İslamcı edebiyatçıların ontik sorunları mı dediniz?

MAKALEYİ DİNLE

Günlük gazeteleri haftalık okuyanlardanım. Haber kısmını geçerek, köşe yazılarını sırasıyla işaretler her birini haftaya yayar ve peyderpey okurum. Mesela gazetemiz yazarlarından şair Cafer Keklikçi, Ali Haydar Haksal ve öykücü İsmail Kıllıoğlu’nu hiç sektirmeden okurum. Tabi onlar bunu bilmezler. Bilmemeleri bu durumu daha bir anlamlı kılar.

Edebiyat üzerine en çok yazıya rastladığımız gazete Karar gazetesi. Neredeyse edebiyatçıların şiirle düşündükleri bir gazetedir Karar gazetesi. Mehmet Ocaktan, Mevlana İdris, İbrahim Kiras, Hakan Albayrak, Ömer Erdem şiirleriyle bilinen isimler. Yusuf Ziya Cömert, Beşir Ayvazoğlu, Yıldız Ramazanoğlu, Asım Gültekin ve Ebubekir Kurban edebiyatın diğer alanlarında yoğunlaşmış kalemler. Alaattin Karaca’yı unuttum sanılmasın. Bu yazının vücut sebebi esasen odur. Edebiyatın bugünkü problemlerini usturuplu şekilde köşesine taşıyan nadir kalemlerden Karaca. Öykünün hallerinden Müslüman kesimin romanla, entelektüellikle ve Kudüs’le imtihanını bir günlük gazete imkânları içerisinde tartışmaya açmak hiç de az bir şey değil. Alaattin Karaca’nın en son okuduğum yazısının başlığı: ‘İslamcı Edebiyat’ Ontik Sorunları Öncelemiyor!’ İslamcı şair kim? Kaç tane, alamet-i farikaları nedir? diye sormayacağım. Fakat bu tespite katıldığımı söyleyebilirim. Mevlana’dan, Karacaoğlan’dan, Yunus’tan, Feridüddin Attar’dan, Şeyh Galip’ten örnekler vermekle yetinmeyip, Kafka, Albert Camus, Oğuz Atay, Turgut Uyar ve İsmet Özel’e de atıfta bulunması oldukça yerinde ve haklı. Yazıya başlık olan soruya gelince, burada biraz durmak lazım. İslamcılık toplumsal beklentileri olan sonuç almalar üzerine tesis edilmiş bir cereyan. Siyasi neticeler ontik sonuçlardan daha ehemmiyet taşır. İslami varoluşu kendi derinlemesine arayış ya da tecessüsüne dayanmıyor. İç didişme, ontolojik kavga ya da inanç anaforu yaşayan şunun şurası kaç Müslüman ya da kaç İslamcı var? Yaşamadığı şeyleri yazmaya çalışması bir edebiyatçının ağrımayan yerlerinden şikâyet etmesi gibi bir şey olur. Sadece başarılar, kazançlar değil, sancılar, bunalımlar ve felsefi problemler de emek ister? Mirasyedi bir kafayla ne Kafka olunur ne Oğuz Atay!

30 KONUDA BİSİKLET DERSLERİ

Ali Ural şiir, öykü ve deneme alanında usta bir isim. Edebiyatın her üç türüne de geçişlilik sağlayabilecek ürünler veriyor. 2017 yılının deneme mahsulatına ‘Bisiklet Dersleri’ kitabıyla katıldı Ali Ural. ‘Ayağı yerden kesen hiçbir rüya yok ki içinde bisiklet olmasın’ cümlesiyle başlıyor kitap pedalı çevirmeye başlar gibi. Bisiklet dersleri aslında hayata iştirak eden herkese bir tür bir şairin kaleminden bilgece hayat bilgisi dersleridir. Şu ilk dersin ilk konusu gibidir mesela: “ Öğrenmen gereken ilk şeyin, denge olduğu doğru değil. Öğrenmen gereken ilk şey, doğal olduğudur düşmenin.”. Bisiklet Dersleri otuz denemeden oluşuyor. Her denemede ilk dikkat çeken belirgin taraf öykü ve şiirden izler taşıması. Konu başlıklarına bakıldığı zaman da bu özellik kendini gösteriyor: ‘Dedemin Çakısında Tirbuşon Yoktu’, ‘Üzüntünün Bataklığa Döndüğü An’, ‘Kendisine Hayat Veren Ellerden Kaçmak’…sadece birkaç örnek. Ahlâk ve inanç terminolojisini kullanmadan da bu hasletlere uygun şeyler söylenebileceğinin bariz örneğini görüyoruz bu denemelerde. Hepsinde klasik anlatılar geleneğine bağlılık var. Otobiyografi, roman ve felsefi deneme örneklerinin bilinen kült kitabı ‘Zen Ve Motosiklet Bakım Sanatı’nı okuyanlar bilirler. Romanda bir adamın, oğlu ve iki arkadaşıyla birlikte yaptığı uzun bir motosiklet yolculuğu anlatılır. Bu yolculuk motosiklet kullanan adamı plastik dış dünyadan iç dünyaya doğru götürür. Bisiklet Dersleri kitabında yolculuk içte başlıyor ve bu iç dinamizmle yolculuğa çıkan kişinin dışarıyı, evreni ve insanları nasıl daha sağlıklı tanıyacağının yollarını gösteriyor. Kimi zaman yolculuğun seyri yokuş aşağı sürüyor. Çocuk, çocukluk ve çocuksuluğun altı ince parlak bir çizgiyle çiziliyor: “Geçer akçe bir gün geçmez olur ve tıngırtıyla yuvarlanıverirse yokuş aşağı, çocuklara seslenin bütün gücünüzle, onların dünyasında hiçbir akçe tedavülden kalkmaz.”

Sevgili okur, sen Milli Gazete okurusun kitaba ve hayata nereden başlayacağını bilirsin, Bisiklet sürmesini bilmemek ayıp değil, düşüp de düşmesini bilmemek ayıp. Aklını kullanmak gibidir pedalları çevirmek. Hah işte böyleee!...

(Bisiklet Dersleri-Ali Ural-Şule Yayınları-Kasım-2017)

EFENDİME SÖYLEYEYİM

İki hafta evvel sevgili Orhan Gazi Gökçe ile birlikte TV5 ekranlarında yeni bir programa besmele çektik. İlk bölümü karşılıklı sohbet şeklinde olan programın bundan sonraki bölümleri şimdilik her Pazar akşam saat 21.00’de konuklarla sürecek. Tabi sohbete eşlik edecek bağlamayı da unutmuyoruz. Yapmak istediğimiz şey, sahici, sıcak ve kendi asli gündemimize dair şeyleri muhabbet havası içerisinde konuşup halleşebilmek. Programımız ne sadece kültür-sanat programı ne de günlük ayrıntılara sohbet tadında yaklaşma programı. Bunların ve de bir fazlasının bir araya gelmesi ve bileşimi diyebilirsiniz. Hayatın kendisi kadar geniş ve değişken, hayatın kendisi kadar sahici. Bir şeyden başka bir şeye anında geçiliyor olması kimseyi şaşırtmasın. Hayatın bizi her saat karşılaması da böyle değil midir? Programımızı izliyorsanız:

- Bize mektup gönderin.

- Bize selam gönderin

- Bize katılın

- İlginç ve önemli bulduğunuz şeyleri bizimle paylaşın.

- Bizi es geçmeyin.

- Biz de efendimize söylediklerimizi sizinle paylaşalım.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Yûsuf Emre Şentürk - Size Selâm ediyoruz...

Yanıtla . 0Beğen 03 Şubat 16:28
Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR