Süleymaniye dersleri Nimetin bedeli Elhamdülillah’tır

MAKALEYİ DİNLE

Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, “Cennetin değeri, bedeli, ‘La ilahe illallah’ kelimesidir. Bu kelimeyi kalben tasdikle dil ile söylemektir. Bu kelime Allah’ın en sevdiği kelimedir” buyuruyor. Hz. Âdem (A.S.) Safiullah, Hz. İbrahim Halilullah, Hz. İsa (A.S.) Ruhullah, Peygamberimiz Habibullah, Hz. Musa, Allah ona hitap ettiği için Kelimullah’tır. Tur Dağı’nda Hz. Musa (A.S.), ‘Ya Rabbi bana lütfettin, bana bir zikir öğret, gece gündüz seni tesbih edeyim’ diye Allah-u Telaya arz ediyor. Allah (cc), “Ya Musa! La ilahe illallah de” buyuruyor. Hz. Musa (as), “Ya Rabbi! Bunu her kulun söylüyor. Bunu söylemeyen mümin olamaz. Ben bana has, bana özel bir zikir istedim” diyerek Allah’a tekrar arz ediyor. Allah (C.C.), “Ya Musa! Yedi kat sema ile içindekiler ve yedi kat arz ile içindekiler terazinin bir kefenine konsa, La ilahe illallah kelimesi de diğer kefene konulsa, La ilahe illallah kelimesi daha ağır gelir. Benim en çok sevdiğim kelime de budur. Onun için sen gece gündüz ‘La ilahe illallah’ diye zikret” buyuruyor. Efendimizin söylediği gibi ‘La ilahe illallah’ kelimesini tasdik ederek söyleyen cennete girecek. Yani imanını bozmayan müminler, ahirette günahı kadar cehenneme girse de eninde sonunda cennete girecektir. Cennetin bedeli ‘La ilahe illallah’tır. Öyleyse bu kelimeyi, gereğini yaparak Allah’a inancımızı her safhada göstermeliyiz. Bu kelimenin gösterdiği şeylerden ayrı olmamalıyız. Her zaman bu kelimeyi söylemeliyiz.

İLK VE SON SÖZ ‘LA İLAHE İLLALLAH’ OLMALI
Efendimizin başka bir hadis-i şerifinde; “Bir kimsenin ilk sözü ‘La ilahe illallah’ olsa, son sözü ‘La ilahe illallah’ olsa bin yıl yaşasa da sorgu yok ona” diyor. Onun için elhamdülillah atalarımız çocuk doğduğunda sağ kulağına ezan okur. Ezanda bildiğiniz gibi, “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedüenne Muhammeden abdûhü ve resulü” kelimesi vardır. Sol kulağına da kamet getiririz. Çocuğa güzel bir ad koyarız. İlk sözümüz işte bu şekilde ‘La ilahe illallah’ deriz. Son sözümüzde de Allah, ‘La ilahe illallah’ diyerek çene kapamayı bizlere ve bütün ümmet-i Muhammed’e nasip etsin inşallah. Efendimizin müjdesine nail olabilmek için dilimizi alıştırmamız lazım. Onun için günde en az 100 defa ‘La ilahe illallah’ dememiz lazım. Ayrıca sevindiğimizde ‘La ilahe illallah’, telaşlandığımız zaman ‘La ilahe illallah’, öfkelendiğimiz zaman ‘La ilahe illallah’, bunaldığınız zaman ‘La ilahe illallah’ dememiz lazım. Yani her durumda dilimiz, ağzımız buna alışmalı ve ağzımızdan ‘La ilahe illallah’ kelimesi çıkmalıdır. Ruhumuzu teslim ederken biliyorsunuz soğuk soğuk terletiyorlar. Ölüm anı çok zor. Efendimiz başka bir hadisinde de, “Ölüm zorluğundan Allah’a sığınırım” diye sığınmamız için dua etmemizi buyuruyor. Efendimiz “Allahümme hevvinal eynase keratil mevt” yani “Allah’ım sekerat anımı kolaylaştır” diye dua etmeyi bize öğretiyor. Bunu sabah akşam söylemek gerekiyor. İşte o zaman sıkıldığımız zaman bile, canımız yansa bile ‘La ilahe illallah’ diyerek ruhumuzu teslim edersek böyle bir müjde var. Bu kelimeye gece gündüz devam etmek lazım. Efendimiz, “Bütün semalar, yerler bir kefeye konsa diğer kefeye ‘La ilahe illallah’ konsa ‘La ilahe illallah’ kelimesi daha ağır gelir” buyuruyor. Evet, cennetin bedeli “La ilahe illallah,” kelimesidir. Tabi bu kelimenin altı olan “Muhammedün Resulullah” buna dâhildir. Bugün iman kelimesi “La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah” kelimesidir. Yani birisi, “La ilahe illallah, İsa nebiullah” mealen “Allah bir, İsa (A.S.) onun peygamberidir” demiş olsa bu geçerli değildir. Eski kitaplar yürürlükten kaldırıldı. Şimdi Kur’an-ı Azimüşşan var. Kur’an-ı Azimüşşana göre de Allah’ın emrine göre iman etmek için “La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah” kelimesini söylemek şarttır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhi vesselamın getirdiklerine eksiksiz tereddütsüz iman etmek şarttır.

NİMETE KAVUŞUNCA BESMELE İLE BAŞLA

Peygamber Efendimiz hadis-i şerifin devamında, “Nimetlerin bedeli Elhamdülillah demektir” buyuruyor. Nimete kavuşunca besmele ile başla yemeğini ye, iç ama doyunca ‘Elhamdülillah’ de. Böyle yaparsak nimetin bedelini ödemiş oluruz. Mutlaka o nimeti veren Allah’tır. Yine bir hadis-i şerifte Efendimiz, “Bir kimse azamet sahibi Allah’ı noksan sıfatlardan tespih ederim ve ona hamd ederim derse cennette onun adına bir hurma ağacı dikilir” buyuruyor. Her söyleyişte böyledir. Başka bir hadis-i şerife göre, “Bir kimse ‘Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l azim’ kelimesini 100 defa söylese denizköpüğü kadar günahı olsa affedilir” buyuruyor. Bu kelime Allah katında çok makbul, mizanda sevabı çok ağır, söylemesi de çok kolay bir kelimedir. Hasan-ı Basri’den nakledilen başka hadis-i şerifte bu kelimeye ek olarak Efendimiz, “Bir kimse, ‘Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l azim ve bihamdihi estağfurullah’ derse ona cennette bir ağaç dikilir” buyuruyor. Dilimizi bu kelimelere de alıştırmalıyız.

HELALİ HARAMA ÇEVİRMEYİN

Ahmet bin Hanbel’in, Ebu Hureyre’den naklettiği bir hadis-i şerife göre Efendimiz, “Gece çalınan koyun haramdır. Onu yemek de haramdır” buyuruyor. Bütün çalınanlar böyledir. Efendimiz daha çok gece hırsızlık yaptıkları için böyle buyurmuştur. Çalınan bir koyunun etinin yenmesi, Haramligayrihi’dir. Bu ne demek: “Aslında koyun eti helaldir. Besmele çekilerek, kesilerek yenilebilir. Ama çalındığı için ona haramlık bulaştı. Haramlardan korunmak lazım. Başkasının malını gayr-i meşru yollarla alıp yememek lazım. Alması da yemesi de haramdır” demektir. Siz çalmasanız dahi bir malın çalındığını biliyorsanız ve onu alırsanız yine harama bulaşmış olursunuz. Bir de Haramliaynihi var. Bu ne demek? Mesela domuzun kendisi pistir. Çalsan da çalmasan da yenmez. Leş pisliktir yenmez. Peygamber Efendimiz yenmeyen hayvanları saymıştır. Bunlar Haramliaynihi’dir. Bunlar yenmez. Şarap da böyledir. Koyun dinimize göre değerli maldır. Alınıp, satılabilir, yenebilir. Ama dinimize göre domuz ve şarap alınıp satılamaz. Değerli bir mal değillerdir. Domuz satan, şarap satan adam karşılıksız para almıştır. Aldığı para haramdır. Korunmuş bir malı gizlice almaya ‘hırsızlık’ derler. Evet, korunmuş bir malı muhafaza altına alınmış malı sahibi görmeden alırsanız, hırsızlık yapmış olursunuz. Ama kendi görüp de ses çıkarmıyorsa buna izin veriyor demektir. Hırsızlık olması için malın korunması ve sahibinden gizli alınması gerekir. Eğer çalınan mal, hırsızın elinin kesileceği değerdeyse, hırsızın eli kesilir. İkinci hırsızlıkta diğer eli kesilir. Yol kesiciler, eşkıyalar, insanların hem malını çalıp hem de canına kastettiği için idam edilir. Aslında normal ölüm cezası boyna kılıç vurulmak suretiyledir. Ama yol kesenler böyle değil onlar idam edilerek öldürülürler. Cenaze namazları da kılınmaz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR