Türkiye AB’ye mahkûm mu?

MAKALEYİ DİNLE

Bismillahirrahmanirrahim

1959’DA başlayan 59 yıllık Avrupa’yla birlikte olma serüvenini hepimiz içimiz yanarak izliyoruz. Avrupa bunca yıldır Türkiye’ye yüz vermiyor. Yöneticilerimizse, “illa da gireceğiz” inadında. AB üyeleri bazen yumuşak sözlerle Türkiye’ye göz kırparken; çok kere de Müslümanların birlikteliğini engellemeye çalışıyorlar. Adamlar haklı! Biz, Hıristiyan ülkeler “birlikteliğimizi” oluşturduk, beraber olacağız, diyorlar. Bu açık! AB’nin Brüksel’deki merkezine koydukları koskocaman “haç”la bunu deklare etmişler. Türkiye’ye, “Sen Müslüman ülkesin, aramızda işin ne?” demeye getiriyorlar. Hâlbuki, bize düşen, adam olup kendi birliğimizi kurmaya çalışmak değil midir? Suyu yokuşa akıtmaya çalışıyoruz. CB Erdoğan 5. 1. 2018’de Fransa’yı ziyaret etti. Fransa CB EmmanuelMacron’la görüştü. “2018’in AB ile yumuşama yılı olmasını” temenni etti. Birlikte yaptıkları açıklamada da, “Türkiye AB sürecinde 54 yıldır kapıda bekletiliyor. Böyle, Türkiye gibi bir ülke yok” yakınmasında bulundu. Siyasilerin AB sevdasını anlayabilmek zor! Batılılar, Çanakkale’de Müslümanlığı yıkmak, bizi haritadan silmek istediler. 15 Temmuz’da darbecilerinin yanında yer aldılar. Her fırsatta “Sizi istemiyoruz” tavrı gösterdiler. AB Komisyon Başkanı Jean Claude-juncker Türkiye’de gazetecilerin tutuklanmasını, AB liderlerine Faşist, Nazi denilmesini gerekçe göstererek, “Türkiye yakın gelecekte AB’ye üye olamaz” (13. 9. 2017) açıklamasını yaptı. Bu sözlere karşı, AKP’nin Dış İlişkiler Sorumlusu Mehdi Eker’in sözleri “Pes doğrusu!” dedirtti: “AB gayretimiz sürüyor.” (14. 9. 2017)

AB HEP OYALIYOR

AB’NİN baştan beri gösterdiği tavra dikkat edin! Hep oyaladı. İşi belirsizleştirdi. Batı’nın Türkiye’ye karşı tavrı “Haçlı ittifakı”na dönüştü. Avrupa’da ırkçılık yükselişte! Müslümanları dışlayan söylemler yaygınlaşıyor. Avrupa’yı idealize etmenin anlamı var mı? Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in dediğine bakın: “Avrupa’nın bize, bizim Avrupa’ya ihtiyacımız var.” (27. 1. 2017) Hep tek taraflı söylemler! Siyasilerimiz onlara değer verdi; onlar bizi yok etmeye çalıştı. Batılılar Türkiye’yi kullanarak emellerine ulaşmak istiyorlar. ABD, BOP’u hayata geçirmenin derdinde; Avrupa ise destekçisi. Nitekim, İngiltere Başbakanı Theresa May, Trump’la görüşüp, Türkiye’nin Ortadoğu’yla ilgili tutumunu öğrenmek için direkt Türkiye’ye gelmişti. Görüşme sonrası Başbakan Yıldırım şöyle demişti: “Duvar örerek sorun çözülmez.” (27. 1. 2017) Sorun çözmek isteyen kim? Yaptıkları Müslüman ülkeleri birbirine düşürmek. AB’ye alacaklarmış gibi davranarak Türkiye’yi oyalamak istedikleri açık! AB’nin dost bildiğimiz etkili ülkesi Almanya’nın Dışişleri Bakanı SigmarGabriel Der Spiegel’e konuştu: “Türkiye bugün kesinlikle AB üyeliğine hiç olmadığı kadar uzak.” (19. 3. 2017) CB Erdoğan’ın değerlendirmesi şöyle: “AB’den kopma derdimiz yok ama, AB Türkiye kendi çekilsin havasında.” (Habertürk, 25. 5. 2017) Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek de AB’de ısrarlı: “Katılım yolunda devam etmemiz gerekiyor. AB’yi reforma doyuracağız.” (22. 5. 2017) Ekonomi Bakanı Zeybekçi de koroya katıldı: “Türkiye AB’den asla kopmamalı.” (8. 5. 2017)

BU ISRARIN SEBEBİ NE?

GÖSTERGELER AB’nin geleceği olmadığı yönünde. Fakat Türkiye’nin AB ısrarı düşündürücü! AB her fırsatta uyum yasası diyerek iç işlerimize karışıyor. Ev ödevi veriyor; hakkımızda raporlar hazırlıyor. Müfettişlik yapıyor. Türkiye bağımsız bir ülke, sömürge değil. Kesinlikle iç işlerimize karışamazlar. Filipinler Devlet Başkanı RodrigoDuterte, AB’li diplomatların “iç işlerine karıştıkları” gerekçesiyle onları ülkesinden kovmuştu. (13. 10. 2017) “AB’ye karşı çıkarlarımızı korumalıyız” diyen Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szljjarto, “Brüksel’e daha fazla yetki vermek ahmaklık olur” (6. 1. 2017) görüşünde. İngiltere referandum (brexit) sonrasında AB’den çıktı. Fransa CB EmmanuelMacron açıkladı: “AB dağılabilir.” Trump “NATO köhnedi” diyor. Almanya hükümet kriziyle boğuşuyor. AB ülkeleri geleceklerinden endişeli! Türkiye AB içinde hep “istenmeyen” konumda! AKP ve MHP’nin “milli mutabakat” söylemini değerlendiren Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu sordu: “Neyin milli olduğunda tereddüdüm var. AB’nin kapısında beklemek; ABD’yi ‘müttefik’ kabul etmek millilik mi?” (11. 1. 2018) Sezai Karakoç, ayağı kayan toplumların özelliğini anlatır: “O toplum dünyanın bütün insanları ve toplumlarınca hor görülür, küçümsenir. O ise tersine böyle hor bakan toplumlara yaltaklanıp durur. Yaltaklandıkça küçümsenir, küçümsendikçe daha çok yaltaklanır. Yalnız Allah’a ve Allah yolunun erlerine karşı alçak gönüllü değildir. Hatta gururludur.” (Çağ ve İlham, Diriliş Yy. Sh. 11) Avrupa uğruna harcanan 59 yıllık enerjiyi “İslam Birliği” için kullansaydık çoktan sonuca ulaşırdık.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR