse bu olayı üstlenmedi. Ancak iki kere iki dört. O cam şişe, arabanın park ettiği taraftaki balkonlardan veya pencerelerden birinden atılmıştı.

Daha önce evimizin olduğu sitenin içerisinde başımıza gelen iki olayı hatırladım. Birinde arabanın arka tekerinin altına cam şişe konulmuştu. Ben de kontrol etmeden binip geri manevra yapınca şişe tuzla buz oldu, arabanın lastiği patladı. İkinci defa yine kırık bir cam şişesi keskin tarafı tekere yapışmış halde bırakılmıştı. Aynı şekilde geri manevra yapmış olsak yine teker parçalanacaktı. Bu defa fark ettik.

Bu basit gibi gözüken hâdiseleri niçin anlatıyorum? İnanın maddî kaybı zerre kadar düşünmüyorum. Benim düşündüğüm ve üzüldüğüm husus, komşuluğun ölmüş olması…

Eskiden, tıpkı hadis-i şerifte belirtildiği gibi, dört bir yandan kırk evi tanırdık, onlara “komşu” derdik. Komşu demek, evvelemirde, can, mal, namus cihetinden emin olduğun kimseler demekti. Komşu demek, yokluğunuzda sizin ve mahalledeki, ya da köydeki diğer evlerin “bekçisi” demekti.

Bizim Antepte’ki Şenyurt Mahallesindeki komşuluğu biliyorum. Herkes birbirine candan dosttu. İyi günde sevinçler, sıkıntılı günlerde acılar paylaşılırdı. Mahallenin yaşlıları, aynı zamanda o mahallenin gönüllü “korucuları” idiler. Mesela bizim Abdullah amcamız gibi. Mahallede yabancı biri, aynı sokaktan birkaç defa geçti mi, bir de terbiyesizce pencerelere baktı mı, Abdullah amca duruma müdahale eder ve “Delikanlı, sen buradan bir daha geçme!” derdi. O nâdan da yaptığını bildiği için kös kös gider ve bir daha oradan geçmezdi.

Mahallemizde hırsızlık vak’asının olduğunu, verdiğim misallerdeki gibi park etmiş arabalara en ufak zarar verildiğini hatırlamıyorum. Günümüzde ise maalesef, mahalle ve komşuluk kültürü yok oluyor, daha doğrusu yok ediliyor. Şahsen şu “kentsel dönüşüm” olayına karşıyım. Şehrimizde de bu çılgınlık başladı ve müstakil evlerin olduğu mahalleler dümdüz edilmeye, onun yerine devâsa apartmanlar dikilmeye başlandı. Komşuluk ise otomatikman öldü. Az önce ofisimden bahsettim. 80 daireden üç-dört daire sâkinlerini tanıyorum. O da bizimle aynı zamanda kooperatife giren kimseler oldukları için… Bizim apartmanda ise, bir karşı komşumuzu tanıyorum, bir de cami cemaati olan iki komşumuzu… Onun dışındakileri bilmiyorum.

Şimdi bir de 1+0, 1+1 daire çılgınlığı çıktı. Günübirlik de kiraya verilebilen ve kayıt-kuyut şartı aranmayan daireler… “Kentsel dönüşüm projeleri” gibi, bu projeden de rahatsızım. Ne idüğü belirsiz insanlar, kayıt altına girmeden kalmaktalar. Bölgemiz (Doğu ve Güneydoğu) ajan kaynıyor. Bunlar Son yirmi yılda pıtrak gibi çoğalan beş yıldızlı, yedi yıldızlı otellerde ve bu gibi dairelerde rahatlıkla barınabiliyorlar ve kontrolleri de çok zor. Bir de böyle karanlık insanların barındığı yere yakın oturduğunuzu düşünün. Bunların komşuluğundan ne hayır gelir? Arabanın cam kırılmış. Umurumda değil. Bana, “geçmiş olsun komşu! Gelen mala gelsin, canını sıkma!” diye teselli edecek, derdimizi paylaşacak komşu lazım. O kadar insan durumumuzdan haberdar oldu. Bir tanesi bile “geçmiş olsun!” demedi, iyi mi?!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR