Rum Ortodoks Kilisesi’nin Filistinlilere kazığı

MAKALEYİ DİNLE

2 Ağustos 2012 tarihinde Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ziyaret eden Filistin Ulusal Yönetimi Dışişleri Bakanı Riad Al Malki, Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı’nı “Filistin sorunu için büyük bir fırsat” olarak nitelendirmiş, Güney Kıbrıs’ın bugün AB Konseyi’ne başkanlık etmesinin, Filistin için büyük bir fırsat ve kazanç olduğunu belirtmiş, Güney Kıbrıs’tan adalet istediğini söylemişti.
Çok değil, aradan geçen 4 yıldan sonra bu defa da 11 Mayıs 2016 tarihinde Filistin eski Dışişleri Bakanı ve Fatah Partisi Uluslararası İlişkiler Sorumlusu NabeelShaath, Kıbrıs Rum kesimini ziyaret etmişti. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’tan Rum Yönetimi Başkanı NikosAnastasiadis’e bir mesaj getirdiğinden bahseden Shaath, görüşmeden sonra yaptığı resmi açıklamasında da, “Kıbrıs ile Filistin’in durumlarını paralelleştirdiğini, iki halkın da yabancı işgale ve kolonizasyona uğradığını; aynı zamanda bağımsızlık ve özgürlüklerinden mahrum kaldığını!” dile getirmişti.
Özetle ve kısaca NabeelShaath, Türkiye’nin Filistin’e verdiği tüm desteğe rağmen utanmadan, sıkılmadan ve yüzünü KKTC ile Türkiye’ye dönerek Rum lider Anastasiadis’e “bizim ülkemiz İsrail’in, sizin ülkeniz de Türkiye’nin işgali altında” demişti.
Bazı hafızalar bunları unutsa da, bir Kıbrıslı Türk olarak bu çirkin benzetmeyi benim ve Kıbrıs’taki diğer uluslararası ilişkiler uzmanlarının unutması mümkün değil.
Anastasiadis’e “sizin ülkeniz Türkiye’nin işgali altında” diyebilecek kadar gözü kararmış olan NabeelShaath’ın bilmediği veya bildiği ama çirkin politikasından dolayı dile getirmediği, Rum Ortodoks Kilisesi ile ilgili bazı gerçekler var. Bunu kendisine ve benzeri Filistinli politikacılara hatırlatmak da benim görevim olmalı.
Filistin halkı, Rum Ortodoks Kilisesi Patriği Theophilos’un görevinden alınmasını istiyor. Gerekçeleri de Rum Ortodoks Kilisesi’nin sahibi olduğu büyük boyutlardaki Filistin topraklarını İsrailli yerleşimcilere satmasının bugünlerde hızlanmış olması.
İsrailli finansal haberler sitesi “Calcalist”te haziran ayında yer alan bir habere göre Rum Ortodoks Kilisesi gizlice, Kudüs’ün en önemli bölgesi olan batı Kudüs’te 100 bin metrekarelik bir toprağı 10 milyon dolara İsrailli kuruluşlara ve şirketlere satmış.
Bir ay sonra, bir İsrail mahkemesi, Kudüs’te “Şehir Merkezi”ndeki üç kıymetli mülk üzerinde, kilise ile bölgede bir Yahudi çoğunluk nüfusu oluşturmayı amaçlayan bir yerleşim grubu arasında 2004 yılında yapılan bir mülk anlaşmasını onaylamış durumda.
Mahkemenin bu kararını, Rum Ortodoks Kilisesi’nin, Filistinlilerin asırlardır yaşadığı sahil kasabası olan Caesarea’da içinde oturanların zorla, tehditle ve mahkeme kararı ile tahliye edildiği bir araziyi sattığını içeren bir rapor izledi.
Rum Ortodoks Kilisesi, İsrail Parlamento binası ve kompleksi Knesset’in üzerinde kurulduğu arazi ve Kudüs’ün yaklaşık yüzde 20’si dahil olmak üzere dünyadaki en çekişmeli alanların ikinci en büyük arazi sahibi. 2005 yılından beri, kilisenin taşınır ve taşınmaz varlıkları ile ilgili sorunlar ve krizler, açığa çıkan gizli teyp kayıtları ve offshore banka hesaplarından rüşvet iddialarına kadar, içinde Patrik Irineos da olmak üzere her şeyi kapsamakta.
Rum Ortodoks Kilisesi, sahibi olduğu taşınmaz malları açıklamayı reddetmesine rağmen yapılan güvenilir araştırmalara ve raporlara göre Kilise 20 bin dönüm kıymetli arazi sahibi. Bu arazilerin içinde de binalar, apartmanlar, kiliseler, ibadet yerleri, manastırlar, mezarlıklar ve zirai alanlar bulunmakta. Ne var ki, Filistin Devleti’nin siyasileri, her zaman yanlarında olan Türkiye yerine, kendilerini arkalarından bıçaklayan başka devlet ve kuruluşlardan medet umuyorlar.
Bir başka yazımda da Rum Ortodoks Kilisesi’nin, zaman içinde Filistinlilere ait hangi toprakları İsrail devletine ve İsrailli yerleşimcilere sattığına değineceğim…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Prof. Dr. Ata Atun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR