Suriye’nin güvenliği haydutlara emanet!..

MAKALEYİ DİNLE

Suriye’de iç çatışmaların başlamasından bu yana nelerin yaşandığını hatırladığımızda yaşananlardan ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin sorumlu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu sorumluluktan bizim payımıza da ne düşer bunun hesabını yapmak mümkün değil ama çatışmaların başlaması ile birlikte canlarını kurtarmak için ülkemize akın eden sığınmacılar konusunda Türkiye’nin bir insanlık destanı yazdığını söylemek abartma olmaz. Bölgemizin durumunu anlamak için ABD ve İsrail’in büyük Kürdistan kurma planlarının yüz yıl öncesine dayandığını bilenler için işin nerelere varabileceği meçhul değildi. Ne var ki, stratejik müttefik denen ABD neler söylemiş neler vaat etmiş ise Türkiye’de sorumlu mevkilerde bulunanlar ilk açıklamalarında Esad’ın bir ay içinde iş başından uzaklaştırılacağını, bölgeye huzurun geleceğini söylediler. Bu söylemleri ile Suriye’de ABD ve İsrail’e bilerek ya da bilmeden maşalık yapanların işi kolaylaştırılmış oldu. Ancak, aradan aylar geçip, çatışmalar yıllara rağmen devam edince işin iç yüzü ortaya çıktı ama özellikle ABD, DEAŞ terör örgütünü bahane ederek Suriye’de terör örgütleri ile işbirliği yapmaya, onları eğitmeye ve silahlandırmaya başladı. Bu yanlış gidişat tüm ikazlara rağmen sürdürüldü. Bugün gelinen noktada artık ABD ve yandaşlarının İran, Irak, Suriye ve Türkiye’ye yönelik uzun vadeli niyetlerini gizlemeye bile gerek duymuyor.

Gelinen noktada bazı ABD’lilerce yapılan açıklamalarda ABD’nin PKK/YPG’ye verdiği silah desteğini Suriye’nin sınır güvenliğini sağlamak üzere bir güvenlik gücü oluşturmak şeklinde nitelendiriyorlar. Yani Suriye’yi karıştıran, milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının başta ülkemiz olmak üzere çeşitli ülkelerde sığınmacı olarak hayatlarını sürdürmesinin temellerini atanlar Suriye’nin sınır güvenliğini sağlamak(!) için güç oluşturuyorlarmış. Bunlar kendilerini akıllı âlemi aptal mı sanıyorlar diye sormanın anlamı yok. Çünkü ne âlem aptal ne de kendileri yeterince akıllı. Sadece haydutluklarına güveniyorlar. Irak’ı işgal ederken de benzer iddialar ileri sürmüşlerdi. İnsan hakları, demokrasi demişlerdi. Ne yazık ki, haydutlar için insan hakları ve demokrasi gibi kavramların geçerli olmayacağı o günler gerektiği gibi değerlendirilmedi. Aradan geçen bunca zamana rağmen Irak’ta huzur sağlanamadı, ortaya bir de özerk bir bölge çıkartıldı. Bu özerk bölge aslında İran, Suriye ve Türkiye’nin dâhil edildiği bir planın ilk adımıydı. Artık açıkça görülüyor ki, Irak benzeri bir oluşum Suriye’de sağlanmak isteniyor ve oluşturulan ve Sınır Güvenlik Gücü adı verilen kukla(maşa) yapı söz konusu oluşumun hayata geçirilmesi içindir. Yani, Suriye’nin sınır güvenliği falan başta ABD olmak üzere Türkiye dışında hiçbir ülkeyi ilgilendirmiyor. Onlar sadece yüz yıllık hayallerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Hani dilimizde meşhur bir söz vardır, “Gölge etme başka ihsan istemiyiz” diye. Bölgemizdeki olayların çözümüne Haçlı-Siyonist ittifakı burnunu ne kadar sokarsa o ölçüde işler çıkmaza giriyor. Bölge ülkeleri ve insanı acı çekiyor. Bu yüzden ABD’li yetkilere, siz gidin kendi ülkenizin sorunları ile uğraşın, biz Suriye’nin de diğer bölge ülkelerinin de güvenliğini birlikte sağlarız diye yüksek sesle haykırmak durumundayız. Haydutların düzen sağlamaya kalkıştığı bir dünyanın düzene ve güvenliğe kavuşmasının mümkün olmadığını biliyoruz. Çünkü haydutlukta hak-hukuk anlayışı yoktur, tek ölçü çıkardır. Bunun sonucudur ki, başlangıçta Irak’ta Saddam’ı devirdikleri gibi Suriye’de de Esad’ı devirmek için harekete geçtiklerini ilan edenler baştan yalan söylüyorlardı. Çünkü onların hedefi Esad değil, Suriye’nin parçalanması Türkiye’nin güç durum sokulması, bölgemiz ülkelerinin haritalarının yeniden çizilmesiydi. Çıkarları ve ideolojileri bunu gerektiriyordu.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR