Din başka siyaset başka mı?

MAKALEYİ DİNLE

Geçtiğimiz günlerde camilerde imam ve vaizlerin siyasi içerikli konuşmalarına mahkemece yeni bir yasak getirildi. Tabii bu yasaklama yeni bir uygulama değildir. Daha önceden var olan yasakların bir kez daha teyididir.

Pek tabii bizim burada gündeme taşıdığımız siyasetle, hizipçilik (particilik), iki yüzlülük farklı şeylerdir. Bazı insanlar particidirler ancak siyasetten hiç bir şey anlamazlar, mensubu oldukları partinin – politikalarını, sosyal, siyasi ve ekonomik kararlarını doğru-yanlış ayrımı yapmadan körü körüne desteklerler. Bizim siyaset dediğimiz şey bu değildir. Bu manada bir hizipleşmenin ve bu hizipleşmeye, ayrışmaya hizmet eden söylemlerin kürsülerden dillendirilmesine ve günlük politik meselelerin camilere taşınmasına elbette karşı olmalıyız.

Takip edilen siyasi yol, özelde bir ülkenin ve genelde ise tüm İslam ümmetinin geleceğini etkiler. İslam’ın bekası ancak ümmetin bekası ile ayakta durur. Bunun için de İslam hem imandır ve hem de vatandır. İslami siyaset, dinin varlığını sürdürmesi için olmazsa olmaz bir şarttır. Bu manada din ile siyaset et ile tırnak gibidir ve ikisinin arasına girilemez.

Bir imam hutbede “Allah, alış verişi helâl, fâizi (ribâyı) haram kılmıştır.”(Bakara, 275) “içki, kumar, tapınmak için konulan dikili taşlar ve fal okları (piyango) şeytan işi birer pisliktir. O halde bunlardan sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 90) “Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, ‘çirkin bir hayasızlık’ ve kötü bir yoldur.” (İsra, 32) ayetlerini okuduğunda siyaset yasağını delmiş mi sayılacak?

Din ile siyaseti ayrı görme ısrarının temelinde İslam’a şaşı gözle bakma hastalığı yatmaktadır. Bu sakat bakış açısı sadece Türkiye ile ve de politikacılar ile sınırlı bir anlayış değildir. Tam aksine bu anlayış yaklaşık iki yüz yıldır tüm İslam memleketlerinde sömürgecilerin ısrarla yerleştirmeye çalıştıkları muharref İslam anlayışının en eski ve en temel dayanağıdır.

Nitekim bundan yaklaşık seksen sene önce Mısır’daki halkın İslam ve siyaset konusuna bakış açısını şehid Hasan el-Benna şöyle dile getiriyor:

“İslâm ve siyaset ikilisinden bahseden hangi insana bakarsanız bakınız onların her ikisinin arasını kesin çizgilerle ayırdıklarını görürsünüz. Bu iki kavram insanların çoğuna göre asla bir araya gelemez ve birleşemez.

Bu nedenle bir çokİslâmi derneğin isminin altına: “İslâmidir, siyasi değildir” yahut “Bu cemiyet dinidir, siyasi değildir” ibarelerinin yazılı olduğunu gördüm. Yine İslâmi bir derneğin tüzüğünün hemen başında: “Dernek siyasete asla karışmaz.” ifadesinin yazılı olduğunu gördüm.”

İlerleyen satırlarda şehid el-Benna din adına faaliyet gösteren Müslümanların dahi siyasetten kendilerini bu kadar uzak tutmalarının arkasında yatan gerçeği şöyle dile getiriyor:

“Gayri müslimler İslâm karşısında çaresiz kaldıklarında, İslâm’ın Müslümanlar üzerindeki derin tesirini, kalplerinin derinliklerine kadar nüfuz edişini, her Müslümanın dini uğrunda canını ve malını feda etmeye hazır oluşunu görünce Müslümanların içine yerleşmiş olan İslâm’ın ne dış görünümüne ve ne de şekline hücum ettiler. Onlar İslâm’ın anlamını dar bir çerçeveye sıkıştırarak ona kuvvet ve pratiklik veren alanları İslâm’dan ayırdılar. Geriye Müslümanlara İslâm’ın sadece kabuğundan ibaret olan isimler, şekiller ve dış görünüşler kaldı. Bunlar ne bir fayda sağlıyor ne de bir açlığı gideriyorlardı. Müslümanlara, İslâm’ın ayrı, sosyal (siyasi ve ekonomik) hayatın ayrı bir şey olduğu fikrini empoze ettiler. İslâm’ın ayrı, kanunun ayrı olduğunu, İslâm’ın ekonomik problemlere dair sözünün olmadığını, İslâm’ın umumi kültürle ilgisinin olmadığını, İslâm’ın siyasetten uzak tutulması gereken bir şey olduğunu iddia ettiler.

Rabbiniz aşkına bana söyleyin ey kardeşlerim! İslâm siyaset değil, sosyal hayat değil, ekonomi değil, kültür değilse peki ya nedir?

İslâm, canlı bir şuurdan yoksun olarak kılınan şu namazlar mı, yoksa şu kuru sözler midir? Rabiatu’l-Adeviyye’nin dediği gibi: “Kendileri tevbeye muhtaç olan tevbeler mi?” Bunun için mi Kur’an-ı Kerim mükemmel, sağlam ve etraflı bir sistem olarak indirildi ey kardeşlerim?

İslâmi fikre verilen bu iğrenç anlam, İslâm’ın anlamını daraltan bu dar sınırlar Müslümanları yok etmek için uğraşan düşmanlarının marifetidir. Bütün bunlardan sonra onlar: “Size din hürriyeti verdik” diyor ve halinize kıs kıs gülüyorlar. (Risaleler)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Mahmut Kan - Muhterem hocam, siyasetin tanımını bilmeyen bir müslüman,siyaset yapamaz.Peki siyaset ne demek?

Toplumu yönetme ilmi olan siyaset,bütün peygamberlerin insanlara öğrettikleri ilimlerin başıdır.

Dünyanın suları, ormanları,hayvanları,bitkileri ve tüm insanlar birer topluluktur. Bu toplulukları kim yönetecek? Bilgi sahibi insanlar yönetecek.

Yanıtla . 1Beğen 29 Ocak 19:32
Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR