Onların hikâyesi

İsveç’te mülteci bir ailenin üç çocuğunu şiddet kullanarak ellerinden alan bir polis ve acı ile bağıran bir anne… Ve olup bitenleri anlamadan çaresizliğe teslim olan çocuklar… Savaş, göç, yoksulluk, çile yalnızlık ve sonu hüsranla biten bir hikaye… Allah’ım nasıl olur da vicdanlar bu kadar körelebilir? Nasıl olur da insan türü yırtıcı bir yaratığa dönüşebilir? Anlamak mümkün değil.

Kuşları bilirsiniz. Yuva yaparken ağaçların en tenha ve en güvenli dallarını seçerler. Yuvaya dışarıdan taşıdıkları materyalleri özel bir yöntemle düzenler ve yumurtadan çıkacak yavrular için korunaklı hale getirirler. Yuvanın yapımı epey vakit alır. Fakat kuş yuvayı yapıp yumurtaları buraya yerleştirdiğinde artık güvendedir. Yavrular burada dünyaya gelirler ve kendilerine yetecek duruma gelinceye kadar burada kalırlar. Fakat bir gün bir kartal gelir ve annenin bin bir emekle yaptığı o yuvayı birkaç dakikada yıkıverir. Artık bu saatten sonra ne yavrular huzur bulur ne de anne. İsveç’te çocuklarından koparılan Suriyeli ailenin durumu bundan farklı mı sizce? Düşünün her şey yolunda gidiyor dediğiniz bir anda yaşamınızın dengesi tamamen alt üst oluyor. Eviniz yıkılıyor, eşiniz öldürülüyor, sahip olduğunuz imkânlarınız yerle bir ediliyor. Ve siz çocuklarınızı korumak için büyüttüğünüz bütün hatıraları geride bırakıp sonu görünmez bir yola çıkıyorsunuz. Acı, yoksulluk, yalnızlık ve çaresizliğinizle başa çıkmaya çalışırken zihniniz hep çocuklarınızla meşgul oluyor. Onları koruyabilmek için her şeyi göze alıyor ve bütün engelleri aşarak Avrupa’nın yollarına düşünüyorsunuz. Sanıyorsunuz burada her şey güllük gülistanlık olacak, sanıyorsunuz çocuklar burada daha iyi bir gelecek elde edecekler. Fakat olmuyor, sizin kültürel dokunuzla hiçbir şekilde uyuşmayan bir toplumda yaşamınızı sürdürmeye çalışmanız sandığınız kadar kolay olmuyor. Ve bir gün hiç beklemediğiniz bir olayla karşılaşıyorsunuz. İki polis geliyor ve sizin onca tehlikeden koruduğunuz ve uğruna onca riski alıp yola düştüğünüz ciğer parelerinizi elinizden sökerek alıp götürüyorlar. Bundan sonra çocuklarınızı nerede ve hangi şartlarda olacaklar, onları bir daha görebilecek misiniz hiçbir şey bilmiyorsunuz. Belki de köklerine yabancılaştırılan ve Hristiyan ailelere evlatlık verilen çocuklarınızla ortak bir zeminde buluşma imkânınız dahi kalmayacak? Suriyeli annenin durumu bundan farklı mı sizce?

İsveç’e sığınan ve yanlarında refakatçıları olmayan 400 Suriye çocuğun kayıp olduğu söyleniyor. Uluslararası sivil toplum kuruluşu Save the Children örgütünün İsveç sorumlusu Sara Granath kayıp çocuklardan haber alınamamasının son derece kaygı verici olduğunu açıklamakla yetiniyor. İsveç göçmenler dairesinin yayınladığı raporu göre ise 2014 yılına 7 bin refakatçısı olmayan çocuğun ülkeye girdiğini bu çocukların büyük çoğunluğunun akıbetinin bilinmediğini söylüyor.

Peki, şimdiden sonra ne olacak? Eğer İslam toplumları yaşanan sorunlar için köklü bir çözüm getiremezlerse bir nesil kaybolup gidecek. Ve yarın büyük mahkemede bunun hesabını vermek zorunda kalacağız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Bilal B. - Vallahi bizim yöneticilerimiz vahşi ABD'ye destek vermeseydiler bu savaşların çoğu olmayacaktı ve insanlar yerlerinden yurtlarından olmayacaklardı.

Yanıtla . 0Beğen 30 Aralık 16:08
01

Cihan - Multeci olmak ne zor, nerde olursa olsun. Allah kimseyi io duruma dusurmesin. Kim evinden, barkindan, kendince kurdugu duzenden ayrilmak ister.

Yanıtla . 0Beğen 30 Aralık 12:06

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?