Şehrin orta yeri hapishane

MAKALEYİ DİNLE

Özgür olmak... Hür yaşamak iman etmektir. Sadece ve sadece Allah’a kul olmaktır. Paranın, makamın, gücün karşısında eğilmeden, inancın işaretiyle hareket etmek… Özgür birey olmak yani Müslüman olmaktır...

Yukarıya doğru evler, gökdelenler yükselirken, insanlar küçülüyor.

İnsan kendi elleriyle kurduğu sistemin kölesi olur mu?

Şehrin orta yerlerine hapishane inşa edip gönüllü tutsak olur mu? Yarın kıyamet koyacağına inansan, tereddüt etmeden ağaç dik diyen inancın sahipleri olarak, her türlü yeşili katlederek, betonlaşmaya hız veren bizler aslında kendi mezarlarımızı kazıyoruz. Yukarı çıktıkça, yukarıya doğru evler, işyerleri inşa ettikçe, onurlarımızı, iyilik yanlarımızı yontuyoruz. Silikleştiriyoruz hayatı.

Anlamsızlaştırıyoruz ömürlerimizi.

Ağzı kanlı yaratıklara dönüyoruz. Yaratılış hikmetini, yaratılış sebeplerini ortadan kaldırırken, geride kalan beyhude süfli bir hayat olduğunu hâlâ anlamıyoruz.

Şehirleri kapalı, açık mapushanelere çevirdik.

Gönüllü mahkûmluğu tercih ettik…

Yanlışa karşı gelmek, doğruları çoğaltmak çabasını kulak ardı ettik. Bin yıl yaşamak uğruna onursuz bir geleceğe sarıldık. Doğru söylemeyi, dürüst davranmayı, en zor zamanlarda dahi hakikati dillendirmeyi, Müslüman olmanın şartı bilemedik. İnancımızı bilme gereğinden kaçtık. Kur’an’ı cenazeden cenazeye hatırladık. Mezar başı okuma kitabı haline çevirdik. Hayata nizam veren o ışığa sırtımızı cevirdik

Zamana zulmettik. Gökdelene bir kat daha çıkma uğruna insani değerlerimizi yok ettik.

Sahi biz nereye gidiyoruz?

Bu hoyratça kaba saba yürüyüşün varacağı yer neresi?

Kur’an’ın nidasına kulağımızı açarak kendimize dönmeliyiz.

Allah’a yaklaşmalı, ipine dört elle sarılmalıyız.

Zulmü, kabalığı, hoyratlığı, acımasız davranışları ortadan kaldırmak için adalet ipine sarılmalı zaman ve zaman üstü hakikatlerle ruhumuzu yıkamalıyız

Vakit geçiyor, ömür bitiyor, ölmeden önce, defterler açılmadan önce halimizi gidişatımızı sorgulamalı değil miyiz?

Kapkaranlık şehirler inşa ettik ortasında hapishaneler...

Bu hali değiştirmek için bugün değilse ne zaman?

Yarın olmayabilir dünyalık hayatımızda… Ona göre.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Remzi Çayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Cok dogru, bir hengame icinde kendi kendimizi hapsettik, farkinda bile degiliz. Hergun bir bogusma, didisme seklinde huzursuzluk icinde geciyor.

Yanıtla . 1Beğen 02 Ocak 12:12
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR