Zamane anne babaları!

MAKALEYİ DİNLE

Hepimiz ebeveynliğin, dünyanın en ağır sorumluluğu olduğunu bilir ve kabul ederiz. Gerçekten anne baba olmak, alışılmış tabirle “Bu devirde çocuk yetiştirmek” kolay bir iş değildir. Zaten bu gerçek, herkesçe de sık sık dile getirilir. Peki, ya bu devirde çocuk olmak? Kolay mıdır? Hiç onların gözüyle baktık mı hayata? Hiç onların kulağıyla dinledik mi kendimizi? Onlar gibi düşünüp onlar gibi hareket ettik mi hiç?

Neredeyse her oturmaya, her arkadaş muhabbetine hatta sosyal medya paylaşımlarımıza bile hep çocuklarımızı konu ettik değil mi? “Yapma!” dediğimiz halde yaptıklarını, “Yap!” dediklerimize kulak asmadıklarını, sorunlarını, sıkıntılarını konuşup bazen dertleştik bazen de şikâyet ettik. Hem yeni nesil ve hem de kıdemli eski kuşak annelerin dilinden “Şimdiki çocuklar çok farklı. Eskiden çocuklar böyle miydi?” serzenişlerini duyduk hep.

Elbette haklı yanları var bu serzenişlerin. Elbette şimdiki çocuklar eskisi gibi değil. Bizim çocuklarımız bizim çocukluğumuzdaki gibi değil. Peki ya hiç sorduk mu kendimize “Biz eski anneler gibi miyiz?” diye. Hiç düşündük mü “Biz eski babalar gibi miyiz?” diye.

Örneğin, çocuklarımızın gözüyle baktığımız zaman, biz, zamane anneleri olarak hep bir yerlere bir şeyler yetiştirme çabasındayız. “Bizim annelerimiz de çok daha fazla iş yapardı” diyebilirsiniz. Elbette, çamaşır ve bulaşık makinesinin olmadığı, evlerin sobalı ve çoğunlukla tuvaletlerin dışarıda olduğu, bezlerin elde dikildiği, ekmeklerin evde yapıldığı, salçanın elde çıkarıldığı, bulgurun evde savrulduğu bir zamanla kendi rahat ve konforlu zamanımızı kıyaslayamayız. Fakat yekûnda fazla tutmasa da psikolojik yoğunluğu çok fazladır zamane ebeveynlerinin işlerinin. Haftalar öncesinden haber veren misafirler için en azından zihnen hazırlığa başlanır çünkü. Eskiden çat kapı gelen misafire bir pilav pişirilip bir turşu koyulurken, ne ev sahibinin böyle bir mecburiyeti ne de misafirin böyle bir beklentisi yokken, şimdi tatlısıyla tuzlusuyla, çeşit çeşit pasta böreğiyle hazırlık yapılıyor olması ve en az iki gün alan bu hazırlıklar esnasında annenin yoğun ve stresli olması, çocukları ile ilgilenememesi şöyle dursun bir de her zamankinden daha fazla müdahale edip kızması, çocukların gözüyle nasıl görünüyor acaba?

Eskiden bir tabak bir tencere kullanılırken şimdi bin bir çeşit ikrama bir o kadar malzeme kullanılması, tatlıya ayrı tuzluya ayrı çatal bıçak çıkarılması, bunların her ne kadar makine olsa dahi yıkanıp, kurutulup, yerleştirilmesinin bile bir hayli zaman alması ve bu zamanın da yine evin çocuklarından kısılarak yapılması çocuklarımızca nasıl değerlendiriliyor acaba?

Eskiden, en azından akşamları bir sobanın etrafında toplanıp sohbet edilirken, anne ve babalarımızın telefon ve hatta televizyonla ilgilenme lüksü bile yokken şimdiki anne babaların ellerinden telefonların düşmemesi, whatsapplarındaki onlarca grupla aynı anda muhabbet etme çabası, sosyal medya hesaplarında gezinme veya paylaşım yapma gayreti ve bunların da yine yanı başlarında duran yavruların ihmal edilerek yapılması onların dünyasında nasıl yer ediyor acaba?

Eskiden annelerimiz sabah namazlarından sonra yatmayıp işlerini yetiştirirken ve gece çocuklarını uyuttuktan sonra da iş yapmaya devam ederken, şimdiki annelerin uykuya düşkünlüğü, çocuğuyla uyuyup çocuğuyla uyanması ve gün içindeki rutin işleri bile onlarla ilgileneceği vakitten harcayarak yapması çocuklarımızı nasıl etkiliyor acaba?

Eskiden annenin işi evinde, çocuğunun yanında iken, şimdiki annelerin daha ağzı süt kokan bebeklerini bakıcıya bırakıp dışarıda çalışması, sabahtan akşama kadar görmeyerek, çocuğun en verimli zamanından çalması, onların psikolojisine neler katıyor, neler çıkarıyor acaba?

Eskinin çocuklarının birkaç taneden fazla oynayacak oyuncağı yokken, işten eve gelen babaları uyku vaktine kadar çocukları ile hasret giderirken şimdiki babaların LCD ekranlarının, dizi ve maçlarının ya da akıllı telefonlarının tadını çıkarabilmek uğruna çocuklarını oyuncaklara boğması, “Zaten bir akşamım, bir pazarım var” diyerek çocukları ile ilgilenmekten kaçması, onların gözünde nasıl bir baba profili oluşturuyor acaba?

Evet, elbette yaşadığımız çağda, maddeten ve manen çok daha fazla imkân olması dolayısıyla, eskiye nazaran daha bilinçli, daha çok okuyan, daha çok araştıran, kulaktan dolma bilgilerle değil etraflıca araştırdığı bilgiler ışığında çocuğunu yetiştirmeye çalışan bir ebeveyn nesli var. Fakat tüm bu iyi gelişmelerin, çağın getirdiği imkânların yanında çok fazla sıkıntısı, çilesi, derdi var zamane ebeveynliğinin.

Hani hep “Şimdiki çocuklar çok yaramaz, yeni nesil çok fena!” gibi cümleler kuruyoruz ya, yeni nesil ebeveynleri, zamane anne ve babaları olarak biz de çok fenayız aslında. Ve çocuklarımız farkında bu durumun, biz farkında olmasak da.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Abdurrahman Serdar - Düşündürecek ve teşekkür edilecek bir yazı daha.

Eskiden "islam bir karış bez parçası mı ?" diyen, dini kıt kişilere çok kızardım. Şu günlerde projektörü başörtülülere, Şevket ağabeyin tabiri ile "süslümanlar"a çeviriyorum ve soruyorum : "İslam sadece baş örtüsü mü ? !!! İslam özü itibariyle edep, haya,iffet dinidir.

"sencil"lik, cemiyet (toplum) dinidir. "Allah'a kulluk, MAHLUKuna ŞEFKAT"dinidir. Büyüklerine hürmet, küçüklerini sevmek ve ihtiyacı olanın ihtiyacını karşılama dinidir. Talip Alp beyden duymuştum. bazı Batılılar " GÜNEŞ dini" derlermiş. Bana birgün bir adam gösterdiler . "eli öpülecek..." diye. Ne vasfı varmış ? dedim. " Gece, yatsıyı kılar. sabah erkenden kalkar, hiç namazı kaçırmaz " dediler. Medeniyet ne kadar ilerlese de, Müslüman buna denir işte. Esasen, bu günün medenileri ve ilim sahibleri, "günün en verimli saatleri SEHER ve sabah vakitleridir" diyor. 4 Büyük İmama dil uzatan zamane allameleri kaç sefer, sabah namazını vaktinde kılıyor, acaba, sıkılmadan ? Cemaatle de demiyorum.

Sünnet olan, " aynı kap'tan yemek" yerine, günde, sayısı bilinmeyecek sayıda bardak, tabak, çatal-bıçak kullanan ve zaman, temizlik maddesi, SU israfına yol açan ve

tanrı ! misafiri ağırlamıya ÜŞENEN ve çocuklarının terbiye ve yetişmesini, sırf keyifleri için başkalarına, kreşlere ihale eden, yemeğini, yoğurdunu (mayası BOZUK !) çarşıda arıyan BAŞ ÖRTÜLÜLER hangi İslamı ( Batı Hristiyanlığını mı) savunabilecekler ?

KUR'an'ı Kerimin pek çok ayetinde, " Allah'a inanıyor ve SEVİYORSANIZ, BANA (Hz. Muhammed'e) TABİ olun " diye ikaz eden Allah'a KİM İNANIYOR da Resule tabi oluyor. Evet. "söylemek kolay, yapmak, uygulamak zor", islamı nakıs öğrenenler için.İslam için emek, vakit verelim. alimlere ulaşalımsanal değil, hakiki Müslüman olmıya gayret (CEHD)

edelim.

Yanıtla . 3Beğen 25 Ocak 16:05
Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR