Bir Günün Ortasından

MAKALEYİ DİNLE

Hadi görüşürüz bay bay. Bismillahirrahmanirrahim. (Merdivenlerden inmeye başlıyor.) Saat dokuz elli. (İçinden) dünya durmadan dönüyor, yeni bir gün başladı; yeni bir gün ne yenilikler getirecek acaba? (Apartmanın iç girişinde ayakkabısını giyiyor) şu ayakkabı beni akşama kadar taşıyacak; iyi dayanıyor! (İç girişteki aynaya bakıyor, şapkasını düzeltiyor) aynadaki ben mi gencim bendeki ben mi? Sakalımdaki beyazlık hayattaki bana benziyor. Hayat nedir, nedir hayat? Sokaklardaki hayat mı, hayattaki sokaklar mı; bunu caddelere de uyarlayabiliriz; bulvarlara, büyük meydanlara da… Hayatın büyük meydanları mesela. Sabah sabah yine üşüşüyor üstüme başıma her şey! (Apartmanın dış kapısını çekiyor) her şey gelişiyor…

Bugün nasılım, bugün nasıl, bugün bugün! Sabah-ı şerifleriniz hayrola komşu; balkonda seni görmediğimde sokak bomboşmuş gibi oluyor. Öyle, öyle. Rahmetli de böyle otururdu; sabah namazından sonra çayını içti miydi ben hava alacağım der gelir oturur; sanki o orada oturunca sokağın havasına bir güven gelirdi veya da sokakta bir şey eksikti de o öyle görününce o eksiklik tamamlanırdı; Allah rahmet etsin. Âmin, âmin. Kötü huyluydu değil mi? Öyleydi. Birdenbire sardı; zaten çok da geçmedi biliyorsun göçtü gitti bu dünyadan; beni burada bırakarak. Sepet gene sallanıyor kapının başında; kalktı senin gelinler galiba. Bizim yan komşunun da ekmek sepeti sallandı ya her şey tamam. Şu, her gün bu saatte çıkıp işe giden adam ne güzel adam öyle; bir kere de başını kaldırıp bakmıyor. Çok efendi biri. Her gün aynı saatte çıkıyor apartmandan. Çok düzenli. Şeker gibi adam; selamsız günaydınsız hiç geçmez; hayırlı akşamlarsız hâl hatırsız geçmez. Ne olacak dünya bu; bir güler yüz yeter insana. Ohho artar bile. Sert görünse de güler yüzlü, nezaketli, hürmetli. Daha ne olsun.

Konuşmalar gittikçe geride kalıyor, gittikçe anlaşılmaz oluyor, gittikçe bir konuşmadan ziyade seslere dönüşüyor; sesler geride kalıyor, uzaklaştıkça azalıyor, azaldıkça harflere dönüşüyor, en sonunda kesik kesik uzaklaştıkça uzaklaşıyor, silikleşiyor, görünür görünmez bir şekilde kayboluyor. (Sokağın alt köşesini dönüyor) kedilerin biri kaldırımda diğeri ağacın başında; sanki kediler gizli bir iş tutacakmış da biri diğerine hadi bir etrafı kolaçan et kimse görünüyor mu bak bakalım diyor gibi bir halleri var. (Yanlarından geçerken) hayır kimse yok; rahatça konuşabilirsiniz; (yerdekine bakıp) sen de yukarı çık istersen yüksekte durmak alçaklığı önler hem, hem de yüksekte durarak alçakları daha iyi görebilirsin!

Yüksekte durmak alçaklığa tevessül etmemekle mümkündür. Yoksa istediğiniz kadar yüksek katlı apartmanlar yapabilirsiniz ama o apartmanlarla yükselemezsiniz. Şu caminin yanına bu kadar yüksek katlı apartman yapmakla yükselemezseniz cami boyunuzun ölçüsünü öyle bir alır ki… (Cebinden sigarasını çıkarıp yakıyor) bunu muntazam burada yakıyorum her gün. Her gün şu cadde burada duruyor. Bu apartman burada. Bu cami burada. Ben de burada duruyorum.

Otomobiller durmuyor, otobüsler hızla, tırlar yo hayır, minibüsler korna, taksiler yavaşça, ağaçlar kaldırımda, kaldırım kafasına göre. Kaldırım kafasına göre uzanıyor. Karşı bu tarafa bu taraf karşıya geçiyor. (İçinden) gün ortası curcunası, tam bana göre. Hadi bakalım karşıya geç. Sola dön ilerle sonra sağa dön ilerle sonra biraz sol yap sonra köşeden sağa dön. Nereye geldin. Selamünaleyküm. Nereye geldin. Turnike! Saat on! Turnike dönüyor saat on!

Turnike akşama kadar dönüyor!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR