Şiir gibidir şehir

MAKALEYİ DİNLE

Şehir, şiir gibidir.

Taç beyti, en önemli dizesi de deniz.

Ankaralı taksi şoförü geldiğim şehri öğrenince, “Bir kere geldim İstanbul’a, doyamadım denizinin güzelliğine. Ömür var mı bilmem, bir daha görmeye” diye adeta şehre özlemini şiir gibi dile getirdi. Gerçekten sisin bastırdığı akşam Ankara’sında beyhude arıyordunuz deniz esintisini.

İstanbul şiirinde en önemli dize, deniz de. Ne ki kışkırtıcı bir dize gibi kışkırtan deniz değildir, İstanbul’un ki.

İstanbul’un denizi; tevekkül dalgalı, Rabbani bir renk harmonisi, Rahman’ı anımsatma desenleri ile tezyinlidir.

Karadeniz sahillerine siyah inci gibi dizilmiş şehirlere ait dizeler olan denizlerde de bir o kadar tevekkül dokur, ışıktan tezgâhlarda dalgalar. Sanki şehit kanlarının iyice maneviyat yüklediği ilahi bir ritimdedir balığa çıkmış mavnaları sallayan sular. Dalya deyip denize çıkıp rızkının peşi sıra, tepesinde yanan güneş başını pişirirken, evde bıraktığı evlad-ı ıyalinin ocakta pişireceği aşın düşündedir balıkçı. O vefalı yâr ki ellerinin çatlağına pahalı kremler değil toprak dolmuştur. Tarlayı çapa ile değil elleri ile kazan karısının hatırı başının üzerinde, gülümserken gümüş renkli balıklara. Şu birkaç aylık balık mevsimini iyi değerlendirirse, kenara üç beş kuruş bırakırsa. Çünkü sezon kapandığında eli koynundadır, artık ne sarnıç sıvayanı arayan kalmıştır ne kuyu kazanı. Yazgısına takılı kalmıştır lodos, poyraz, karayel, gün doğusu, keşişleme. Rüzgârın şekline göre akacaktır ağlara balıklar. Bardağına kattığı yaşlı yârinin kınalı elleri ile hazırladığı bahçelerinin meyveleri ile harmanlanmış nektarı ve ekmeği katık ettiğinde sanki uysal bir kedi gibi sandalına sürünüp gözlerine bakmaktadır deniz.

Gelin görün ki, Ege ve Akdeniz’de ne olmuştur şiirin en önemli dizesi denize ki; birdenbire isyan, birdenbire baştan çıkarma, yoldan şaşırtma, kaybetme ritmi dalgalarında. Ege’de deniz, omuzlarını silkeleyip uysallığın iklimine adım atacak gibi değil. Dolunay suya düştüğünde, tutup denizden çık arabilene aşk olsun. Yeryüzünün bütün zarif zürafaları suyundan içse, iksiri tükenecek gibi değil. Sudaki o iflah olmaz kışkırtıcı mırıltı, o tevekkül hırsızlığı, hangi dağların ardına sakladığı belirsiz ilahi nüansları ara ki bulasın. Fırtınalı bir ormanın bütün canhıraş feryatları dökülmüştü yıldırımlarla. Kimseye hayrı dokunmamıştı aslında; buruk, kekremsi, ağlamcıl, acı, aldatıcı, hain anılar bırakmıştı dalgalar, çekildiği sahillerde.

Ne ki haberleri olmuyordu hiç Akdeniz ile Karadeniz’in şiirinin birbirinden. Kara haberleri Akdeniz okurken; ihlâslı, ak, toprak nakışlı nasırlı avuçların emek burçlarına yazdığı dizeler, Karadeniz’den gelmekte idi.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR