Herhangi bir kadın olmamak

MAKALEYİ DİNLE

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Müslüman kadın, her hangi bir kadın değildir. Takvası, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına uyması, iffet ve namusunu muhafaza etmesi onu kahramanlaştırır. Müslüman kadınların örnekleri Peygamberimizin hanımlarıdır. Allah onlara şöyle sesleniyor: AHZAP 32-34: “Ey Peygamber’in hanımları, siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü çekicilikle söylemeyin ki kalbinde hastalık bulunan kimse kötü ümide kapılmasın. Sözü maruf bir tarzda söyleyin. Evlerinizde vakarınız ile oturun. Önceki cahiliye devri kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resulüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı, Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.” Çünkü Peygamberimizin hanımları O’nun hayatının yarısını, yani gece hayatını görerek yaşayan kimselerdir. Ümmet, aile hayatı ile ilgili ahkamı Peygamberimizin hanımlarından öğrenmiştir. Hz. Aişe validemiz, iki binin üzerinde hadis rivayet etmiştir. Onlar ümit verici konuşma yapmıyorlar ama Rabbimiz yine de uyarıyor.

Ümit veren konuşma, tahrik eden konuşmadır. Burada buna dikkat çekiliyor. Maruf sözler söyleyiniz deniliyor. Maruf söz iki türlüdür. 1. Toplumun müştereken kabul ettiği tavırlar ve sözler, 2. Allah’ın tasvip ettiği, söylenmesini istediği ve söylenmesini istemediği şeylere dikkat ederek konuşmaktır. “Evlerinizde izzetiniz, iffetiniz ve vakarınızla oturunuz.” Buradan anlaşılması gereken fıkıh, kadınların ihtiyaçlarını görmek için dışarı çıkarken tam tesettürle çıkmalarıdır. Kadınların dışarıya erkeklerin iştahını çekecek bir kıyafetle çıkmaları yasaklanmıştır. Allah’ın, “Evlerinizde izzetlerinizle ve iffetlerinizle oturunuz. Namazlarınızı dosdoğru kılınız, zekâtlarınızı veriniz, Allah’a ve Resulü’ne itaat ediniz” emri Peygamberimizin ve ümmetin hanımlarına kötülüğün, pisliğin bulaşmaması içindir. Allah’ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayınız deniliyor. Peygamberimiz kendisine nazil olan ayetleri çeşitli vesilelerle insanlara duyuruyor. Peygamberimizin ömrünün yarısını geçirdiği evinde, nazil olan ayetleri ve o ayetlerin Peygamberimiz tarafından yapılan hem sözlü, hem de davranış şekillerinin de kıyamete kadar gelecek insanlara nakledilmesi gerekiyor. Bu nakletme görevi de Peygamberimizin hanımlarına düşüyor. Peygamberimizin hanımı olmak kolay bir şey değildir. Sorumluluğu ağır bir şeydir. O annelerimiz de bu sorumluğun gerekenini de yapmışlar.

BAĞIŞLANMA VE MÜKÂFAT

AHZAP 35: “Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, gönülden (Allah’a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah’a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” Sadık erkekler ve sadık kadınlar birlikte hareket edecekler, dünya ve ahiret saadetini birlikte kazanacaklardır. Müslüman erkekler ile Müslüman kadınlar Milli Görüşçü olup Saadet Partisi’nde toplanıp “Adil Düzeni” birlikte kurup dünyalarını da ahiretlerini de kazanmış olacaklardır. Bu mücadelede başlarına gelebilecek her şeye sabredip birlikte cennete gireceklerdir. Allah’ı çok zikretme konusunda erkek hanımına, hanım erkeğine yardımcı olacak. İhtiyaç sahiplerine birlikte yardım edeceklerdir. Orucu tutarken, Allah’ın kitabını anlamada, verdiği bütün nimetleri Allah yolunda kullanırken, birbirlerine yardım edecekler. İşte bu mümin kadın ve erkeğe Allah, bildikleri veya bilmedikleri mükâfatlar hazırladığını müjdeliyor.

DÜŞMAN VE DOST

TEĞABÜN 14: “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” Düşmandır derken, İslam’a ahkâmına uymadıkları gibi, başkalarının da uymalarına engel olurlar. İşte böyle olanlar düşmandırlar, bunlardan sakınmak gerekir. İslam’a inanıp yaşamayan hiçbir insanın dostluğuna güvenilmez. TAHRİM 10-12: “Allah, inkâr edenlere, Nuh’un karısı ile Lut’un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah’tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin denildi. Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim, bana katından, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar” demişti. Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.” Bu üç ayette Allah bize örnekler veriyor. Nuh’un ve Lut’un hanımı kocalarının peygamber olduğuna inanmadılar. Kâfirlerle beraber helak oldular ve cehennemlik oldular. Bu iki hanımın aksine Firavun’un hanımı ise Müslümanlığı seçtiği için cennetlik oldu. Yıllarca Firavun’un yanında yaşamış ama Musa’nın peygamberliğini duyduktan sonra O’na iman etmiş ve Firavun tarafından işkence ile öldürülmüş ve şehit edilmiştir. İmanından dolayı kadınlara işkence edenler, Firavun’un neslini devam ettiriyorlar. Meryem validemiz de bize örnek olarak veriliyor ve Allah’a gönülden ibadet edenler arasına girdiği ifade ediyor. Bütün bu iman eden hanımlar bizim örneklerimizdir.

DUA

NUH 28: “Rabbim, beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini artır.” Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR