Afrin operasyonu ve sonrası

MAKALEYİ DİNLE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

ASKERİMİZİN Afrin’deki iman, cesaret, fedakârlık ve başarılarını hayranlıkla izliyoruz. Hem de göz yaşartıcı olaylar eşliğinde. Bu sonuçta, önceki sınır ötesi operasyonların da tecrübesi var. Mehmetçik, tarihi kahramanlık ve cihat ruhunu bütün heyecan ve dirayetiyle yaşatıyor. Kınalı kuzulardaki samimiyet ve azim her alanda sürdürülmelidir.

Büyük ve uzun vadeli bir projeyle karşı karşıyayız. Siyonizm, 121 yıl önce Ortadoğu bölgesini içine alan Arz-ı Mev’ud idealini açıkladı. ABD bu projeye destek verdi. 1991’de Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) hazırladı; 2001’de Ortadoğu’da 22 İslam ülkesinin haritasını değiştireceklerini deklare etti.

ABD’nin Ortadoğu ve Afrika’daki sömürgeci emelleri bitmiyor. BOP’u bu emellerine ulaşmak için kurdular. Trump başkan olmadan önce, “ABD’nin Ortadoğu’da, Afrika’da ne işi var?” diyordu. Başkanlığının ilk günlerinde bu görüşlerini seslendirmişse de; ABD derin devleti onu terbiye etti; geleneksel sömürü projelerinin içine çekti. Haritaları yeniden çizmeyi amaçlayan BOP bütün hızıyla sürüyor.

Önceki operasyonlardaki ve Afrin’deki terör örgütlerini iyi okumalıyız. Onlar taşeron, kukla, maşa olarak kullanılıyor. Afrin’de, PKK, PYD, YPG, DAEŞ gibi neredeyse terör örgütlerinin bütün türevleri var. Hatta moral eğitimleri ABD’li uzmanlardan!

Yaşanan hareketlilik “bir kıvılcımla” -Allah korusun- 3. Dünya Savaşı’nı başlatabilir. Tarih, ülkeleri yönetenlerin akıllılık ve ferasetini test ediyor. Bakalım, sorumluluklarını fark ederek dünyayı büyük bir savaşın yıkımından kurtarabilecekler mi?

HAZIRLIKLI OLMALIYIZ

SİYONİZM ve ABD, projelerini açıkladı. İsrail’in acelesi var. ABD dünyanın her yerinde terörü besleyip taşeron olarak kullanıyor. Güya kendisi perde arkasında! ABD’nin başında çılgın ve dünyayı ateşe verebilecek gözü karalıkta birisinin bulunması büyük talihsizlik…

Ortadoğu’nun en güçlü ülkesi olan Türkiye’nin sorumluluğu büyük! Türkiye Osmanlı’nın ana gövdesini oluşturuyor. Bu tarihi görevin şuurunda olmalıyız. Türkiye’miz, İslam dünyası, hatta bütün insanlığa karşı bir sorumluluk bu!

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Olayların aktör ve amaçları büyük oranda anlaşılmıştır. Önemli olaylar ciddi hazırlıklar gerektirir. Etkisi kalıcı olan zafer ve başarılara bakınız! Hepsi, yüksek ideal ve büyük hazırlıkların ürünüdür. Selahattin Eyyûbi’nin Kudüs’ü, Fatih’in İstanbul’u fethinde bunu görürüz. Sonuç ve zaferin kalıcılığı buna bağlıdır.

İlk görevimiz, birliğin sağlanması ve güçlendirilmesi! Sömürgeci güçler etnik köken, mezhep ve görüş farklılıklarımızı “ayrıştırma aracı” olarak körüklüyorlar. Hükümet ve halkımız bu oyunu bozmalı. Özellikle Türkiye, Irak ve Suriye’de etnik köken farklılığını sonuna kadar kullanıyorlar. İnsanlarla farklılıklarımızı değil, ortak noktalarımızı konuşmayı başarabilirsek, ihtilaflı konular bitecek veya azalacaktır. Birbirimizi tanıdıkça sevgi ve kardeşliğimiz pekişecektir.

Halkımızın manevi yönü güçlendirilmeli; siyasi ve ekonomik ıslah programları uygulanmalıdır. Zaferleri hazırlayan şartlar oluşturulmalıdır. Adalet gözetilmeli; faizcilik, tefecilik, yolsuzluk, israf önlenmelidir. Yoksa başarılar “kalıcı” olmayacak; problemlerin biri biterken, diğeri başlayacaktır. Terör için de öyle.

ÇÖZÜM İÇİMİZDE

YAHUDİ ve Hıristiyanların temel projeleri inançlarından kaynaklanır. Siyonizm’in Arz-ı Mev’ud; Hıristiyanların AB hedefleri dinlerinin gereğidir. Müslümanlar evrensel mesajı hakkıyla kavrayabilmiş olsalardı, “elbirlik İslam’ı yaşama” (âl-i İmran, 103) emrine uyarlardı. Bu emir Müslümanlara, ortak hedeflere yürüme görevini yüklemektedir.

Yaşadıklarımızdan ibret almalı; sorumluluklarımızı hatırlamalıyız. Özelde Türkiye, genelde İslam dünyası problemlerinin çözümünü kendi içinde aramalıdır.

Hiç kimse ABD’yi, AB’yi, İsrail’i “dost” ve “müttefik” olarak görmesin! Türkiye her ülkeyle diplomatik ilişkilerde bulunabilir; fakat düşmanını “dost” bilme gafletine düşemez. Türkiye, sıkıntıya düştüğü en haklı davasında yanlış seçtiği “dostlarını”, “müttefiklerini” karşısında bulacaktır. Çanakkale’de, Kıbrıs Barış Harekâtı’nda, 15 Temmuz’da bunu görmedik mi?

Önümüzde Milli Görüş örneği var. “Erbakan hep haklı çıktı” sözü özdeyiş halinde. Saadet Partisi’nin FETÖ, Ergenekon, Çözüm Süreci, Irak, Suriye, AB, ABD, Obama, Barzani, İncirlik, İsrail gibi konulardaki öngörüleri hep doğru çıktı. Saadet Partisi’nin çözüm önerilerine kulak verilmeli.

Temel Karamollaoğlu uyarıyor: “ABD’nin kuyruğuna takılmasaydık Suriye bu hale gelmezdi. ABD’nin menfaati İsrail’in menfaatidir. Hatta İsrail’in menfaatini ABD, kendisinden önde tutar. Medya, ekonomi hepsi İsrail’in elinde! Bunlara güven olmaz. Onların haritasında Türkler, Kürtler, Araplar, başkaları yok. Sadece ve sadece İsrail var.”

Türkiye hükümetleri; ABD, AB, İsrail gibi sömürgeciler uğruna harcadıkları zamanını, performansını “İslam Birliği”ni kurmaya harcasalardı; çoktan sonuç alınır; dünya huzur ve barış iklimine girerdi.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR