KİTAP VE KILIÇ

MAKALEYİ DİNLE

Hazreti Ali’nin Zülfekar/Zülfikarı’nın ucu çatallıdır.

Bir ucu silahı, kılıcı, gücü temsil eder, diğer ucu ilmi temsil eder derler.

Kur’an-i Kerimin ilk ayeti “Oku, yaratan Rabbinin adıyla” diye başlar.

Kur’an-i Kerimde “Kılıç” kelimesi hiç geçmez, “ok atmak” tan bahseder ama asıl “Kuvvet” hazırlamamız emredilir:

“Onlara gücünüz yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın ki onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı, Allah’ın bildiği, sizin bilmediğiniz (düşmanları) ve onlardan başkalarını korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız size tam olarak verilir. Ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfal süresi ayet 8/60)

Her çağın kuvveti kendi asrına uygundur. Onun için Rabbimiz “Kuvvet” kelimesini kullanmıştır.

Sevgili peygamberimiz de o günlerde gücü, kuvveti kılıç temsil ettiğinden:

“İnsanlar, düşmanla karşılaşmayı istemeyiniz, yani harbi temenni etmeyiniz, sıhhatli afiyetli günler isteyiniz. Ama düşmanla karşı karşıya geldiğinizde sabrediniz, yani kaçmayınız. İyi bilin ki, cennet, kılıçların gölgesi altındadır” (Buhari, Sahih, K. Cihad ve Siyer, 22, Müslim, Sahih, K. Cihad, bab 6 ve hemen hemen bütün hadis kitaplarında rivayet edilmiş)

Harb, hiçbir zaman istenmez.

Sevgili Peygamberimizin 23 yıllık peygamberliğinin tamamında harp günlerinin tamamı gidiş-geliş de dâhil üç ayı geçmez.

Asıl olan insanların insana değil kendisini yaratan Allah’a teslim olmasıdır.

Batının bizim üzerimizde en fazla baskı alanları, askeriye ve diyanet alanıdır.

Yıllarca Kur’an okumanın yasaklanması, 57. Ecevit, Yılmaz, Bahçeli koalisyon hükümeti döneminde çocukların Kur’an okuması ve okutulması yasaklandı. Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri yaz aylarında Amerikalı uzmanların Saddam’ın mutfağında bile atom bombası arar gibi camilerde çocuk ve Kur’an buluşmasını aradı.

Milattan önce değil 2000’li yıllarda yapıldı.

Hatta imamın biri bana anlattı, “Camiye ansızın müfettiş dalıverdi. Küçük çocukların elinde Elif-Ba’yı görünce “Bunlar ne yapıyor” deyince ben de ona “Birazdan bale dersi vereceğim dedim, hemen camiyi terk etti ve ardına bakmadan gitti bir şey de yapmadı” dedi.

1940’larda neyi nasıl yaptılarsa aynını yaptırdılar.

Orduyu çökertmek, dini yok etmek.

Yaptığımız yanlışlara tevbe etmeli, yıllardır ardından gittiklerimizin ve uğrunda bir asrı feda ettiklerimizin bize hiçbir zaman dost, müttefik olmayacaklarını Rabbimiz Kur’an’ında bildirdiği halde yüz yıldan daha fazla zamanımızı tecrübe uğruna feda ettik.

Olsun, zararın neresinden dönülürse kârdır.

Geçmişimize tevbe edeceğiz, çok çalışacağız ve Askeri gücümüzle, Kur’an kanunları ile tabiat kanunlarını çok iyi öğrenip insanlığın yıkımına değil yapımına uygun şekilde uygulamaya geçmeye çalışacağız.

Bu konuda “Bütün İlimler İslami’dir” adı altında verdiğim konferansları, küçük kitapçık halinde yayınladım

Rabbimiz buyurur:

“Ey kavmim, Rabbinizden mağfiret isteyin. Sonra O’na tevbe edin ki, gökyüzünden size bol yağmur göndersin. Kuvvetinize kuvvet katsın. Suçlular olarak yüz çevirmeyin.” (Hud suresi ayet 11/52)

“Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut (dedik) ve O’na çocukken hikmeti verdik.” (Meryem suresi ayet 19/12)

Bir elimizde Kitap, diğer eşimizde Kuvvet olursa bildiğimiz ve bilmediğimiz İslam düşmanları, aramızda hain bulamaz, savaşa, talana, sömürmeye, saldırmaya cesaret edemez ve savaş da olmaz.

Ama hiçbir zaman kılıca yatırım parası ve zamanı, kitaba yatırımın önüne geçmesin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR